• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Murat Alan
Murat Alan
TÜM YAZILARI

Taktik şu: Mahkemeye küfret, gazetecileri sustur..

14 Mart 2026
A


Murat Alan İletişim: [email protected]

Taktik şu: Mahkemeye küfret, gazetecileri sustur..
MURAT ALAN

Ergenekon yargılamaları, Balyoz davası, DHKP-C ve diğer örgüt davalarını izledim Silivri’de..

Neredeyse hepsinde sanıklar, sanık avukatları, izleyici bölümünde bulunup açık yargılamayı izleyenler ve gazetecileri gözlemledim.

FETÖ’cülerin yargılandığı çatı davalar dışında hiçbir duruşmada sanıklar ve sanık yakınlarının elbirliği ile yargılamayı bu kadar net biçimde sabote etmeye çalıştığını görmemiştim..

Ta ki Ekrem İmamoğlu davasına kadar..

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1 No’lu duruşma salonunda, “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” davasının dördüncü gününü yazalım.. 


402 sanıklı, milyarlarca liralık kamu zararı iddiasıyla dolu bu yolsuzluk çetesi yargılaması, Türkiye’nin gözleri önünde cereyan ediyor. Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ekibi sanıklara ayrılan alanda savunma yapması gerekirken, CHP’li izleyici “korosu”yla birlikte bambaşka bir senaryo yazıyor. 


Benim gibi ömrü çete davalarını, terör örgütü yargılamalarını haber yapmakla geçmiş, aynı zamanda sanıkların açtığı davalarda yüzlerce kez hakim karşısına çıkan bir gazeteci için bu manzara utanç verici. Çünkü bu, adaletin değil, algı yönetiminin sahnesi.

Duruşma salonunun kapısında, “güya izleyici” sıfatıyla gelen CHP’liler, ellerini kollarını sallayarak sulandırma operasyonu çekiyor. 

Kimsenin, savcılığın sunduğu delilleri izah etmek, yalanlama gibi bir derdi yok. 

Tek odakları, kendi kitlelerine “Bu yargılama siyasi!” algısını pompalamak. 



“Ekrem yoksa çaldın mı?” diye tereddüt eden, vicdanı sızlayan milyonların zihnini bulandırmak. Mahkeme heyetini yıpratmak için ellerinden geleni yapıyorlar; hakimlere, savcılara laf atıyorlar, sloganlar atıyorlar, “Hak hukuk adalet” diye bağırıyorlar.

Planın bir ayağı da duruşmayı haber yapan gazetecileri baskı altına almak. 

Malum, dışarıdan habere erişmek için para verdiğimiz ajanslar salon içindeki dolapları niyeyse yazmıyor. “İmamoğlu duruşma salonundan çıkarıldı” diye soğuk, teknik, içeriksiz bir metin geçiyor ajans. Bunlar detaymış ajanstaki arkadaşlara göre! 

5N1K’sı zayıf, ruhu yok. Oysa bazı ulusal medya muhabirleri içeriden anlık bilgi aktarıyor..

Mesela, “İmamoğlu hakim karşısında olduğunu unutup miting meydanındaymış gibi davranmak istedi.” 

Bu tespit ajansın haberinde yok!..



Ömrümde böyle bir rezaleti ne gördüm ne işittim. 

Sanığın halkı selamlama gibi bir eyleme imza attığını, çete davalarında, terör yargılamalarında hiç görmedim. Yok böyle bir şey. Ama dışarıdaki koro, bunu bile “siyasi baskı” diye pazarlıyor. Bu bilgi haber değeri taşımıyor ilk etapta Ajanslar için sanırım!?

Bu sinsi oyun, tam bir algı terörü. İçeride savcılık, MASAK tablolarıyla Ağaç A.Ş.’ye yapılan para akışlarını, yıllara göre milyarlarca liralık ödemeleri ortaya koyuyor. Deliller ortada.. Rüşvet, ihale manipülasyonu, kamu kaynaklarının çeteleşmiş bir yapıya aktarılması.

Anadolu’daki yerel medya ağlarına ulaşan tek şey ajans metni. Milyonlar, salon içindeki gerçekleri öğrenemiyor. Ulusal medya detayları yazıyor ama yerel basının erişimi kısıtlı kalıyor. Bu, tam bir enformasyon karartması. Gazetecilere taciz, hakaret, baskı havada uçuşuyor. Eğer bir muhabir içerideki delilleri, tanık beyanlarını olduğu gibi aktarırsa, CHP korosunun hedefi haline geliyor. Bu, yargılamayı sabote etmekten başka ne?

Önceki günkü duruşmada işin en kritik parçası, Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü sanık Ümit Polat’ın savunmasıydı. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan, 25 yıldır aynı kurumda çalışan bu isim, tam bir ifşaat makinesi gibi konuştu. Savcılığın sorduğu sorulara verdiği cevaplar, yolsuzluk iddialarını somutlaştırdı. En çarpıcı, en önemli bölüm şu:


“2024’ün başlarında Ali Sukas beni çağırarak, ‘Bir liste var, alışverişler üzerinden yüzde 10 alacağız’ dedi. ‘Neyin parasını istiyoruz?’ diye sordum, ‘Ben istemiyorum, yukarısı istiyor’ dedi. Müteahhitler gelip dert yanmaya başladılar. Parayı kendisi alıyor sanıyordum, ‘Yukarıya şikâyet edeceğim’ dedim.”

Polat devam etti: “Çantayla gelip, boş çıkanları gördüm.” 

Savcılığın gösterdiği MASAK tablosuna karşı “Seçim parasıdır diye duydum” dedi ama asıl bomba “yukarısı istiyor” ifadesiydi. Bu, rüşvet mekanizmasının en tepeden emir aldığına dair somut bir itiraf. Polat, ayrıca Ertan Yıldız ve Fatih Keleş gibi isimlerin haberdar olduğunu, mobing ve tehditlerle susturulmaya çalışıldığını anlattı. 

Bunlar, delil değil de ne? Savunma bunlara tek kelimeyle cevap vermiyor. Bunun yerine dışarıda “siyasi dava” naraları atılıyor.


Bu oyunun mimarları, Ekrem İmamoğlu ve CHP’li saz arkadaşları. Salon içinde savcıya “İftira makamı!” diye bağıran İmamoğlu, duruşma düzenini bozuyor. Savcı onun salondan çıkarılmasını istiyor, gerginlik dorukta. Hakaretlerden bazen gazetecilerin yerini değiştirmek isteyen mahkeme başkanına itirazlar, sloganlar, erken ara… 

Hepsi aynı amaca hizmet ediyor.. 

Delilleri gömmek, dikkatleri başka yere çekmek. Bu, klasik bir “sulandırma” taktiği. Yolsuzluk delilleri karşısında savunmasız kalanlar, halka “zulüm görüyoruz” diye yutturuyor. Ömrümde yüzlerce çete davası izledim. Terör örgütü üyelerinin yargılamalarında bile sanıklar delillere cevap verirdi. Burada ise böyle bir şey yok. Mahkeme heyetini yıpratmak, gazetecileri taciz etmek, kitleleri yanıltmakla meşguller. 

Bu rezaletleri ifşa eden gazetecilere yapılan tacizler de unutulmayacak. Nasıl bir önlem alınır bilmem ama bu rezalete engel olunmalı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Fikret Dursun

Eko cam kafes içine alınıp tecrit edilmeli. Daha önce örneği var.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23