Cahiliye toplumu ve İslâm (7)
Cahiliye toplumu ve İslâm (7)
PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK
d-CAHİLİYEDE İÇKİ
* İslām öncesi Cahiliye devrinde Araplar arasında içki içmek çok yaygındı. Araplar içkiyi hem bir ticaret metaı, hem de eğlence ve zevkin olmazsa olmazı olarak görüyorlardı. Hatta içki Arap şiir ve edabiyatının da bir unsuru olmuştu. Araplar üzümden yapılan şaraba ‘Hamr’ derlerdi. Araplar, çabuk veya geç sarhoş etmesi, yapıldığı malzeme, saklandığı kab, rengi, eski veya taze olmasına göre Hamr’a değişik isimler vermişlerdir. Bunlar hurmadan veya hurma ile üzümün karıştırılması ile yapılırdı. Bunlar arasında nebiz, fadih, halitan, zehv, temr sayılabilir. Mısır ve arpadan yapılan içkiye de Mizr derlerdi. İçkiye sarhoş ettiği için ‘Müskir’, alışkanlık yapığı için de ‘Akar’ denirdi. İçki müptelası olanlara da ‘Müdmin’ derlerdi. Cahiliye devrinde şarap bağcılığının yapıldığı Taif gibi yerlerde yapılır veya Suriye, Irak ve Yemen’den getirilirdi. İçki işret meclislerinde ‘Kayne’ denilen cariyelerin ud çalıp, şarkı söyledikleri mekanlarda içilirdi. Araplar misafirlerine yemekte de içki ikram ederlerdi. İçki, genelde Yahudilerin işlettikleri Hanut, Hammare denen meyhanelerde ve panayır ve yol kenarlarında da satılırdı. İslam’ın tebliğ edilmesine rağmen içki yasağını bildiren ayet gelinceye kadar içki içilmesi devam etmiştir.
MODERN CAHİLİYEDE İÇKİ
* İnsanlık tarihi boyunca her devirde sarhoşluk veren içkiler kullanılmıştır. Eski cahiliye de olduğu gibi modern cahiliyede de sarhoşluk veren maddeler çeşitlenerek kullanılmaya devam edilmektedir. Buna göre içerisinde sarhoş etme ve uyuşturma özelliği olan Alkol (Rakı, şarap, bira, votka, likör, cin, şampanya, viski, malt, vs), Eroin, Kokain, Esrar, Afyon sakızı, vs gibi maddeler tüketilmektedir. Bu maddelerin ekseriyeti bağımlılık yaparlar. Alkol iptilası hem bedende ve ruhta çeşitli hastalıklara ve bozukluklara sebep olmasının yanında, sosyal ve ekonomik bozukluklara da sebep olmaktadır.
Vücutta alınan alkolün yaklaşık %10 midede, kalanı da ince barsaklarda emilerek dolaşıma girer. Aç karnına alınan alkolün emilmesi daha hızlı (çabuk sarhoş etme), tok karnına alınanınki ise daha yavaştır(geç sarhoşluk). Alkol emildikten sonra büyük bir kısmı karaciğerde parçalanıp su ve karbondioksite dönüştürülürken, kalanı da solunum ve idrar yoluyla atılır. Ancak alınan miktara göre vücutta asetaldehit (acetaldehyde) birikmesi sonucu zehirlenme belirtileri görülmeye başlar. İnsan vücudu aşırı alkol yüklenmesine karşı bir noktaya kadar kendini savunur. Evvela kusma refleksiyle alkolü dışarı atmaya çalışır. Ancak yine de aşırı yüklenme devam ettiğinde alkol koması ve arkasından ölümün gerçekleşmesi kaçınılmaz olmaktadır.
Bazı kişilerde alkolün tesiri kısa sürede görülmez, yani alkol alımı onlar için zehirlenmenin başlangıcında genellikle rahatlatıcı ve neşelendirici rol oynar. Fakat sıkıntılarını, problemlerini ve öfkelerini kontrol altında tutabilen bu şahıslar ilerleyen saatlerde alkolün kontrol mekanizmalarını depresyona uğratması ve bu arada savunma mekanizmalarını da yıkması sonucunda daha sıkıntılı, üzüntülü, öfkeli ve saldırgan olurlar; bu yüzden beraber içmeye gittiği arkadaşını içki masasında öldürenlerin sayısı az değildir.
Bazıları da çok hafif etkisi olabilecek kadar az miktarda alkol aldığı halde hemen çılgınlık derecesinde ağır davranış bozuklukları gösterir. Alkol merkezî sinir sistemi ve beyin üzerine fizyolojik baskı yapar. Alkol alındığı zaman başlangıçta kişinin canlanması, neşelenmesi, beyindeki savunma ve karşı kontrol mekanizmalarının ilk anda baskı altında kalmasının sonucudur. Bu durum, birçok kimseyi ve bazı hekimleri yanıltmakta ve az dozda alınan alkolün uyarıcı etki yaptığı gibi yanlış bir kanaate yol açmaktadır.
Alkol zehirlenmesinin bir miktar ilerlemesiyle kişinin bunalımı yatışmakla birlikte kendini kontrol edemediği görülür; hâfıza zayıflar, dikkat toparlanamaz ve basîret tamamen kaybolur. Kendine aşırı güven kazanan kişi canlı, taşkın ve girişkendir. Kontrolsüz mizaç dalgalanmaları ve duygusal patlamalar ortaya çıkar, bu psikolojik değişikliklere davranış ve idrak bozuklukları da eşlik eder Alkol, derin uykuyu azaltır ve daha sık, daha uzun uyanma dönemleriyle uyku parçalanmasını artırır.
Alkol zehirlenmesinin başlangıcında şahıslar çok konuşkan ve hoşsohbet veya tam tersine içe kapanık ve somurtkan, yahut hırçın ve kavgacı ya da gülme ve ağlama nöbetlerinin birbirini takip ettiği bir görüntü sergiler. Aşırı içki içmenin ilk ve en önemli yan etkisi karaciğer hasarı şeklindedir. Genellikle alkol fazla miktarda alındığında yağ ve proteinlerin birikmesine bağlı olarak karaciğerde yağlanmaya, dolayısıyla bu organın büyümesine ve sonuçta siroz hastalığına yol açar. Yine aşırı ve uzun süreli kullanma mide, bağırsaklar ve pankreasta ağır bozukluklara, tansiyon yükselmesine ve kalp atışlarının düzensiz hale gelmesine sebep olur; ayrıca kan yapımıyla ilgili sistemi olumsuz yönde etkileyerek karaciğer, kalın bağırsak ve akciğer gibi çeşitli organlarda kanser riskini artırır.
Alkoliklerin % 10’unda kısırlık ve alkole bağlı sirozu olan erkeklerin % 30-50’sinde testis küçülmesi görülmektedir. Evliliklerde kaçınılmaz bir gerilime ve tahribata yol açan alkol ailede sosyoekonomik problemlere yol açabilir. Sürekli çekişme ve şiddetle dolu bir aile atmosferi çocuklar üzerinde yıkıcı bir rol oynar ve sarhoş anne babalar çocuklarının onlarla özdeşleşmesi açısından kötü örnek oluştururlar. Aşırı alkol alan kişilerin çocuklarında duygusal çöküntü ve davranış bozukluklarının gelişme riski çok yüksektir. Modern cahiliye de içki toplumu felakete götüren bedeni, ruhi, sosyal ve ekonomik bir afettir.
Kaynakça
1-Nebi Bokurt, içki. TDV İslam Ansikl. 21. cild;455-456
2-Mustafa Baktır, içki. TDV İslam Ansikl. 21. cild;458-462
3-Musa Tosun, içki. TDV İslam Ansikl. 21. cild;462-464







