• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Vefât yıldönümünde Hânedânı kurtaran Sûltân, I. Abdülmecid Hân (25 Haziran 1861)

27 Haziran 2026
A


Halit Kanak İletişim:

Vefât yıldönümünde Hânedânı kurtaran Sûltân, I.  Abdülmecid Hân (25 Haziran 1861)

HALİT KANAK 

Sûltân II. Mahmud Ağabeyi IV. Mustafa’nın kuşakla boğdurulduğu 16 Kasım 1808’den, Veliaht Şehzâde Murad’ın doğduğu 25 Aralık 1811’e kadar 3 yıl, 1 ay, 9 gün Osmanoğulları tahtı varissiz kalmıştı. Ancak Şehzâde Murad da çok geçmeden 1 ay, 20 gün sonra 14 Temmuz 1812’de vefât etmiş, 25 Haziran 1812’de doğan 19 günlük Şehzâde Bâyezid onun yerine veliaht olmuştu. 

Fakat bu kez de 23 Eylûl 1812’de bu Şehzâde de 2 ay, 28 günlükken vefât edince taht yeniden 28 Ocak 1813 tarihinde Şehzâde Abdülhamid doğana kadar 4 ay, 5 gün için vârissiz kalmıştı. 

Şehzâde Abdülhamid Veliaht olarak 9 yaşına bastığında bu kez de 25 Nisan 1823 günü kardeşi ve tahtı kurtaracak olan Şehzâde Abdülmecid Efendi dünyaya teşrif etti. 

Mukadderat bu ya, Veliaht Şehzâde Abdülhamid 12 yaşını 2 ay, 23 gün geçe 20 Nisan 1825’te vefât etmiş, 2 yaşındaki Şehzâde Abdülmecid Efendi veliahtliğe yükselmiş ve dört oğlu da tahta geçeceği (5. Murad, II. Abdülhamid, Mehmed Reşad, Vahidettin) süreç başlamıştı. (Sûltân Mahmud'un 1834’te doğan bir başka oğlu Şehzâde Nizameddin ise 1838 Mart’ın da 4 yaşını 3 ay geçe vefât edecektir.)

Sûltân Andülmecid, babası Sûltân II. Mahmud'un 1 Temmuz 1839 tarihinde vefât etmesiyle 16 yaşını 2 ay, 7 gün geçe tahta oturdu. Ertesi gün Sûltân Mahmud Hân’ın cenâze töreni vardı. Bütün devlet ricâli sonradan Sûltân Abdülaziz ve Sûltân II. Abdülhamid’in de defnedileceği türbenin olduğu yere gelmiş Sûltân Mahmud’un defin işine nezâret ediyorlardı.


Temmuz’un sıcağında beklenmedik bir şey oldu. Gökten bardaktan boşanırcasına rahmet inmeye başladı. Devlet büyüklerini yağmurdan korumak için yakındaki kapalı yerlere aldılar. Divanyolu Caddesinde definin yapıldığı yerin tam karşısında bulunan Sadrâzâm Köprülü Mehmet Paşa’nın oğlu Fazıl Ahmet Paşa (1635–1676) tarafından babasının vasiyeti üzerine yaptırılan ve hâlen kütüphane olarak hizmet veren Fuad Köprülü Kütüphanesine ise Sadrâzâm Rauf Paşa ile Hüsrev Paşa alınmıştı.


İşte burada ikili arasında tartışma başladı. Tartışma esnasında Hüsrev Paşa, mühr-ü hümâyûnu 6 yıl, 4 ay, 12 gündür Sadrâzâmlık mâkâmında oturan Rauf Paşa’nın elinden zorla aldı. Bu durum Osmanlı dönemi boyunca devlet geleneğinde yaşanması çok ender olaylardan biriydi. Kendisine haber verilen Sûltân Abdülmecid, bu oldu-bittiye şimdilik sesini çıkarmamayı düşünmüştü.(11 ay 7 gün sonra görevden alacaktır.)

Ancak ülke birden bire bu olayın etkisiyle son derece nâzik bir sürece girdi. Sadrâzâmlık mührünü zorla gasbeden Hüsrev Paş’nın en büyük rakibi Kaptan-ı Deryâ Ahmet Fevzi Paşa, güyâ bu duruma içerleyerek Sûltân II. Mahmud’un binbir zorluklarla dizdiği muhteşem donanmayı Çanakkale’den kaldırdı Mısır-İskenderiye’ye getirerek, Osmanlı Devletine isyan etmiş olan Âsi Mehmed Ali Paşa’ya teslim etti. Âsi Mehmed Ali Paşa bir anda dünyanın sayılı donanmasına sahip olmuştu. 

Hâin Ahmed Fâzıl Paşa’nın düşüncesi Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa ile birlikte İstanbul’a gelmek ve Sadrâzâm olmaktı. 


Sûltân Abdülmecid elinde buna benzer pek çok önemli meseleler olduğu halde, ilk yaptığı icraat; tahta geçtikten 4 ay, 3 gün sonra şaban ayının 24’üne denk gelen 2 Kasım 1839 Cumartesi günü Tanzimat Fermânını ilân etmek oldu. Tanzimat'la birlikte Türkiye, kökten bir yenileşme devresine girmişti. Yapılan törende fermanı ilân etmek Sûltân Abdülmecid’in huzurunda Reşid Paşa’ya düşmüştü.

Törende ayrıca bütün vezirler, kazaskerler, müşirler, diğer mülkì, dinì ve askeri ricâl, başta Fransiz kralı Louis-Philippe'in Reşid Paşa’nın dostu olan oğlu olmak üzere elçiler ve on binlerce halk hazır bulunmuştu.

Tanzimat'ın ilânından sonra uygulanan politikalar sonucu Mısır meselesi Avrupalı devletlerin müdâhil olmalarıyla karara bağlandı. Rusya ile 1833’te yapılan Hünkâr İskelesi Anlaşması'nın getirdiği riskler 1841 Boğazlar Sözleşmesi'yle ortadan kaldırıldı. Diğer taraftan Rusya ile savaş arenası haline gelen Eflak ve Boğdan meselesi 1849 Baltalimanı Sözleşmesi'yle şimdilik sona erdirilmişti. 


Diğer taraftan Avrupa'yı sarsan 1848 devrimleri sırasında özgürlük isteyen Macaristan, Çarlık Rusyası ve Habsburg müşterek orduları tarafından 1849 senesinin Ağustos ayında şiddetle bastırılınca on binlerce Macar, Leh ve İtalyanlardan oluşan mülteci Osmanlı-Türk Devletine sığınmışlardı.

Sûltân Abdülmecid şiddetli Alman ve Rus baskılarına rağmen mültecileri teslim etmedi. Bu durum Osmanlı Devleti'nin Avrupa nezdinde itibarını artırdı. Bundan dolayı 1853 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşında İngiltere, Fransa ve Piyemonte Krallığı (İtalya Birliğini sağlayan krallık) bu savaşta Rusya'ya karşı Osmanlı'nın yanında yer aldı. Tarihe Kırım Savaşı diye geçen muharebeler zinciri sonunda Rusya mağlup edildi ve 1856 Paris Antlaşması yapıldı.

Abdülmecid Hân Tanzimat Fermanı'nın gereği olarak idarî, adlî, askerî, hukukî ve malî alanlarda pek çok yenilik başlatmıştı. Yönetimde Dîvân-ı Hümâyun önemini kaybettiği için onun yerine meclisleri koydu.


1850'de bu meclislerde ve devletin bütün kurum ve kuruluşlarında görev yapacak memurlara; başta devletin başındaki yöneticiye (Ulü'l-Emr’e) ve devlete sadakatle hizmet edeceklerine dair yemin etme usulü getirildi. (Günümüzde mutlaka yapılmalı)1853 yılında Meclis-i Âlî-yi Tanzimat kurularak Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye'nin kanun yapma yetkisi bu meclise devredildi.

1858'de ise memurlar için vazife ve salahiyet kanunu çıkarıldı. 1845'te nüfus sayımı yapıldı ve halka "Mecidiye" denen ilk kimlik belgeleri verildi. Bu belgelere, fesin altında saklandığı için halk arasında "kafa kâğıdı" denilmeye başlandı.

Abdülmecid Hân döneminde imar faaliyetleri de ihmal edilmedi. Boğaz'da yolcu taşımak amacıyla 1854'te Şirket-i Hayriye kuruldu. 1855'te İstanbul ve Edirne arasında ilk telgraf sistemi hizmete girdi. 1849'da Mecidiye Camii, 1853'te Dolmabahçe Sarayı, 1854'te Teşvikiye Camii, 1855'te Beykoz Kasrı ve 1857'de Küçüksu Kasrı yapıldı. 

Ayrıca 1845'te çiçek aşısı uygulamaya alındı. Sûltân Abdülmecid Hân’ın annesi Bezmiâlem Vâlide Sûltân tarafından Gureba Hastanesi yaptırıldı. Galata Köprüsü de bu dönemde inşâ edildi.

Bu dönemde adlî alanda da önemli adımlar atıldı. Tanzimat'tan sonra oluşturulan adlî teşkilat, Adliye Nezâreti'ne bağlandı. Şer'î mahkemeler ise Şeyhülislâm’ın faaliyet alanında bırakıldı. 1850'de Ticaret Kanunu, 1858'de Arazi Kanunu hazırlanırken, 1840'taki ilk Ceza Kanunu da 1858'de yeniden düzenlenerek yürürlüğe konuldu. 


1845’te asayişten sorumlu Zaptiye Müşavirliği kurulmuştu. Buna bağlı olarak Askerlik süresi beş yıla indirildi. Her aileden bir kişinin askere alınması, tek çocuklu ailelerden ise asker alınmaması kuralı getirildi. Gayrimüslim ailelerden de asker alınması usulü kabul edildi. Ancak gayrimüslimlerden gelen tekliflerle onlardan askerlik görevi yerine bedel-i askeriye adıyla bir vergi alınması kabûl edildi. 

Vergi sisteminde de önemli değişikliklere gidildi. Devlet gelirlerinin bir bölümünün belli bir bedel karşılığında devlet tarafından kişilere devredilerek toplanması yöntemi olan İltizam ve tahılın onda biri nispetinde alınan öşür sadakasını toplama usulü kaldırılarak, vergi toplama görevi merkezden gönderilen "muhassıl-ı emvâl" denilen maaşlı maliye memurlarına verildi. 

1844'te madeni para sistemi yeniden düzenlendi, önce kanunla kenarları kırpılamaz mecidiye denilen sikkeler basıldı, ardından halk arasında “Kayme” denilen kaime-yi mu'tebere isimli ilk kağıt para tedâvüle çıkarıldı. Bununla beraber Kırım savaşındaki mâli yük nedeniyle ilk defa dış borca bulaşıldı. 

Sûltân Abdülmecid'in bütün bu çabalarına rağmen, çözüme kavuşturulamayan mâli krize dış müdahaleler eklenince ülkede bâzı karışıklıklar meydana geldi. Harekete geçen muhalifler Kuleli Vakasıyla Abdülmecid'i 1859’da tahttan indirmek için darbe girişiminde bulundular. 

Islahat çalışmalarında eğitim de unutulmadı. Sıbyan mektepleri yeniden yapılandırılarak ilköğretim parasız ve zorunlu hale getirildi. Yedi yaşına giren her çocuğun okula devam mecburiyetinin bulunduğu öğrenim süresinin ise dört yıl olması karara bağlandı ve okullarda falaka cezası da yasaklandı. Cevri Kalfa adlı ilk kız rüşdiyesi açılmıştı, sayıları artırıldı.

Ülkenin kalkınması için pek çok yeniliklere imza atan Sûltân Abdülmecid Hân gün geldi Hak vâki oldu, 21 yıl 6 aydır Türkiye tahtında otururken 38 yaşını 2 ay geçe 25 Haziran 1861 Salı günü kurban bayramından üç gün sonra veremden vefât etti. Babası Sûltân II. Mahmud Hân’ın vefâtına da aynı hastalık sebep olmuştu.

Sultân Abdülmecid Hân, vasiyeti gereği Sûltân Selim Câmii avlusunda, Yavuz'un türbesinin yanındaki türbesine defnenildi. Kendi arzusuyla türbesi burada yapılmış ve verdiği emirle, hürmeten Yavuz'unkinden daha alçak inşaa edilmişti. Ruhu şâd olsun..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23