Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri(5)
Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri(5)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
KERBELA, ‘KERBELA OLARAK KALMADI’
* Kerbela, tarihte misli görülmemiş ciğersuz bir hadise olarak nesiller boyu hafızalara kazınmış ve mü’minlerin yürekleini dağlamıştır. Kerbela, Müslümanlara, Hz. Hüseyin’in (r. a) hak ve adalet uğruna verdiği mücadeleyi ve yaptığı fedakârlığı hatırlatıyor. Bu hatırlatma sadece zihni bir hatırlatma olarak kalmamış, aynı zamanda mekânsal bir karaktere de bürünmüştür. Hicri 10 Muharrem 61 senesinde (10 Ekim 680) Hz. Hüseyin ve şehid edilen 72 kişinin cesedi Ben-i Esed mensubu el Gadiriye köylüleri tarafından Kerbela’da defnedildi. Hz. Hüseyin’in kabri üzerine ilk yapıyı (mezarın üzerine bir kubbe ve etrafına cami şeklinde bir duvar) Muhtar ibn Ebu Ubeyde Sakafi yaptırmıştır (H. 65, Şaban-Mart, 685). Bina daha sonra Şiiler ve Ehl-i Beyt taraftarlarınca yeniden inşa edilmiştir. Türbe, Şiilerce kutsal sayılarak çok sayıda ziyaretçi gelmesi üzerine Abbasi Halifesi Harun Reşid yıktırmıştır (787). El- Memun halife olunca Hz. Hüseyin’in türbesini yeniden inşa ettirmiş ve Şiilerin türbeyi ve diğer şehidlerin kabirlerini ziyaret etmelerine müsaade etmiştir (808). Halife Mütevekkil türbeyi tekrar yıktırdı (850). Halife Muntasır ise mezarın üzerine bir çatı yaptırdı ve ziyaretçiler için bir de sütun diktirdi (861). Daha sonraları türbe, Şii Büveyhiler (945-1055), Safeviler (1501-1736) devleti hükümdarı Şah İsmail (1525), Osmanlı padişahı IV. Murad (1638) tarafından tadilata uğramıştır. Vahhabilerin Kerbela’ya saldırmasıyla türbe tekrar yıkılmıştır (1801). Türbe Kaçar hanedanından Feth Ali şah tarafından tekrar yaptırılmıştır (1812). Türbenin bu günkü hali 1948’de başlayıp 1976’da tamamlanan projeyle ortaya çıkmıştır. Hz. Hüseyin’in kabri, Revak adı verilen kare planlı yapılarla çevrili avlunun (el Ha’ir el Huseyni) ortasında yer alır. Kerbela şehidlerinin tamamı birkaçı müstesna Hz. Hüseyin’in kabrinin güneydoğu tarafına yakın olarak defnedilmiştir.
ŞİİLER KERBELAYI
KÜLT HALİNE GETİRDİLER
* Hz. Hüseyin (r. a)’in Kerbela’da siyasi iktidar uğruna hunharca katledilmesi Müslümanlar, özellikle de Şiiler arasında derin yaralar açmıştır. Hadiseden sonra çeşitli mezheplerin (Şiilik, Caferilik, Zeydilik, Kızılbaşlık, Alevilik ve Bektaşilik) mensuplarınca vaka ile ilgili çok sayıda eserler verilmiştir. Bunların başında, Hz. Hüseyin’in şehid edilmesini anlatan çeşitli ‘Maktel-i Hüseyin (maktelü’l Hüseyin) adı verilen mersiyeler (ağıtlar) gelmektedir. Hz. Hüseyin’in şehid edilmesini anlatan bu eserler özellikle Büveyhiler ve Safeviler döneminde pek çok rağbet görmüştür. Ayrıca ‘Taziye’ adı verilen ve özel kıyafetler, çeşitli ritüellerle (siyah giysiler, alına kırmızı şeritler bağlayarak, zincirle, urganla, yumrukla vs. ile vücutlarına eziyet etmek) icra edilen yas merasimleri de yapılmaktadır. Bu yas merasimleri Muharrem ayının ilk günlerinden başlayıp, Hz. Hüseyin’in şehid edildiği 10 Muharrem günü (yevm-i katl, yevm-i âşûrâ) zirveye çıkar. Daha sonra bu ritüeller, Şiiliği canlı tutan sosyal ve siyasi hayatın bir nevi şiarı haline evrilmiştir. Hz. Hüseyin’in soyu Ali Zeynelabidin’den devam etmiş ve bu soydan gelenler ‘Seyyid’ unvanıyla anılarak bir kudsiyet kazandırılmlştır. Zamanla Şiilerin Hz. Hüseyin’e olan aşırı sevgileri ve Türbesini ziyaret etmenin ‘Hac’ sevabı kazanmak gibi algılanması, Hz. Hüseyin’in hayatını efsanevi bir hüviyete ve Kerbela’yı da kutsal bir beldeye büründürmüştür. Özellikle Şii müelliflerin, mezhebi gayretlerinin bir neticesi olarak yazdıkları Hz. Hüseyin’in şehadet hikâyesi senelerce anlatılmış, okunmuş ve olayla ilgili yeni inançlar gelişip, yayılmıştır. Bu gelişmeler zamanla bâtını bir anlayışa evrilmiştir. Bu sebeple hadis bile uydurulmuş ve hatta Ahzab suresinin 33. Ve Şurâ suresinin 23. ayetleri de zorlama yorumlarla ‘Ehl-i Beyt’ hakkında tefsir edilmeye çalışılmıştır (1, 2). Hz. Hüseyin’in şehadeti için matem tutmak, türbesini ziyaret etmek ve konu ile ilgili eser yazmak, vs, sevap kazanmaya bir vesile olarak görülmüştür. Böylece ‘Hz. Hüseyin’in şehadeti ve Kerbela adeta bir ‘KÜLT’ haline evrilmiştir.
* Hz. Hüseyin’in Kerbela’da katledilmesi Sünnî Müslümanlarca da ciğersuz bir hadise olarak kabul edilmesine ve üzülmelerine rağmen, Sünnîlikte yas tutmaya cevaz verilmediğinden, Şiiler gibi yas tutmazlar. Sünnî Müslümanlar da Muharrem ayının 9, 10 ve 11. günleri oruç tutarlar. Ancak bu orucun Kerbela taziyesi ile bir ilgisi yoktur (3-6).
* Sünnî âlimlere göre, ‘Ehl-i Beyt’ mensupları Hz. Peygamber (sav)’in soyundan gelme şerefine nail olmalarına rağmen hiçbir zaman hata ve günah işlemekten korunmuş değillerdir. Zira ‘İsmet’ (masumluk) sıfatı sadece peygamberlere mahsus bir sıfattır. Ehl-i Beyt’in tathir’inden (temizlenmesinden) bahseden ayetler, onların masum olduklarını değil, Allah’ın emirlerine uydukları taktirde günahlardan temizleneceklerini belirtmektedirler (7).
Devam edecek…
Kaynakça
(1): “...Ey ehl-i beyt, Allah sizden sadece kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor’’ (Ahzab-33).
(2): “...De ki, ‘Ben (Hz. Peygamber) bu tebliğimden dolayı, sizden akrabalarıma (ehl-i beytime) muhabbetten başka bir ücret istemem…” (Şura-23).
(3): Ethem R. Fığlalı, Hz. Hüseyin. TDV İslâm Ansikl. 1998, 18. c; 518-521
(4): İlyas, Üzüm, Hz. Hüseyin. TDV Ansikl. 1998, 18. c; 521-524
(5): MUSTAFA ÖZ, KERBELÂ. TDV İslâm Ansikl. 2022, 25. c; 271-272
(6): Al-Islam. org
(7): Buhârî, Edeb;14.







