Dini ve dünyayı anlama (Sömürülmekten kurtulmak için ne yapılmalı ?) (1)
Dini ve dünyayı anlama (Sömürülmekten kurtulmak için ne yapılmalı ?) (1)
Prof. Dr. YUSUF ÖZERTÜRK
Allah-ü Teâla’nın bir ‘TEŞRİÎ, bir de ‘ TEKVİNÎ’ ayetleri vardır.
A-TEŞRİÎ AYETLER:
* Şeriatla, din ile ilgili ayetlerdir. Teşriî ayetler Kur’ân’ı Hakim’de bildirilmiştir. Resûlullah(sav) da Kur’ân’ın talimi ve tebliği ile görevlendirilmiştir. Teşriî ayetlerin açıklaması, tefsiri ve nasıl hayata tatbik edileceği Resûlullah’a uymakla mümkündür. Resulullah’ın anlamasının dışında Kur’ân’a anlam yüklemek yeni bir din uydurmaktır. Teşriî emirlere uyulur veya uyulmaz. Uyanlar ve mucibince amel edenler (gereğini yapanlar)mü’minlerdir. Uymayanlar ise fâsıklardır (günahkarlar). Dine uymanın veya uymamanın mükâfatı ve cezasının bir kısmı ‘DÜNYA’DA da görülmekle beraber, ekserisinin neticesi ‘AHİRET’TE görülecektir (Allah’ın vaadi icabı). Çünkü başta Peygamberler olmak üzere pek çok Allah dostları (evliyalar, abidler, zahitler vs) dünyada sıkıntı içinde yaşamışlar, zalim ve gaddarların eziyetlerine, zulümlerine maruz kalmışlardır (tarihteki ciğersuz vakalar vs) ve halen de kalmaktadırlar. Buna karşılık fâsıklar, münâfıklar, zalimler müreffeh bir hayat yaşamış ve çok defada dünyada cezalarını çekmeden gitmişlerdir/gitmektedirler. Elbette sâdıklar, muhlisler için bir dar-ı saadet, mücrimler ve zalimler için de bir dar-ı mücazat yeri olacaktır. Ki bu da ancak Ahirette olacaktır. Aksi ise muhaldir (Akıl kabul etmez).
Çünkü ADİL-İ MUTLAK OLAN ALLAH’I İNKAR ETMEK GEREKİR, BU DA MÜMKÜN DEĞİLDİR.
B-TEKVİNÎ AYETLER
* Tekvinî ayetler; Yaratılışla, Kâinatla, mahlukatla ilgili ayetler (kanunlar)dir. Bunlara ‘ADETULLAH (SÜNNETULLAH) denir. Materyalist felsefe bunlara yanlış olarak ‘TABİAT’(doğa) kanunları demektedir. Dine (teşrii ayetlere) uyulup, uyulmaması gibi, Tekvinî kanunlara (Sünnetullah) da uyulur veya uyulmaz.
TEKVİNÎ AYETLERE UYULMASI DEMEK;
* AKLI kullanarak düşünmek, çalışmak, gayret etmek ve araştırmakla canlı-cansız yaratıkları inceleyip, faydalı icatları, keşifleri, teknolojiyi üretmek, yani ilim tedrisatı yapmakla olur. Tekvinî kanunlarının (ayetlerin) manasını, açılımını, açıklamasını ‘İLİM VE İLİM ADAMLARI’ yapacaktır.
* TEKVİNÎ ayetlere (kanunlara) uyup- uymamanın ekseri ‘KÂRI VE ZARARI’ DÜNYADA görülür.
* ADETULLAH’A (TEKVİNÎ KANUNLARA) UYUP, GEREĞİNİ YAPAN TOPLUMLAR; Bunlar üretim toplumlarıdır. Üretim toplumları, gelişir, zenginleşirler. Zenginleştikçe ilmi çalışmalara (AR-GE) daha çok yatırım yaparlar. Dolayısıyla ileri teknoloji ürünleri (katma değeri yüksek) üretirler. Katma değeri yüksek ürünlerin fiyatları da yüksek olur. Bu ürünleri üretemeyen, fakat ihtiyacı da olan toplumlara satarak sermaye birikimi yaparlar. Sermaye birikimi yeni yatırım ve kâr demektir. Bu kârlı döngü devam eder durur tâ ki tüketim toplumları üretim toplumu oluncaya kadar.
TEKVİNÎ KANUNLARA UYMAYAN TOPLUMLAR;
* Bunlar tüketim toplumlarıdır. Böyle toplumlar ihtiyaçları olan ürünleri üretemez, üreten toplumlardan yüksek bedeller ödeyerek satın alırlar. Mevcut kaynaklarını satın almada kullanırlar veya kullandırırlar. Böyle toplumlarda üretim yok veya yetersiz olduğundan paralarının değeri düşer, emeğin ücreti azalır, enflasyon yükselir, hayat zorlaşır. Tüketim toplumları tam bağımsız da olamazlar, ekonomik olarak hep dışa bağımlı olurlar. Bu bağımlılık, belli bir seviyeden sonra hayatı daha da zorlaştırarak kargaşa, nifâk, ihtilâl vs zeminini hazırlar ve toplum bölünür veya devlet yıkılır.
* Batı toplumları düşünceyi keşfedinceye kadar skolastik öğretinin baskı ve zulmüne maruz kaldılar. Entelektüeller yakılarak, giyotine, vs giderek bir bedel ödemişlerdir. Ama düşünce uykudan uyandırılıp aktif hale getirildikten (Rene’ Descartes, vd) sonra süratle ilmi çalışmalar gelişmiş, icat ve keşifler artmıştır. İlimle teknolojilerini geliştiren milletler kuvvetlenerek, teknolojileri gelişmemiş zayıf toplumları sömürmeye başlamışlardır. sömürgecilikle, sermaye ve kaynak elde edilince, ilmi çalışmalar daha da hızlandırılmış ve inovasyonla yeni, ileri teknoloji ürünleri (askeri, kimyevi, sağlık, sanayi, vs, ürünler) üretilmiştir. İleri teknoloji ürünleri, bunları yapamayan ama ihtiyaç duyan ülkelere pahalı olarak satılarak sermaye ve kaynak artırımı sürdürülmüştür.
NETİCE OLARAK:
* Sermaye ilmi, ilim de teknoloji üreterek sermayeyi destekleyip, kuvvetlendirmiş ve bu üreten daire genişleyerek devam etmiştir.
* Üreten, ihracatı, ithalatından fazla olan, cari fazlalığı, sermaye birikimi olan ülkeler; üretemeyen, cari açığı olan ihtiyaç sahibi ülkeleri pazar yaparak, hem ürünlerini, hem de sermayelerini pahalıya satıp sömürmeye devam etmişler/ ediyorlar.
* Bu sömürü, sömürülen ülkelerin gelişimini tamamlayıp, üretip, cari açıklarını dengeleyinceye kadar da devam edecektir.
Devam edecek…







