İstanbul Sözleşmesinin Kanunu (6284 Sayılı Kanun) (2)
İstanbul Sözleşmesinin Kanunu (6284 Sayılı Kanun) (2)
PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK
6284 SAYILI KANUNUN SAĞLADIĞI HAKLAR, ALINACAK TEDBİRLER
HAKİM AŞAĞIDAKİ KARARLARI VEREBİLİR
a-Mahkeme müşterek konutu ‘korunan kişiye’ tahsis edebilir. Koca kendi evine, hatta yakınına da gelemez. Kiralık evse, hem gelemez, hem de kirasını ödemeye devam eder.
b--Gerekli görülmesi halinde korunan kadın şiddete uğramasa dahi, kendisine, çocuğu/çocuklarına, yakınlarına, şahitlere, erkeğin yaklaşmamasını isteyebilir.
c-Çocuklarla ilgili ilişki ancak refakatçi eşliğinde sınırlı olacak, veya hiçbir ilişki kurulamayacaktır (baba kendi çocuğunu dahi göremiyor). (md:5/1-b, c, d).
d-Geçici yakın koruma talep edebilir.
e-Geçici velayet ve tedbir nafakası isteyebilir.
f-Oturduğu eve aile konutu şerhi konulmasını isteyebilir. Bu durumda koca, kendi evini kiraya veremez, satamaz.
g-Kadına tedbir nafakası (kocası tarafından) verilmesine hükmedebilir. h-Bu kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte Hakim, velayet, kayyım ve kişisel ilişki kurulması hususunda yetkilidir. (md:5/2, 3, 4).
I-Hakkında tedbir kararı verilen (erkek-koca) kararlara uymazsa, hakim tarafından 3-10 gün zorlama hapsine tabi tutulur. Tekrarlaması halinde hapis süresi 15 günden 6 aya kadar olabilir. (md:13/1, 2).
ŞİMDİ DÜŞÜNELİM!
-Delilsiz, belgesiz ihbar ve iddialar suç teşkil eder mi?
-Yalan ve iftira atılmışsa ne olacak?
-Kadın, her ne olursa olsun, mutlak haklı mıdır?
-Bu durumda, kim, resmi, nikahlı evliliğe talip olur?
-‘Eziyet etmek, cinayet işlemek’ için evlenilir mi?
-Bu uygulamaları emreden 6284 sayılı kanun meşru, nikahlı evliliği mi teşvik ediyor, yoksa nikahsız birlikte yaşamayı mı?
ŞİDDET VE İÇ HUKUK
*6284 sayılı kanunun çıkarılma gerekçesi kadına karşı şiddetin önlenmesi olarak gösterilmektedir. Peki iç hukukumuzda şiddeti önleyici kanunlar, hükümler yok mudur ki, böyle bir lüzum hasıl oldu? Halbuki iç hukukumuzda şiddeti önleyici kanunlar vardır. Anayasanın 17. maddesi her türlü kişi haklarını koruyucu önlemlerin alınmasına amirdir. Türk ceza kanununun (TCK) 81, 82. Md. Ve Ailenin korunmasına dair 4320 sayılı kanun şiddetin önlenmesine yöneliktir. Cinayete ve yapılış şekline göre en ağır ceza olan müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmektedir (TCK 81-82). Eğer bu kanunlar da yetersiz kalıyorsa, bunlara yeni hükümler ilave edilebilirdi. İç hukukumuz buna müsaittir. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesine ve onun uygulama kanunu olan 6284 sayılı kanuna ihtiyaç olmaması gerekirdi. Eğer şiddetin önlenmesine zecri tedbirler kâfi deniliyorsa, bu kanunlar ve ilgili mevzuat tamamıyla uygulansa maddî olarak şiddetin önlenmesi bakımından kâfidir. Ama şiddetin pek çok sebebi vardır. Bu sebepler analiz edilmeden ve bunlara uygun çözümlemeler getirilmeden şiddet sadece zecrî tedbirlerle önlenemez. Nitekim çıkarılan 6284 sayılı kanuna rağmen şiddet önlenememiş, azalmamış bilakis artmıştır. Bu bakımdan kadın cinayetlerinin önlenmesi için ‘İstanbul Sözleşmesi ve onun uygulama kanunu 6284 sayılı kanunun tek çareymiş gibi ileri sürülmesi gerçeklerle örtüşmemektedir.
ŞİMDİ BİR DAHA DÜŞÜNELİM!
*İstanbul Sözleşmesi ve onun uygulama kanunu 6284, aile bütünlüğünü korumaya, devamını sağlamaya mı, yoksa aileyi dağıtmaya ve yıkmaya mı matuftur? İstanbul Sözleşmesini hazırlayanların ve 6284’ü çıkaranların gerçek maksadı ‘kadın cinayetlerini önlemek mi, yoksa toplumu bozmak, aileyi yıkmak mı? İnsan merak etmeden duramıyor.
*İstanbul Sözleşmesi, sayın Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın 20 Mart 2021’de 3718 sayılı kararı ile feshedildi. Lakin onun uygulama kanunu 6284 kaldırılmadı. Bilakis ‘6284’ü sıkı sıkıya takip edeceğiz, ciddi olarak uygulayacağız’ denilmiştir.
Devam edecek…







