• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI
18 Mayıs 2019

Cahil bir profesöre ve arkasındaki ahmaklara ilmi bir tokat! İslam Hukuku mu Osmanlı Hukuku mu?

Geçen haftalarda “İslam Hukuku diye bir şey yok” diyen akademisyen bir hukukçunun (bu kişi aynı zamanda aileleri perişan eden 6284 nolu yasanın da mimarı olarak bilinmektedir) iddialarına cevap vermiştik. İşte bu yazımız üzerine muhterem Prof. Dr. Ahmed Akgündüz hocamız uzun bir yazı göndermiş. Kısaltarak yayınlıyoruz:

“Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar büyük cehalet ve yalancılıkla sürdürülen, “İslam Hukuku yoktur; Osmanlı Hukuku vardır” iftirasına, bir zamanlar mevcut hükümetimizin YÖK’teki en önemli yetkilisi ve TCK’yı hazırladığını bildiğim İslam Hukuku konusunda cahil bir profesör, eski zırvaları yeniden dile getirmiş. “Ahmağın cevabı sükûttur ama ahmakların arkasında cahil dostlar bulunabilmektedir” kaidesince, ikincileri muhatap alarak bu saçma sapan iddiaya cevap vermek ve daha doğrusu 11 büyük cilt halinde OSMANLI KANUNNAMELERİ VE HUKUKÎ TAHLİLLERİ verdiğim cevabı özetlemek istiyorum.

Önemle ifade edelim ki, Cumhuriyet sonrası, Osmanlı hukuku ile alâkalı kaleme alınan eserlerde ve yapılan araştırmalarda, ba’zı müsteşrikler ve Türk ilim adamları tarafından ortaya atılan bir kısım yeni ve garip iddialar gözümüze çarpmakta ve hatta İslâm hukukundan habersiz hukuk ve kültür çevrelerinde, bu görüş, sâbit ve temel fikir olarak maalesef kabul edilmektedir. Dikkat edilirse biz Cumhuriyet sonrası dönem kaydını düştük. Zira Cumhuriyet öncesi ilim adamlarının, Müslüman olsun müsteşrik olsun, böyle açık bir hataya düştükleri görülmemiştir.

Önce şunu ifade edelim ki, bu tür iddia sâhiplerinin özellikle Türk olanları, sadece tarihçi veya iktisatçı olma vasfına sahiptirler. İslâmî ilimler, İslâm hukuku, İslâm hukukunun kaynağı, muhtevâsı ve vasıfları ile ilgili derinlemesine ve orijinal kaynaklara dayalı ayrıntılı bilgiye sahip değillerdir. Her birisi kendi alanında nadide şahsiyet olmasına rağmen, İslâm hukuku alanında eksiktirler. Bu husus, düşülen hataların önemli ve birinci sebebini teşkil etmektedir. Bir diğer sebep de, batılı ilim adamlarının ve özellikle Gold ziher ve J. Shacht gibi peşin fikirli olanlarının, konuyla ilgili fikir bulandırma gayretleridir. Buna Cumhuriyet dönemindeki lâik hukuk sisteminin halka şirin gösterilmesi için; Osmanlı Devletinin de İslam hukukunu tatbik etmediği ve kendine hâs lâik bir hukuk nizâmı uyguladığı yahut hukuk nizâmından mahrûm bulunduğu şeklindeki resmî görüş de destek verince, meseleye vâkıf olmayan Türk ve yabancı ilim adamları, Osmanlı hukuku hakkında yukardaki görüşü, ispatına lüzum görülmeyen aksiyom gibi kabul etmiş görünmektedirler. İslâmî ilimleri ve İslâm hukukunu bilen ilim adamlarının, Osmanlı hukuk tatbikatından ve kanunnâmelerin muhtevâsından tam haberdar olmayışları ise, karşı görüşün doğmasını en azından engellemiş yahut geciktirmiştir.

Osmanlı Devleti Müslüman bir Türk devletidir. Bu devletin hukuk nizâmı da İslâm hukuku yani fıkıhtır. 

 Osmanlı hukukundaki mevzûât hükümleri iki kısımdır: Birincisi; Doğrudan doğruya Kur’ân ve sünnete dayanan ve fıkıh kitaplarında tedvin edilmiş bulunan hükümlere şer‘î hükümler, şer‘-i şerif veya şer‘î hukuk denmektedir. Osmanlı hukukunun % 85’ini bu hükümler teşkil eder. Bu sebepledir ki, Molla Hüsrev’in “Dürrer ve Gurer”i ile İbrahim Halebî’nin “Mülteka”sı Osmanlı Devletinin medeni kanunu olarak görülmüştür. İkincisi; şer‘î hükümlerin tanıdığı sınırlı yasama yetkisine veya içtihad esasına dayanılarak, özellikle malî hukuk, toprak hukuku, ta‘zir cezaları, askerî hukuk ve idâre hukukuna ait hukukî düzenlemeler ve temelini örf-âdet, âmme maslahatı gibi tâlî kaynaklar teşkil eden içtihadî hükümlerdir ki, bunlara da örfî hukuk, siyâset-i şer‘îye, kanun kanunnâme ve benzeri isimler verilir. Bunlar da şer‘î esasların dışına çıkamayacağı için, İslâm hukukunun dışında bir hukuk nizâmı olarak kabul edilemez.

Osmanlı hukuku İslâm hukukundan ibaret olduğuna göre, bu hukukun kaynağı da, ba’zı müsteşriklerin iddia ettiği gibi meçhul değildir. Belki İslâm hukukunun kaynakları, Osmanlı hukukunun da kaynaklarıdır. Bu konudaki hataların menşeini, yukardaki ayırımın ikinci kısmını İslâm hukukundan ayrı bir nizam gibi kabul etmek teşkil etmektedir. Hâlbuki şer‘î hükümlerin kaynağını, genellikle İslâm hukukunun aslî kaynakları, yani Kur’an, sünnet, icma’ ve kıyas teşkil ederken; örfï hukuk ve içtihadî hükümlerin kaynağını ise İslâm hukukunun tâli kaynakları yani âmme maslahatı (İstislâh), istihsân, diğer hukuk sistemleri, örf âdet kâideleri ve benzeri kaynaklar teşkil etmektedir.”

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23