• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Murat Alan
Murat Alan
TÜM YAZILARI

Soylu neden hedefte?

01 Mayıs 2026
A


Murat Alan İletişim: [email protected]

Soylu neden hedefte?

MURAT ALAN

Gülistan Doku soruşturması 6 yıl sonra yeniden hareketlendiğinde, bazı çevreler hemen eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef tahtasına oturttu. 

Dışarıdan bakınca ne kadar mantıklı değil mi?   

Ellerindeki formül şu: “Süleyman Soylu valiye sahip çıktı.”

E hani “Görünür gerçekliğe uygunluk hukukun temel şartıydı?”

Bu kuralı yok sayacaksak, “21 yaşında kızla otel odasında basılan belediye başkanını o koltuğa kim oturttu” demezler mi?


Bunu sorun CHP’lilere, “ama şey, ıııı, yaa tamam da adam dürüst görünüyordu ne bilsin başkanımız” diyecekler.

Soylu, o dönemde İçişleri Bakanı olarak meseleyi yakından takip ettiklerini defalarca belirtti. Meclis tutanaklarında ve soru önergelerine verdiği cevaplarda net bir çizgi çizdi: “Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın adli soruşturmasının beraber takip edildiği ve Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.”


Başsavcılık “asılsız” diyorsa, bakan ne yapacaktı? Elindeki resmi raporlara ve adli görüşe dayanarak hareket etmesi mi suç?

“Tüm soruşturmalarımızı ortaya koyduk, bu konudaki tüm işler gerçekleştirildi ve biz bir cinayete rastlayamadık” demesi, o günkü veriler ışığında yapılmış bir açıklama..


Soylu AK Parti Hükümetinin bakanı.. Gülistan Doku cinayetinin kimin döneminde çözülmüş AK Parti Hükümeti döneminde..

O dönem “AKP katilleri koruyor” manşeti atanlara soruyorum, cinayeti CHP’nin zart zarttan sorumlu gölge bakanı mı aydınlattı?

Bar köşelerinde partiyi ele geçirmeye çalışan ayyaşlar mı olayı çözdü?

Bilmem kaç duruşmadır 2 villayı nasıl aldığını anlatamayan Eko mu devreye girdi?

Maalesef kamunun içinde herkes sütten çıkmış ak kaşık değil, Tunceli’de devletin gücünü katili aklamak için kullanan şahısların hepsi, yine bu iktidar döneminde tek tek araştırılıp bulunuyorsa, ben bunu ancak alkışlarım. Suçlu kim olursa olsun kayırılmıyor, azıcık bir delile ulaşıldığında anında harekete geçiliyor derim. 


Bugün tutuklu olan eski Vali Sonel’in ifadeleri üzerinden Soylu’ya “örtbas” veya “koruma” iftirası atılıyor. Ancak Soylu’nun savunduğu nokta hâlâ geçerli.. “Yürüyen soruşturma çerçevesinde, Başsavcılığın görüşü doğrultusunda cevap verdik. Çarpıtılıyor, iftira” diyerek bugün de aynı duruşu koruyor. Üstelik “Ucu nereye giderse gitsin soruşturulsun. Kimsenin makamı, mevkii, pozisyonu bir kızımızın canından kıymetli değildir” diyerek soruşturmanın sonuna kadar gitmesini istiyor. Bu, vicdan sahibi bir siyasetçinin duruşudur.


Peki Soylu neden muhalefetin, özellikle CHP ve onun eteklerinin altına saklanan marjinal sol çetenin bu kadar yoğun hedefinde? 

Çünkü Soylu, o kesimlere yıllarca kan kusturdu. DHKP-C terör örgütü ve onun legal sahada faaliyet gösteren sözde avukatlık yapılanmasını yerle bir etti.

Çağdaş Hukukçulardı değil mi?! Halkın Hukuk Bürosuydu değil mi?!

Kırsaldaki örgütü imha ederken, legal alandaki lojistik ve propaganda destekçilerini de büyük operasyonlarla dağıttı. “Ne zaman PKK’nın avukatları içeri tıkılır o zaman Türkiye’de PKK diye göreceksiniz bir şey kalmaz” sözü boşuna değildi. 

Terör örgütünün legal görünümlü uzantılarını hedef almak, marjinal sol çevreleri en çok rahatsız eden hamlelerden biri oldu.


Terörle mücadeledeki kararlı duruşu da cabası. Bakanlıkta odasında oturup masa başı nutuk atmadı; kar, soğuk, çamur demeden operasyon bölgelerine gitti, asker ve polisle omuz omuza durdu. Bu gerçekler ortadayken, Gülistan Doku dosyası üzerinden Soylu’ya “sipariş haber” saldırıp ve iftira kampanyası yürütmek, aslında siyasi bir hesaplaşmadır. Muhalefet, Soylu’nun terör örgütlerine ve onların legal görünümlü uzantılarına karşı verdiği mücadeleyi, onun kararlı devlet adamlığını hazmedemiyor. Bu sebeple her fırsatta linç etmeye çalışıyor.

Muhabir Beril Ötkan olayı da bu iklimin bir parçası. Meclis koridorları ve parti grup toplantıları açık pazar yeri değil. AK Parti grubuna CHP’nin azılı taraftarları elini kolunu sallaya sallaya girerken, iktidara yakın olduğu eleştirisi yapılan isimler CHP grubuna alınmıyor. 

Biz unutmadık Özgür efendinin Akit gazetesine, “AK İT” şeklindeki hakaretini.

Bu küfüler hâlâ tazeyken, muhalefetin “basın özgürlüğü” dersi vermesi ikiyüzlülükten başka bir şey değil. Hele izinsiz, telefonla aniden dikilip soru sormak da standart gazetecilik değil. Soylu’nun, “Kardeş, sen izin aldın mı?” tepkisi, bu çifte standart ikliminde anlaşılabilir bir sinir gösterisiydi.


Gülistan Doku’nun akıbeti aydınlanmalı, gerçek failler bulunmalı. Ama bunu yaparken masum insanları, dönemin bakanını iftira kampanyasıyla linç etmek adalete hizmet etmez. Nerede gizleniyorlar bilmiyorum, varsa bizim medyamızın kalemşorları, onlara da seslenelim..

Korkmayın, eziklik yapmayın, çıkın aslanlar gibi bu mesele hakkında yazıp çizin. Gerekirse Soylu’yu eleştirin.. Çünkü CHP ve şakşakçılarının adalet arayışı yok. Siyasi hesaplaşma ve intikam duygusuyla yanıp tutuşuyorlar. Türkiye, terörle mücadelede sahada ter döken, örgütlerin legal uzantılarını dağıtan, devletinin yanında dimdik duran siyasetçilere sahip çıkmalıdır. Selametle..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23