Bir milletin kıyamı ve Külliye’de ayağa kalkan tarih: Var olasın Reis!
Bir milletin kıyamı ve Külliye’de ayağa kalkan tarih: Var olasın Reis!
Ali Coşar
Tarihin sarkacı bir kez daha Türk’ün lehine dönüyor; asırlardır sineye çekilen mahcubiyet, yerini dalga dalga yayılan bir vakara ve şükür ufkuna bırakıyor. Ankara’da, devletimizin kalbi olan Külliye’de şahit olduğumuz o muazzam iki gün, yalnızca diplomatik bir başarı değil; kökleri göklere uzanan ulu bir çınarın asil bir ihtişamla silkinip ayağa kalkışıdır.
Tam 32 ülkenin devlet başkanını ve liderini aynı anda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlamak, alelade bir organizasyon sahasının çok ötesinde, bu topraklarda uyuyan dev geleneğin, o sarsılmaz devlet hafızasının cihana ilanıdır. Batı’nın kibirli merkezlerinde, Madrid’de, Lahey’de düzenlenen NATO zirvelerinde kendi basın mensuplarına bir sandvici 20 euroya reva gören o sözde medeniyet aynası karşısında; Ankara’da üç bin basın mensubuna Türk misafirperverliğinin en zarif, en cömert ve asil sofrasını ücretsiz seren ruh, işte bu milletin özüdür. Ankara Havalimanı’ndan başlayıp Külliye’nin avlusuna uzanan o muhteşem karşılama, Yeniçeriler ve Mehteran’ın heybetli duruşuyla birleşince, dünyaya verilmiş en net mesaj olmuştur: "Biz buradayız, burası bizim harim-i ismetimiz ve masada biz yoksak oyun kurulamaz!"
Gökyüzüne nakış gibi işlenen Türk Yıldızları’nın izleri, istikbalin de istiklalin de göklerde olduğunu haykırırken, içeride sarsılmaz bir iradenin sessiz ama derinden zaferleri yaşanıyordu. Hatırlayınız; düne kadar NATO toplantılarına sırf inancının sembolü olan başörtüsü sebebiyle kapıların kapandığı o karanlık dehlizlerden, bugün dünya liderlerini protokolün en ön safında vakarla karşılayan Sayın Hanımefendi’nin asil duruşuna ulaştık. Sekiz yıl evvel Avrupa’nın göbeğinde, Hollanda’da diplomatik nezaket çiğnenerek engellenmeye çalışılan Aile Bakanımızın, bugün Külliye’de LGBT sevdalısı Hollanda Başbakanı’nı karşılayan protokolün en başında yer alması, tarihin mukadderatına atılmış muazzam bir imza, adaletin ta kendisidir. Bu, inancımızı ve kültürümüzü tüm insanlığa ezberleten net bir tavırdır.
"Heykeli dikilecek adamsın" diyenlerin sığ ufkuna karşı; "Bu işlere biz bakmıyoruz, biz eserlerimizin heykelini yapıyoruz" diyerek havalimanlarıyla, otoyollarla, devasa köprülerle, barajlarla ve en önemlisi dosta güven, düşmana korku salan yerli ve milli savunma sanayimizle bu ülkeyi donatan bir adanmışlık, ancak halis bir imanın tezahürü olabilir.
15 Temmuz’da vatanı, milleti, devleti ve mukaddesatı uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizin hatırasına yükselen anıtı dünya liderlerinin gözleri önüne seren bu duruş, vefanın en ali makamıdır. Seni anlamak istemeyenlerin, içeride ve dışarıda kurulan kirli algı operasyonlarıyla dünyayı yönettiğini sananların şer çemberine karşı sabırla, gayretle, hamiyetle ve benzersiz bir zarafetle mücadele ettin. Ömrünü, sıhhatini ve akıttığın her bir damla teri bu milletin izzetini ayağa kaldırmaya vakfettin.
Bu aziz millet, umudunu yeniden yeşerten, başını dik tutan, masada oyun kurucu olduğunu dünyaya haykıran liderine minnettardır. Bizlere devletin devlet, milletin millet olduğunu; ezanımızın, dinimizin ve şanlı bayrağımızın gönderde ebedi birer sembol olarak kalacağını bizzat yaşatarak gösterdin. İyi ki varsın, iyi ki bu kutlu kaderde seninle aynı yolda yürümek, bu büyük şahlanışa şahitlik etmek var. Yaptığın her bir hizmet, dokuduğun her bir umut için bu aziz millet sana minnettar.
Tarih seni yazıyor, gelecek seni yad edecek... Reis; hak rızası için, millet rızası için var olasın, sağ olasın! Allah senden ebeden razı olsun..