• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Lübnan düğümü çözülmeden barış mümkün değil…

27 Haziran 2026
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Lübnan düğümü çözülmeden barış mümkün değil…

MEHMET KOÇAK

İsrail’in Güney Lübnan’daki askeri varlığını sürdürme ısrarı, İran’ın İsrail’in tamamen çekilmesini temel şart olarak öne sürmesi, yalnızca iki ülke arasındaki gerilimi değil, bölgesel dengeleri ve Tahran-Washington hattındaki müzakere sürecini de doğrudan etkilemektedir.

Lübnan, hem İran hem de Siyonist İsrail açısından sıradan bir komşu ülke değildir. Aksine, iki tarafın güvenlik stratejilerinin, bölgesel nüfuz mücadelesinin ve vekâlet savaşlarının merkezinde yer alan kritik bir jeopolitik sahadır. Bu nedenle, İran ile ABD arasında kalıcı ve kapsamlı bir anlaşmaya Lübnan düğümü çözülmeden varılabilmesi, mümkün görülmüyor.

Zira İran, müzakerelerin devamı için İsrail güçlerinin saldırı ve işgallere son vermesi ve Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini şart koşuyor.

Washington ile yürütülen müzakereler ile nihai anlaşma sürecinin vazgeçilmez şartlarından biri olan Lübnan’da kalıcı ateşkes ve tam çekilme dışında herhangi bir senaryoyu kabul etmeyeceğini açıklayan Tahran yönetimi, Lübnan ve Lübnan Hizbullah’ını müzakere masasındaki en önemli “kırmızı çizgi” olarak tanımlıyor.


Çünkü, İran açısından Lübnan, yalnızca Akdeniz’e açılan stratejik bir hareket alanı değil; aynı zamanda yıllar içinde oluşturduğu bölgesel vekil güçler ağının en güçlü halkasını oluşturan Hizbullah, İran’ın İsrail’e karşı geliştirdiği güvenlik mimarisi için çok özel bir öneme sahiptir.


İsrail açısından ise tablo tamamen farklıdır. Tel Aviv yönetimi, İran›ın Lübnan üzerinden Hizbullah’a silah ve askeri destek sağlamasını ulusal güvenliğine yönelik en büyük tehditlerden biri olarak değerlendirmektedir. Bu nedenle Güney Lübnan’daki askeri varlığını, kuzey sınırlarının güvenliğini sağlamak, Hizbullah’ın yeniden güçlenmesini engellemek ve İran’ın Doğu Akdeniz’e uzanan etki alanını sınırlandırmak amacıyla stratejik bir zorunluluk olarak görmektedir.

İşte bu nedenle Güney Lübnan meselesi, yalnızca iki ülke arasında yaşanan sınır güvenliği sorunu değil; İran ile İsrail arasındaki güç mücadelesinin en kritik cephelerinden biridir. Aynı zamanda Washington ile Tahran arasında yürütülen müzakerelerin de en zorlu başlıklarından biri olmayı sürdürmektedir.

Bu şartlar altında, Siyonist İsrail Güney Lübnan’dan çekilmeye yanaşmadığı, İran da bunu vazgeçilmez bir ön şart olarak masada tuttuğu sürece, taraflar arasında kapsamlı ve kalıcı bir uzlaşmaya ulaşılması gerçekleşmedi, gerçekleşmiyor ve de bu şartlar devam ettikçe de gerçekleşemeyeceği ise bir gerçektir.



‘Büyük İsrail’ Hayali İle ‘Şii Hilali’ Arasında Sıkışan Ülke: Lübnan

Siyonist İsrail açısından Lübnan’ın önemi yalnızca güvenlik kaygılarıyla sınırlı değildir. Siyonist ideolojik çevrelere göre, ifsat edilmiş eski Ahit’teki (Tekvin 15:18) “vaat edilmiş topraklar” yorumundan hareketle Litani Nehri ve çevresinin “Büyük İsrail” tasavvurunun bir parçası olarak kabul edilen bir ideoloji ve İsrail devlet politikasıdır.

Bu nedenle Güney Lübnan, yalnızca askerî değil, aynı zamanda jeopolitik ve güvenlik ile din referanslı bir hesaplarının da merkezinde yer almaktadır.

Lübnan sorunu çözüme kavuşmadan, bölgesel güvenlik mimarisi konusunda tarafların ortak bir zeminde buluşması mümkün olmayacaktır. Bu nedenle Lübnan, bugün yalnızca iki komşu ülke arasındaki ihtilafın değil, Ortadoğu’nun geleceğini belirleyecek en kritik jeopolitik düğümlerden biri olmayı sürdürmektedir.

Dinî referanslar ise bu mücadelenin farklı aktörler tarafından zaman zaman meşruiyet zemini oluşturmak amacıyla kullanılan unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır.

Kısacası, Lübnan’daki İran ve ABD destekli Siyonist İsrail arasındaki bitmeyen kavga din üzerinden çıkar strateji amaçlı bir güç mücadelesi savaşıdır.


 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23