• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Onur Yılmaz
Onur Yılmaz
TÜM YAZILARI

Artık güçlü olan değil, teknoloji üreten kazanıyor! Yeni dünyanın petrolü veri!

21 Mayıs 2026
A


Onur Yılmaz İletişim:

Artık güçlü olan değil, teknoloji üreten kazanıyor! Yeni dünyanın petrolü veri!
ONUR YILMAZ 

Dünya yeni bir güç savaşının içinde. Ancak bu defa cephede tanklar değil veri merkezleri, savaş uçakları değil yapay zekâ sistemleri var. Washington ile Pekin arasında yıllardır büyüyen teknoloji gerilimi artık ekonomik rekabetin çok ötesine geçmiş durumda. Küresel dengeleri belirleyecek yeni unsur artık askeri güçten çok teknoloji üretme kapasitesi. Kısacası dünya, dijital çağın sert rekabetine sahne oluyor.

Geçtiğimiz aylarda ABD merkezli teknoloji devlerinin açıkladığı yatırım rakamları bu değişimin en net göstergelerinden biri oldu. Sadece veri merkezi yatırımlarının 650 milyar dolar seviyelerine ulaşması dikkat çekti. Çünkü artık petrol kuyuları kadar veri merkezleri de stratejik kabul ediliyor. Yapay zekâ sistemlerinin çalışabilmesi için devasa işlem gücü gerekiyor. Bu yüzden ülkeler artık enerji kadar veri kapasitesini de milli güvenlik meselesi olarak ele alıyor.

Türkiye’de de yapay zekâ ve veri merkezi yatırımları son iki yılda belirgin biçimde hızlandı. Özellikle bulut bilişim, veri egemenliği ve üretken yapay zekâ alanındaki büyüme hem yerli operatörleri hem de küresel teknoloji şirketlerini Türkiye pazarına yöneltti. Çünkü yeni dünyanın en değerli kaynağı artık yalnızca enerji değil; veriyi işleme, depolama ve yönetme gücü.


Son dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Turkcell ile Google Cloud arasında gündeme gelen hiper ölçekli veri merkezi yatırımı oldu. Açıklanan plana göre Google Cloud’un Türkiye’de yeni bir “cloud region” kurması hedefleniyor. Toplam yatırım büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar dolara ulaşacağı ifade edilirken, bunun 2 milyar dolarlık bölümünü Google Cloud’un, 1 milyar dolarlık kısmını ise Turkcell’in üstleneceği belirtiliyor.

Proje kapsamında Ankara merkezli yeni veri merkezlerinin 2026 yılında temellerinin atılması ve 2028’de tam kapasiteyle devreye alınması planlanıyor. Bu önemli yatırımın Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 5 milyar dolarlık katkı sunması bekleniyor. Üstelik mesele yalnızca veri depolama değil. Yapay zekâ servislerinden büyük veri analitiğine, siber güvenlikten kamu verilerinin Türkiye sınırları içinde tutulmasına kadar geniş bir alanı kapsayan stratejik bir adım söz konusu.

Türkiye’nin Google Cloud’un küresel ağındaki yeni bölgelerden biri haline gelmesi; finans, e-ticaret, savunma sanayii ve kamu sektöründe yapay zekâ tabanlı uygulamaların önünü açacak. Çünkü dijital çağda bağımsızlık artık sadece sınır güvenliğiyle ölçülmüyor. Veriyi nerede tuttuğunuz, nasıl işlediğiniz ve hangi teknolojiye sahip olduğunuz da yeni dönemin güç kriterleri arasında yer alıyor.


Öte yandan Çin de teknoloji yarışında hız kesmiyor. Özellikle elektrikli otomobil, batarya teknolojisi ve yapay zekâ destekli üretim alanlarında büyük bir ivme yakaladı. Bugün Avrupa yollarında dolaşan birçok elektrikli aracın arkasında Çin teknolojisi bulunuyor. BYD, Chery, Xiaomi ve Huawei gibi markaların yükselişi yalnızca ticari başarı anlamına gelmiyor; küresel güç dengelerindeki değişimin de açık işaretlerini veriyor.

Benzer dönüşüm otomotiv sektöründe de yaşanıyor. Artık otomobiller motor gücüyle değil, yazılım kapasitesiyle konuşuluyor. Elektrikli araç dönüşümüyle birlikte araç içi yazılım sistemleri sektörün merkezine yerleşmiş durumda. Yerli otomobil Togg’un uluslararası platformlarda dikkat çekmesinin arkasında da sahip olduğu dijital altyapı bulunuyor.

Türkiye’de savunma sanayiindeki yerli üretim hamlesi de artık yalnızca mühendislik başarısı olarak okunmuyor. Yapay zekâ destekli sistemler, veri analizi ve otonom teknolojiler yeni dönemin en kritik alanları arasında yer alıyor. İnsansız hava araçlarında elde edilen başarı çoktan dünya basınının da dikkatini çekmiş durumda. Çünkü modern savaş teknolojileri artık sadece mekanik güçle ilerlemiyor. Hedef analizi, veri işleme kapasitesi ve anlık karar sistemleri yeni nesil güvenlik anlayışının temelini oluşturuyor.


Veri merkezi yatırımlarındaki büyüme de bu dönüşümün en güçlü göstergelerinden biri. Türkiye’de veri merkezi yatırımları son beş yılda yüzde 30’un üzerinde artış gösterdi. Küresel veri merkezi pazarı ise 2025 yılında 386,71 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Yapay zekâ uygulamalarının yüksek işlem gücü ihtiyacı nedeniyle 2026 sonrasında yatırımların daha da hızlanacağı tahmin ediliyor. 2026’daki 430,18 milyar dolardan 2035 yılına kadar yaklaşık 1.103,70 milyar dolara yükseleceği, 2026-2035 yılları arasında yıllık bileşik büyüme oranının (CAGR) yüzde 11,06 olacağı öngörülüyor. 


Türkiye açısından en önemli avantajlardan biri ise genç nüfus. Yazılım geliştirme, mobil uygulama ve oyun sektöründe son yıllarda ortaya çıkan girişimler dikkat çekiyor. Özellikle teknoparklarda faaliyet gösteren şirket sayısındaki artış, teknoloji ekosisteminin büyüdüğünü net biçimde ortaya koyuyor.

Ancak yapay zekâ ve dijitalleşmenin yalnızca fırsatlar getirdiğini söylemek mümkün değil. Veri güvenliği, dijital bağımlılık ve bilgi manipülasyonu artık birçok ülkenin en önemli gündem maddeleri arasında. Çünkü geleceğin rekabeti sadece diplomayla değil, teknoloji üretme kapasitesiyle şekillenecek.

Dünya dijital çağın yeni güç haritasını çizerken güçlü devlet olmanın yolu artık yalnızca sanayi üretiminden geçmiyor. Veriyi yöneten, yazılım geliştiren ve teknolojiyi üreten ülkeler küresel rekabette ön plana çıkıyor. Türkiye’nin bu tabloda nasıl bir yer edineceğini ise bugün atılacak adımlar belirleyecek.

 

 


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23