• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Necdet Kutsal
Necdet Kutsal
TÜM YAZILARI

AK Parti kendisiyle yarışacak

14 Ağustos 2014


Necdet Kutsal İletişim: [email protected]

Türkiye ‘Yeniden Yapılanma’ ya da ‘Büyük Restorasyon’ diyebileceğimiz sürecin ikinci raundunu 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimiyle tamamladı. Şimdi sırada bu sürecin son raundu olan 2015 genel seçimleri var. ‘Büyük Restorasyon’ dediğimiz  ana yapılanma için esas düğüm genel seçimlerle birlikte çözülmüş ve Türkiye’nin önü açılmış olacak.

Erdoğan’ı bir kez değil, en az iki kez tebrik etmemiz gerekir. O’nu; elde ettiği büyük başarıdan dolayı kutlamalıyız ama, bundan da önce, milletine herkesten evvel güven duyup, yıllarca ondan esirgenen seçme hakkının tanınmasına mimarlık yaptığı için de tebrik etmeliyiz. Hep vesayet altına alınan, ‘seçmesini bilmez’ denilerek aşağılanan, kendi coğrafyasında ayaklarının üzerine her doğruluş hamlesi dış güdümlü vesayetçiler eliyle berhava edilen bu mazlum millet, Erdoğan ve yol arkadaşları sayesinde bu kez, oynanan oyunları berhava etme başarısını göstermiş ve vesayetçiliğin her türünü tarihin çöplüğüne atmıştır.

Osmanlı’dan sonra bu mazlum millet, kanıyla kurduğu kendi öz devleti Türkiye Cumhuriyeti’nde bu güne kadar doğru dürüst gün yüzü görmemiştir. Tarihinden, inancından, kendi coğrafyasından kopartılmak için karşılaşmadığı tuzak, yaşamadığı zulüm kalmamıştır. Hele, bir milyon vatan evladının gerekirse öldürülebileceğinin bangır bangır bağırıldığı ve bin yıl devam edeceği ilan edilen 28 Şubat darbesiyle bu zulümler ayyuka çıkmış, bu mazlum millet adeta dağ başında ölüme terkedilmiş sahipsiz bir kervan haline getirilmiştir.

Erdoğan’ın başına geçtiği, önüne düştüğü kervan işte bu kervandı. Zira, kendisi de artık ‘muhtar bile olamayacak’ üzerine beton dökülmüş siyasetçilerden biriydi. O, yetim bırakılmış bu kimsesiz kervanı  özveri ve fedakarlıklarla, büyük bir suhuletle yeniden ‘Kutlu Yürüyüş’ yoluna indirdi. Adam yerine konulmayan bu mazlum milleti her türlü tuzak ve tehlikeye açık bir yoldan ilerleterek büyük bir zaferin mimarı yaptı. Ezilen, horlanan ve ayakları üzerinde doğrulmasına asla imkan tanınmayan bu millet, 10 Ağustos zaferiyle artık tarihi sorumluluğunu üstlenme rüştünü herkese ispat etti. 

Erdoğan zoru başardı. Kazanan millet oldu. Seçtiği iktidarlar bile çoğu kez vesayet altına alınan bu mazlum millet, 10 Ağustos seçimiyle artık Cumhurbaşkanlığı makamını doğrudan kendisinin onaylayacağı bir yapıya kavuşturdu.

Bu durum şimdi ortaya gerçekten Yeni Bir Türkiye çıkarttı. Halkoyuyla birlikte Cumhurbaşkanlığı makamı milletin denetimine açıldı. Artık o makam vesayetçiliğin kümelendiği bir makam olamaz. Tıpkı parlamento gibi, seçilmiş Cumhurbaşkanı da artık halka hesap vermek zorundadır. Bu hesap verme zorunluluğu der demez Cumhurbaşkanı’nı da tıpkı yasama kurumu gibi sorumluluk almaya mecbur bırakacaktır. İşte şimdi tam manasıyla ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ denilebilir. Türkiye, esas şimdi büyük dönüşümün eşiğine gelmiş, büyük restorasyon kaçınılmaz olmuştur.

Yapısal değişikliğin ana metaforu şüphesiz yapıcısı bizzat millet olan yeni bir anayasanın inşa edilmesidir. Dünyayı çok geriden takip eden, ulus kavramını etnik kökenle derin ilişkiye sokup çok dar kapsamda ele alan, yasaklayıcı, millete güven duygusunun her maddesine sinmediği bir anayasa Türkiye’nin ana sorunlarını elbette ki çözemez.

Bunun içindir ki, 2015 genel seçimlerinin, yani Yeniden Yapılanma ve Büyük Restorasyonun son raundunun ne kadar önem taşıdığı ortaya çıkmıştır. Dinamikleri üç ana dönüm noktasının başarıyla tamamlanması üzerine kurulan bu Yeniden Yapılanma Hamlesi’nin  30 Mart ve 10 Ağustos etapları zaferle tamamlanmıştır. Üçüncü hamle 2015 genel seçimleridir ve bu artık son sözün söyleneceği ve nihai noktanın konulacağı hamledir.

Gelinen nokta AK Parti’nin kendisiyle yarışmasını kaçınılmaz olarak ortaya koymaktadır. Bu viraj son ve en keskin virajdır. Başında Erdoğan’ın olmadığı bir AK Parti, başında Erdoğan’ın bulunduğu AK Parti’yi de aşıp bu süreci tamamlamak zorundadır.

Nihai ve bütün unsurlarıyla toplumsal sözleşme özelliklerine sahip bir Anayasa yaparak, hem milletin, hem devletin bekasını garanti altına almak istiyorsak, bu, ancak ve ancak AK Parti’nin kendi rekorunu kırıp, 2015 genel seçimlerinde en az bu gün Recep Tayyip Erdoğan’ın yakaladığı oranı bulmasıyla mümkün olacaktır

Recep Tayyip Erdoğan kuşkusuz bir ‘Duyarlı Müslüman’ yüreği taşımaktadır. Ve böyle bir kalp, seçim sonuçlarının açıklandığı gece sahibine mutlaka şu soruyu sordurmuştur: ‘Bana oy verenlerden asla ayıramayacağım, milletimin geri kalan kesimi neden yanıma gelmedi?’ Elbette ki demokrasiler tek tip insan hedeflemezler ve bir milletin bütün fertlerinin tek kişiye kilitlenmesi mümkün değildir. Ancak, Erdoğan’ın kendine sorduğu kuvvetle muhtemel, içinde millet sevdası taşıyan bu soruyu her AK Parti’li garazsız bir şekilde kendine sormalı. Tercihini kendilerinden yana kullanmayan bu kitleye kendi yüreklerinden samimiyetle gelen bir sesle diyebilmeliler ki, ‘Biz bu kardeşlerimizin hayrından başka hiçbir şey istemediğimiz halde bunu bu kardeşlerimize neden anlatamadık?’ Belki de böyle bir samimiyet hamlesi AK Parti’nin 2015 seçimlerinde kendi rekorunu kırmasına, Yeni Türkiye’nin taçlanmasına vesile olacaktır.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23