Türkler Kur’an’la müjdelendi mi?
¥
Maide Suresinin 54’üncü ayetinde, ‘dinden dönerseniz’ şartıyla Arapların yerine yeni bir kavim getirileceğine hükmedilmektedir. Aya bu kavim kim ola ki? Bu ayette yeni milletin, Allah’ı seven Allah’ın da kendisini sevdiği bir kavim olacağı ifade edilmektedir. Bu milletin ikinci vasfı ise Müslümanlara karşı merhametli, başı eğik ve mütevazi, küffara karşı ise şedit ve yılmaz olacağı ifade edilmektedir. Suriye cephesinde kimin Müslümanlara karşı ezik ve küffara karşı şedit olduğu ortaya çıkmaktadır. Kur’an’da sıfatı belirtilen ikinci millete atıf yapan başka ayetler de vardır. Muhammed Suresi 38’inci ayette de yine ‘(Gevşer) Yüz çevirirseniz Allah sizi başka bir kavimle değiştirir ve onlar sizin gibi olmazlar” buyrulmaktadır. Demek ki Maide 54’üncü ayeti ile Muhammed Suresinin 38’inci ayeti her ikisi de aynı millete parmak basmakta ve Araplardan sonraki İslam’ın hizmetine giren ikinci millete işaret etmektedir. Abbasilerden sonra bu hizmeti yapan Türkler olmuştur. Selçuklu ve Osmanlıların toplamı bile bu ikinci milletin sıfatını ve dolayısıyla ismini de ortala koymaktadır. İranlılar ayrılık peşinde koşarken Osmanlılar daima içeride birliğin temsilciliğini yapmışlar dışarıya karşı da var güçleriyle cihadı idame ettirmişlerdir. Ümmetin birliğini dirliğini temin etmiş ve iki yakasını bir araya getirmişler ve harici tehlikelere karşı da Zülkarneyn Seddi gibi set olmuşlardır.
¥
Kur’an’da ikinci milletle alakalı olarak sahabelere mülhak ve onların devamı olan bir topluluktan bahsedilmektedir. Cum’a suresinin üçüncü ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “(Allah, o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Elbette bu ayette umum ve husus anlamlar vardır. Ayet İslam’ın küresel ve evrensel olduğunu ifade ediyor. Ümmilere yani Araplara iltihak ederek, katılarak İslam ile şerefyab olacak yeni milletlerden bahsediliyor ve onların henüz İslam haziresine girmedikleri ve pek yakında girecekleri müjdeleniyor. Hususi olarak ayet Acemlere işaret etmektedir. Acemler de Arapların goyimleri yani Arap olmayan kavimlerdir. Bunların başında da Türkler gelmektedir. Elbette İranlılara bakan yüzü de olsa da bu çok belirgin değildir. Selman–ı Farisi, Ebu Hanife, Cüneyd ve Abdulkadir Geylani gibi İslam dairesine hususiyet arz eden isimler olsa bile Perslerin İslam’a hizmetleri üç hususla gölgelenmiştir. Bunlardan birisi Maniheizm altında zındıka gibi yıkıcı cereyanlara rüzgar vermeleridir. İkincisi ise İslam sonrasında şuubiye damarını temsil etmeleridir. Bu damar onlarda halen güçlüdür. Üçüncüsü de milli bir mezhep veya merdüperestlik mesleği olan Şiiliğe bağlılıklarıdır. Rafsancani’nin eski danışmanlarından Sadık Ziba Kelam hala Şiilik ve Şuubilik akımının İran’da derin bir etkiye ve izlere sahip olduğunun altını çizmektedir. Muhammed Suresinin 38’inci ayetini tefsir eden İbni Kesir ve Medarik sahibi Nesefi gibi müfessirler bu kavimden maksat Selman-ı Farisi ve milleti olduğunu söylese de aslında umum olarak Acemler kastedilmiştir. Acemlerin hassası da Türklerdir. Tarihi hizmetleri ortadadır. ‘İman Süreyya’da da olsa İran’dan bazı kimseler onu elde edeceklerdir’ hadisi Pers milletinin umumu faziletini değil Persler içinde Selman, Ebu Hanife, Cüneyd ve Geylani gibi zevata işaret etmektedir. Ayetler siyaseten asla ve kat’a Perslere işaret etmiyor. Belki Türklere işaret ediyor. Zaten Ebu Hanife, Cüneyd gibi zevatın peşinden gidenler de günümüzde Sünni kitlelerdir. İranlılar Şiileşinceye kadar ilk 8 yüzyılda İslam’a ve İslam kültürüne hatırı sayılır nispette ve candan hizmet etmişlerdir. Lakin onlarda iki damar da her zaman canlı kalmıştır. Birincisi samimiyet damarıdır. Diğeri de entrika damarıdır. Entrika damarı Müslümanlara çok büyük zararlar vermiştir. Maide Suresinin 54’üncü ayeti ve Muhammed Suresinin 38’inci ayetlerini tefsir eden Vanizade Mehmet Efendi gibi zevat ise Araplara redif olan ve muakip olan ikinci milleti Türkler olarak tanımlamış ve isimlendirmiştir. İkinci milletin sıfatları üzerinden Türklere ulaşmıştır. Tarih bunun ispatıdır ve devamı da biiznillah bütün Müslümanların muavenetiyle yoldadır.