• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Kızılay’a saldıran ahlaksızlar, şimdi azıcık utandılar mı?

13 Temmuz 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Kızılay’a saldıran ahlaksızlar, şimdi azıcık utandılar mı?

Ali Karahasanoğlu

6 Şubat depremlerinde Kızılay’a büyük bir iftira atanlar şimdi suçüstü oldu.

Yüzyılın depreminde Kızılay, büyük bir fedakarlıkla çalıştı, yüz binlerce depremzedeye çadır tedarik etti.

Ama başında dindar bir doktor vardı.

Onu hedef tahtasına koymak için, aradılar taradılar, kulp takacak bir nokta buldular.

Kızılay binlerce elemanıyla sahada çadırları kurarken, daha önce Avrupa’daki bir kuruluşun sipariş ettiği ve üretilen çadırları, kurulumu kendilerine ait olmak üzere Ahbap Derneği’nin talebi üzerine onlara sattı.


O çadırlar ya Avrupa’ya gidecekti.

O takdirde 6 Şubat depremzedeleri, o çadırlardan hiç yararlanamayacaklardı.

Veya Kızılay’ın depolarında, bekleyecekti.

Çünkü Kızılay’ın elemanları, zaten diğer çadırları ancak kurabiliyorlardı.


Şunu da belirteyim, Kerem Kınık’ın başkanlığı öncesinde Kızılay’ın ciddi anlamda bir çadır imalatı bulunmuyordu, bir miktarını imal etse de büyük oranda piyasadan çadır temin ediyordu. Kerem Kınık’ın başkanlığı döneminde Kızılay çadır imal ederek bu insani yardım kuruluşunu, üç tane çakalın elinden kurtarmak için gerekli adımları attı ve bunu başardı.

Ama bu başarı, adeta çakalların tekerine çomak soktuğu için,cezalandırılmak üzere, harekete geçen medyadaki ahlaksızların işbirliği ile, 6 Şubat depremlerinde “ Kızılay depremzedeye çadır sattı” iftirasıyla teslim alınmak istendi.

O tarihlerde Fatih Altaylı’dan başlayın Cumhuriyet Halk Partililere ve tüm solculara kadar herkes Ahbap Derneği’ni göklere çıkartıyor ve Kızılay’ı mahkum etmeye çalışıyorlardı.

Ahbap Derneği’nin ve yöneticilerinin maskesi, dün itibari ile savcılık tarafından indirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ahbap Derneği’ne ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında Dernek Başkanı Haluk Leventhakkında yakalama kararı çıkarıldı.

 Yakalama kararının gerekçesi ne?


6 Şubat depremlerinde derneğe bağış yapan vatandaşların bağışlarının şahsi hesaplara aktarıldığı, bahis oynandığı, üçüncü kişilere aktarıldığı.

Sabah akşam Kızılay aleyhine haber yapan Sözcü gazetesi hatırlatıyorum.

Göklere çıkarttığınız Haluk Levent, asistanı Yeliz Kaya’nın hesaplarına, dernekten yaklaşık 120 milyon TL para aktarmış.

Başında dindar bir yönetici var diye, Kızılay’ı binbir yalanla itibarsızlaştırmaya çalışmak için geceli gündüzlü yalan haber üreten Cumhuriyet gazetesine hatırlatıyorum.

 Haluk Levent’in asistanı Yeliz Kaya’ya aktarılan gayrimenkullerin, daha sonra farklı kişiler adına tescil edildiği, 60 milyon dolar mağduriyet oluşturulduğu tespit edildi.

Haydi Sözcü, haydi Cumhuriyet..

Kızılay için yaptığınız haberlerin binde birini Ahbap için yapın. Haluk Levent için yapın. “Haluk Levent üzerinden Kızılay’a iftira attık, pişmanız” deyin.

“Kızılay, kimsenin yardımına el uzatmadı.  Kızılay yöneticileri kimsenin parasını zimmetlerine geçirmedi, ama bizim göklere çıkarttığımız Ahbap Derneği’nin yöneticileri, depremzedeye yardım diye topladıkları paralarla, kendilerine taşınmaz almışlar. Bu yolsuzlukta bizim de günahımız var” itirafını yapın.

Ahbap Derneği ile ilgili soruşturma sebepleri arasında başka ne var?

Belki de en vahimi, dernek kurucularından Alper Çelik’in hesaplarından 2020-2026 yılları arasında 990 milyon TL yasal bahis oynandığı ve yaklaşık 390 milyon TL para kaybedilmesi.

Haluk Levent’in Almanya’ya uçmak üzere havalimanına gittiği, yurt dışına çıkış yasağı olduğunu haricen öğrendiği için karayoluyla İzmir’e intikal etmek istediği, yurtdışına kaçma ihtimaline binaen hakkında yakalama kararı çıkarıldığı ve yakalandığı hususlarını es geçiyorum.

Benim için önemli olan, depremzedeye yardım adı altında para toplanıp, bunun özel amaçlarla kullanılması.

Gerçekten yardım amacıyla geceli gündüzlü çalışan dürüst insanlara iftira atılması.

Bu noktada, solcu Kemalist medya organlarının da bu hokkabazlara destek vermesi.

Yurtdışına çıkmak istemiş, yakalama kararı verilmiş, bunlar işin ayrıntısı.

Tam bu noktada bir hokkabazlığı daha hatırlatayım.

Haluk Levent kendi adamları ya.

Dindar bir başkana sahip diye, Kızılay’ı bile, Haluk Levent üzerinden iftiralara hedef yaptılar ya.

Şimdi kıvrak bir bel kıvırtması ile, sanki Haluk Levent’le, Sol medyanın bugüne kadar hiçbir birlikteliği yokmuş gibi, yolsuzluk ortaya çıkar çıkmaz, kendilerini kenara çektiler.

Kendilerini kenara çekmekle yetinmiş olsalar, yine eyvallah.

Bir de eski yıllarda, ahbap Derneği’ne yaptıkları övücü propagandaları unutturup, şimdi kendilerini pir-u pak göstermeye çalışıyorlar.

Daha düne kadar Haluk Levent’i öve öve bitiremeyenler kendileri değillermiş gibi..

Fatih Altaylı hemen bir yazı kaleme alıyor, muhalif medyanın bütün internet sitelerinde “Fatih Altaylı yazdı” diyerek kendilerini temize çıkartacak algı operasyonu yapıyorlar.

Altaylı şimdi şöyle yazmış:

“Ahbap, deprem döneminde yaklaşık 158 milyon dolar bağış topladı. Dernek, bu bağışlara ilişkin bağımsız denetim raporlarını ve ayrıntılı mali hesap dökümlerini aradan geçen üç yıla rağmen kamuoyuyla paylaşmadı. Haluk Levent, deprem döneminde ‘harcanan her kuruşun hesabını vereceğiz’ yönünde şeffaflık sözü vermişti. Söz konusu bağışların nasıl kullanıldığına ilişkin soru işaretlerinin giderilmesi gerekir.”

Altaylı yazısından sonra, üç yıldır yardım kuruluşunun topladığı paraların hesabını vermeyen Haluk Levent’e torpil geçerek, yeni bir yazı daha kaleme almış ve şöyle demiş:

“Yazımın ardından, Haluk Levent mesaj gönderdi. ‘Yakında başlayacak denetim sonrası canlı yayında tek tek kuruşuna kadar hesap vereceğim. Sana sözüm söz.’ dedi.”

Yardım kuruluşunun topladığı paraların üç yıldır hesabını vermeyen adamın bile, bu sözde gazeteciler nezdinde “cevap hakları” vardır.

Yolladıkları her mesaj, anında yeni bir köşe yazısıyla halka duyurulup, evvelki eleştirilerin, şüpheyle karşılanması için zemin hazırlanır.

Ama dindar bir yönetici söz konusuysa, “git mahkemeye” denilir.

Daha önemlisi, Haluk Levent’in hesap vermesi için çaba sarf ediyormuş gibi görünenlerin riyakârlığı. 

Bakın 6 Şubat depremleri sırasında, Haluk Levent ile el ele vererek, Kızılay’ı hedef tahtasına koydukları dönemde, aynı Fatih Altaylı ne yazmıştı:

“Elindeki, depolarındaki çadırları hızla deprem bölgesine ulaştırıp, depremzedeler için kurmak yerine, satmış.Kime mi!Depremzedelere yardım için canını dişine takmış koşturan ama birilerinin hedefi olmaktan kurtulamayan sivil toplum girişimi AHBAP’a.AHBAP da Kızılay’dan satın aldığı çadırları götürüp deprem bölgesine kurmuş.Okuyunca utandım.”

Kızılay’a yapılan yardımların tek kuruşunun çarçur edildiğine dair, bugün hiç kimsenin bir iddiası bile yok.

Ama bu riyakar gazetecilerin göklere çıkarttığı Haluk Levent’e verilen milyonlar, kumarda kaybedilmiş.

6 Şubat depremlerinden hemen sonra, bu riyakarların yazdıkları yazıları arşivden çıkartıp, her birini tekrar okudum. Onlar adına utandım.

Destekledikleri adamın, yardım paralarını iç ettiği gerçeği karşısında, acaba onlar da azıcık da olsa utandılar mı?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23