Danimarka’nın İslam korkusu
İskandinavya’nın o meşhur "özgürlükler ülkesi" masalı, bir kez daha İslam düşmanlığı ile kendi kendini tekzip etti.
Danimarka’da, tıpkı 2020 ve 2025 yıllarında olduğu gibi, yine bir ezan yasağı senaryosu sahneye konuluyor.
Danimarka Göç Bakanı Morten Bodskov’un, "Danimarka çatıları üzerinden ezan duyulmamalı" şeklindeki hezeyanları, Batı’nın o pek övündüğü "hoşgörü" ve "insan hakları" retoriğinin, İslam söz konusu olduğunda nasıl da birer kağıttan kaplana dönüştüğünün en somut ispatıdır.
Bodskov, yaptığı açıklamada kendini "İslamabad’ın bir banliyösünde" hissetme korkusundan bahsediyor.
İşte meselenin özü tam da burasıdır.
Korku!
Kendi kültürlerini, inançlarını ve toplum yapılarını bir "medeniyet" olarak pazarlayanların, İslam’ın o evrensel çağrısı olan ezan-ı Muhammedi’den ne kadar ürktüklerini görüyoruz.
6 milyonluk nüfus içerisinde 270 bin Müslüman’ın varlığı, bu zihniyeti "İslamlaşma" paranoyasına sürüklemeye yetiyor.
Bu tutum, sadece bir ezan yasağı girişimi değildir.
Bu, Avrupa’nın göbeğinde sistematik bir şekilde yürütülen İslamofobik bir tasfiye politikasıdır.
"İslam’ın kamusal alanı işgal ettiği" yalanıyla, aslında Müslümanların mevcudiyetini ve inanç hürriyetlerini "kamusal alandan" tamamen silmeyi hedefliyorlar.
Kendi değerlerini "evrensel" diye dayatanlar, ezan sesine tahammül edemeyecek kadar dar bir ufka hapsolmuş durumdalar.
Daha önce iki kez denedikleri ve her seferinde hukuki engellere takılan bu girişim, aslında Danimarka hükümetinin ne kadar ideolojik bir körlük yaşadığını da gösteriyor.
Bir yanda "hukuk devleti" olmaktan bahsedeceksiniz, diğer yanda bir inancın temel sembolünü susturmak için kılıf arayacaksınız.
Bu, demokrasi değil, olsa olsa bir inanç baskısıdır.
Biz biliyoruz ki, İslamofobi Batı’da artık bir "devlet politikası" haline gelmiştir.
Seçim sandıklarında oy devşirmek isteyenler, Müslümanları hedef tahtasına oturtarak kendi basiretsizliklerini örtmeye çalışıyorlar.
Ancak unuttukları bir şey var.
Ezan, sadece bir ses değil; o coğrafyada yaşayan Müslümanların inançlarının, varlıklarının ve medeniyet miraslarının mühürlenmesidir.
Danimarka hükümetine tavsiyemiz şudur.
İslamabad’ın banliyösü olup olmadığınızı kontrol etmekle vakit kaybedeceğinize, kendi ülkenizdeki demokratik değerlerin, hukuk üstünlüğünün ve insan haklarının ne kadar "dostane" olduğunu bir kez daha gözden geçirin.
Zira ezan, susturulması mümkün olan bir ses değildir; o, yeryüzünün her köşesinde yankılanan bir hakikattir.
Bu zulüm heveslerinden vazgeçin.
Zira tarih, ezanı susturmaya çalışanların değil, ezanları gönül huzuruyla dinleyenlerin medeniyetine şahittir.
Müslümanlar, bu topraklarda misafir değil, asli unsurdur ve inançlarının gereğini yerine getirmek, en temel haklarıdır.
Danimarka, bu utanç verici yasakçı zihniyetten bir an evvel dönmelidir.
Ezanı yasaklamak, sadece İslam’a değil, insan haklarına da vurulmuş bir darbedir.
Allah'a emanet olun ...