14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle
14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
*Mekteb-i Tıbbiye-i şahâne, ordunun Tabib ihtiyacının karşılanması maksadıyla Sultan 2. Mahmut tarafından 14 Mart 1827 tarihinde ‘Tıbhane-i Âmire ve Cerrahhanene-i Âmire’ ismiyle kuruldu. 1903’de Cennet mekân 2. Abdulhamid hanın yaptırdığı Haydarpaşa binasına nakledildi. 1909’da sivil ve askeri tıbbiye birleştirilerek Haydarpaşa Tıp Fakültesi ismini aldı. I. Cihan harbinde 18-19 Mayıs1915 Tıbbiye talebeleri askere alınmış ve Tıbbiye bir yıl kapalı kalmıştır. 14 Mart 1919 tarihinde Tıbbiye talebeleri işgalcileri protesto etmek için toplandılar. Bu tarihten itibaren her yıl 14 Mart Tıp Bayramı olarak kutlanır.
‘Bayram gelmiş neyime anam anam garibem
Kan damlar yüreğime anam anam garibem
Yaralarım sızlıyor anam anam garibem
Gülmek benim neyime anam anam garibem..’
Evet Urfalı Cemil Cankat, böyle diyor.
*İnsanlar niye bayram yaparlar?
-Ya bir dertten-sıkıntıdan kurtulurlar. Veya bir nimete ererler onun için bayram yaparlar. Dertlilerin, eziyete uğrayanların bayram neyine!
*Tıp Fak. girmek için gece-gündüz uykusuz Anan ağlasın. 6-7 sene deliler gibi çalış. Hangi delikten hangi damar-sinir geçer vs rüyalarında kâbus gör. İhtisasa girmek için ‹tırlatmaya’ az kalsın. 4-7 sene asistan olarak marabalık yap. Fiilen mesleği icra etmek için en az 10-12 seneni meşakkatle geçir. Sonra iş bununla bitse iyi, hayat boyu yenilikleri takip edebilmek için devamlı tahsile devam mecburiyeti… Elin ayağın tutmayana kadar da ameliyathane ve klinikte inziva hayatı yaşa… İşte bir doktorun hayatı! Sonra da ne mi oluyor?
*‘Gırtlaklarını sıkın’ deniyor. Devletlüler böyle derse, kimi vatandaş da neler yapmaz ki… Kimi hasedinden, kimi ‘iyilik gördüğünden’, kimi ölen yakınının hesabını doktordan sorduğundan, nefsini dövemeyen kimilerinin doktor dövmekle tatmin olmasından, daha sayabildiğin kadar sebepten dolayı ‘vurun abalıya’ misali doktora hakaretin bini bir para… Sadece bu kadarla kalsa iyi. Bir de avukatlar var. Meslek etiğine uyanları tenzih ederim. Bir kısım avukatlar avını yakalama telaşıyla hastaneler önünde pusuya yatmışlar av gözlüyorlar. ’Ameliyat olmuş, ama ağrısı uzun sürmüşmüş. Botoks yaptırmış, ama dudağı fazla şişmişmiş. Görmeyen gözü görür hale gelmiş, ama niye tam görmüyormuş’ daha burada yazamayacağım neler, neler… Ver bana bir vekalet, açalım bir tazminat davası. Gel vatandaş gel tazminat davalarına gel, gel… Sonra, doktorun malına mülküne el konsun, avukat parası ödesin, mahkemelerde sürünsün…
Ödül olarak da dayak.. hangi çeşitten istersen….
ŞİMDİ; AKIL, İZAN VE VİCDAN SAHİPLERİNE SORUYORUM: NE YAPILMAK İSTENİYOR? BU BİR AKIL TUTULMASI DEĞİL MİDİR? BU ŞARTLARDA, BİR DOKTOR AMELİYAT YAPMAYI PLANLIYABİLİR Mİ? AMELİYAT YAPILMAZSA, HASTANIN DURUMU NE OLUR? HELE BİR DÜŞÜNÜN!
*Şimdi bu satırları okuyanların ‘Yusuf Hoca, üç kuruş için bebek katledenleri, insanların organlarını çıkaranları, ölümü gösterip sıtmaya razı edenleri, ciğerini sökercesine insanların malına göz dikenleri, vs, vs’leri de yaz’ dediklerini duyar gibiyim. Dostlarım bendeniz de bu camianın içindeyim, aynı dertten ben de muzdaribim. ANCAK ŞUNU DA DÜŞÜNELİM Kİ, TOPTANCILIK ZİHNİYETİYLE BÜTÜN BİR TIP CAMİASINI AYNI TORBANIN İÇİNE KOYARSAK, BU DA AKLA, İZÂNA, İNSAFA VE VİCDANA SIĞAR MI? Bir kabzımal, bir iki çürük için bir kasa meyveyi döker mi? Bir sürü sahibi, bir iki hastalıklı hayvan için bütün sürüyü telef eder mi? Bunun gibi meslek ahlâkından yoksun küçük bir yoldan çıkmış azınlığa bakarak, mesleğinin hakkını veren büyük bir camia da töhmet altında bırakılamaz. Maalesef bu bir AHLÂK SORUNU VE SİSTEM SORUNUDUR. Sistem ahlâkı fertler yetiştiremiyorsa, kötüler çoğalıyor, ama iyiler azalıyorsa, burada bir bozukluk var ve sistem hasta demektir. Fertleri suçlamak meseleyi çözmez. Asıl sistemi tedavi etmek gerekir. Bunun için iyi bir eğitim ve toplumsal bir mutabakatla delinemeyen, ihlal edilemeyen bir Anayasa şarttır. Evvela bataklık kurutulmalıdır. Yoksa tek tek sinekleri telef etmek çare değildir. Burada iki çift sözüm de Tıp camiasınadır: Ey Doktor milleti! Bizler Allah’ın yarattığı antika kıymetli bir sanat eseriyle uğraşıyoruz. Bu Tıp sanatı, sanatların, ilimlerin ŞAHI’DIR. Bunun değeri üç kuruş menfaate değişilmez. Izdırap çeken bir insanın acısını dindirmek, onun mutluluğuna şahit olmak, üç beş kuruşla değişilmez. Ey Doktor milleti! Korkmayın! Bu sanat bizleri aç bırakmaz. Kimse mezarına kazancını götüremiyor! EDEB YA HÛ!
Bugün bizim bayramımız. Şimdi affetme zamanıdır. 14 Mart Tıp Bayramımız kutlu olsun. Gönlünüz sürurla dolsun.







