Müslüman olarak var olmak
Müslüman, İslâm’a teslimiyetini hissetmiyorsa Müslümanlığı geçerli değildir. İslâm’a teslim olmayanlar, İslâm’ı teslim almaya çalışanlardır. İslâm’ı teslim almaya çalışanlardan Müslüman olmaz.
Müslüman olarak dik başlı olmadan başımızı hep dik tutalım. Çünkü başları eğik olanların cellatları çok olur. Mücadele meydanında dinleriyle var olmayan Müslümanlar yok olur. Rabbimiz Müslüman olarak var olmamızı bizden istiyor:
“(Ey Rasûlüm) De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.
O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben Müslümanların ilkiyim.” (En’am Sûresi/ 162-163)
Müslümanın kişisel tercihleri ve beğenileri, şer’îlik temelinde anlam ifade ederler, değer kazanırlar. Şer’i delillerle mukayyet kalmayan Müslümanın değeri olmaz.
Müslüman aksiyoner realite insanıdır. Sanal âlemde saman muamelesine tabi tutulamaz. Ancak sanal âlemden reel âleme geçişi aslına ve usulüne göre yapmazsak, kendi hülyalarımızda debelenmeye devam eder dururuz. Günümüzde yaşadığımız olayların künhüne nüfuz etmezsek ya da edemezsek, esen rüzgâra göre kuru yaprak misali yön almaktan asla kurtulamayız.
Allah’ın rızasını kazanma kaygısı güden, (emaneti üstlendiğinin bilincinde olarak dünyanın, gücün, araçların kulu kölesi değil Allah’ın asil kulu olma kaygısıyla hareket eden) bir hakikat eri olma derdi ile nefes alıp vermiyorsanız, Müslüman olarak var olmanız mümkün değildir. Allah’ın rızasını kazanma kaygısı güdecek bir yolculuğa çıkmamışsanız, Müslüman olarak var olmanız mümkün değildir.
Müslüman olarak var olmak, aynı zamanda insan olarak var olmaktır. Şunu bilelim ki; insan kalıbıyla değil, kalbiyle insandır. Her insan öteki insana bir ihsandır. Kalıbıyla ve kalbiyle İslâm’a teslim olmayanlar, Müslüman olarak var olamazlar.
Müslümanlar sadece Allah için nefes alıp veren kimselerdir. Birkaç çeşit İslam, bir kaç çeşit Müslüman olamaz. Allah rızası ekseninde birleşmeyenlerin Müslümanlıkları meşkûktür.
Müslüman olarak var olmak; hiçleşerek, kendini değil hakikati öne çıkarma kaygısı güderek kişinin kendini, hakikati ve Rabbini keşif yani kemal merdivenlerini tırmanma yolculuğuna çıkabilmesidir. Müslüman olarak var olanlar, hep iyilerle bir arada olanlardır. Şunu bilelim ki; “İyiler raswtgele bir araya gelmezler, onları niyetleri bir araya getirir.”
Müslüman olarak var olmak; kişinin kendini, Rabbini, haddini ve hesabını bilmesi ve hududullah dâhilinde kalmasıdır. Allah için yola çıkmak, yolda olmak ve fiilen yol almak, Müslüman olarak var olmanın asgari şartlarındandır.
İslâm olmasaydı, insanlık âlemi putperestlikten kurtulamazdı. İslâm, putperestliğe savaş açan yegâne hak dindir. İslâm’ın dışındaki bütün dinler ve ideolojiler, putperestlikte birleşirler.
Mezhepleri, meşrepleri, ırkları ve renkleri farklı olan Müslümanlar arasında dini/ameli hiçbir ayrışma bir bölünme bir husumet bir parçalanma söz konusu değildir. Onların ayrışması tamamen hizmet metodu fıtrat farklılıklarından kaynaklamaktadır. Tek bir ordunun havacı, karacı, denizci sınıflarına ayrılması gibidirler. Asrımızda ortaya çıkmış olan Neo Harici / Vehhabi cahillerinin en büyük sapkınlıklarından birisi de, kâfirler ve dallinler hakkında nazil olmuş ayetleri müminlere tatbik etmeleridir. Müslümanları tekfir etmekle yola çıkanlar, Müslüman olarak var olamazlar.
Çağrısı çağını kuracak ve bütün çağlara çağrıda bulunacak bir neslin varlığına ihtiyaç hissetmiyorsanız, Müslüman olarak var olma imkânını kaybetmişsiniz demektir.
Müslüman çifte kimlikli değil, tek kimliklidir. Günümüzde bazı hain ve gafiller tarafından Seküler ve Müslüman olarak sürdürülen çift kimlikli yaşamlar; Müslümanlığı değil, deizmi tetikliyor.
Müslüman olarak var olma şuuru; kişinin, bütün dünyevî yüklerden arınmasını ve sadece hakikatin izini sürmesini mümkün kılan bir başlangıç noktası ve kilometre taşıdır.
Allah, Rasûlüllah ve Müslümanlarla olan münasebetinizde ribatı, irtibatı ve rabıtayı kaybetmişseniz, Müslüman olarak değil, mankurt olarak var olursunuz. Geldiğiniz yolu inkâr ederseniz, gittiğiniz yolda kaybolursunuz!
İslâm, varlığın estetik kodlarıyla barışık yaşamanın adıdır. “Biz” diye bildiklerimiz de “başkaları” diye ötelediklerimiz de İslâm’a sahip olmakla değil İslam’a tâbi olmakla yükümlüdürler. İslâm; bize ait değil, biz İslam’a aidiz. Allah’a, Allah’ın dini İslâm’a aidiyetlerini unutanlar, Müslüman olarak var olamazlar. İslâm’dan başkası için var olanlar, varlıklarıyla İslâm’a düşman olanlardır.
Allah yolunda dalkavukluğa kapalı olmak, Allah’a baş eğmek için bütün tağutlara, zorbalara başkaldırmak, Müslüman olarak var olmaktır. Tağutlarla, zorbalarla, azmanlarla barışık yaşayanlar, Müslüman olarak var olmayı rafa kaldıranlardır. Ne kadar cazibeli olursa olsun, İslâm dışı yaşam biçimlerinin üzerine çarpı atmadan Müslüman olarak var olunamaz.