• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

İşkence yasağı siyonistlere geçerli değil mi?

27 Haziran 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

İşkence yasağı siyonistlere geçerli değil mi?

AHMET VAROL

26 Haziran’ın Dünya İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Günü olarak ihya edilmesi münasebetiyle dün yani 26 Haziran 2026 tarihinde Filistin’deki esirlerin davalarıyla ilgilenen muhtelif insan hakları kuruluşları kapsamlı açıklama yayınlayarak, siyonist işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik işkenceleri hakkında ayrıntılı bilgiler verdiler.

Biz de bu vesileyle siyonist işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik işkencelerine dikkat çekmek ve söz konusu kurumların açıklamasında da dile getirildiği üzere sistematik bir politika haline getirmesi üzerinde durmak istiyoruz.

Ancak sözün başında bizim bu konuda kapsamlı bilgiler içeren bir dosyamızın yayınlandığını belirtmek istiyoruz. Türkiye’de bu konu üzerinde durmak isteyen insan hakları kuruluşları, işkenceye karşı mücadele eden sosyal kurumlar ve medya organları bizim bu dosyamızdan istifade edebilirler. Dosya her ne kadar biraz eski olsa da siyonist işgal rejiminin işkence konusundaki anlayışı hiç değişmediğinden bugün için de geçerlidir. İşgal rejiminin işkence uygulamalarıyla ilgili yeni yöntemleri ve politikaları hakkında bilgi edinmek için yeni araştırma dosyalarına bakmak elbette faydalı olacaktır; ama siyonist işkencecilere hakim zihniyet hakkında bu dosya yeterince bilgi ve fikir verecektir. Bu dosyamıza www.vahdet.info.tr adresinin ana sayfasındaki arama kutucuğuna “İşkence ve İsrail” diye yazıp arama yaparak ya da http://www.vahdet.info.tr/filistin/dosya2/0386.html linkinden ulaşabilirsiniz.


Filistin’deki esir kurumlarının bu yıl Dünya İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Günü münasebetiyle yayınladığı açıklamada, İsrail hapishanelerinin soykırım sürecinin başlamasından bu yana açlık, aşağılama ve insanlıktan çıkarma politikalarıyla işleyen örgütlü bir yapıya dönüştüğü; çocuk, kadın, yaşlı ve hasta ayrımı gözetilmeksizin esirlerin tümüne çok farklı şekillerde işkence yapıldığı vurgulandı. Yüzlerce belgelenmiş tanıklığa dayandırılan bu iddia, kurumlara göre BM İşkenceyle Mücadele Komitesi, Özel Raportör Francesca Albanese ve Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun 2025-2026 değerlendirmeleriyle de örtüşüyor.

Ancak bu tablo aniden ortaya çıkmış değil. Filistinli esirlere yönelik işkencenin sadece görevlilerin kontrolsüz hareketlerinden kaynaklanan bireysel birtakım aşırılıklardan ibaret olmadığını işgal rejiminin sistematik bir politikası olduğunu özellikle belirtelim. Dünyada işkenceyi yasallaştıran tek rejim siyonist işgal rejimidir. Pek çok ülkede sorgulamada ve tutukluluk sırasında işkenceye başvurulur ama yine de yasal bir temele dayanmaz. Ancak işgal rejimi özellikle iç istihbarat teşkilatının Filistinli esirleri itirafa zorlamak için işkenceye başvurmasına izin veren yasa çıkarmıştır.


Oysa uluslararası hukuka göre işkence yasaktır ve savaş ortamı dahil hiçbir sebep işkenceye başvurulmasının gerekçesi olarak kullanılamaz. Ne var ki uluslararası hukukun siyonist vahşet karşısında bu konuda da kör ve sağır hale geldiğini görüyoruz.


İsrailli insan hakları örgütü B›Tselem›in 1995 tarihli bir raporuna göre, Birinci İntifada›nın başladığı 1987 sonundan 1995 başına kadar onlarca Filistinli sorgu sırasında hayatını kaybetmişti. Bu vakaların en bilinenlerinden biri olan Abdüssamed Harizat’ın otopsi raporu, ölümün şiddetli darp sonucu oluştuğunu ortaya koymuştu. Uluslararası Af Örgütü ise daha geniş bir çerçeve çizerek, İsrail’in 1967’den bu yana yüz binlerce Filistinliyi gözaltına aldığını ve bu kişilerin büyük çoğunluğunun çeşitli biçimlerde kötü muameleye maruz kaldığını aktarmıştı.

Siyonist işgal rejiminin bugün hâlâ işkenceyi bir yöntem olarak kullanabilmesinin tek sebebi ise geçmişte bu konuda işlediği suçlardan dolayı hiçbir şekilde sorguya çekilmemiş olmasıdır.

İşkence yasağının uluslararası hukukta hiçbir koşulda askıya alınamayan emredici bir kural (jus cogens) olduğu hatırlanırsa, meselenin yalnızca bir taraf için değil, uluslararası hukukun kendi tutarlılığı için de bir sınav niteliği taşıdığı görülür.


 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23