Trump’ın cinnet hali, İspanya’nın onurlu çıkışı ve Başkan Erdoğan’ın haklılığı…
Trump’ın cinnet hali, İspanya’nın onurlu çıkışı ve Başkan Erdoğan’ın haklılığı…
MEHMET KOÇAK
ABD ve İsrail’in hukuk ve kural tanımaz, pervasız ve bölgesel istikrarı derinden sarsan eylemleri karşısında “uluslararası toplumun” artık yalnızca kınama ile yetinmediği görülüyor. Uzun yıllar boyunca küresel sistemin merkezinde yer alan ve kuralları belirleyen bir aktör olarak öne çıkan ABD, bugün ilk kez bir meşruiyet tartışmasının odağına yerleşmiş durumdadır.
NATO ve Avrupa Birliği başta olmak üzere Batılı müttefiklerin açık ve koşulsuz destek vermekten kaçınması, Washington’un geleneksel ittifak ağında ciddi bir kırılma yaşandığını ortaya koyuyor. Bu tablo, ABD’nin sadece rakipleriyle değil, müttefikleriyle de mesafe açtığı yeni bir döneme işaret ediyor.
Daha dikkat çekici olan ise, tartışmanın artık diplomatik eleştirilerin ötesine taşınmasıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) yapısına ilişkin reform taleplerinin yeniden yükselmesi ve özellikle veto mekanizmasının sorgulanması, mevcut uluslararası düzenin sürdürülebilirliğine dair derin bir krizi yansıtmaktadır. ABD’nin veto yetkisinin sınırlandırılması ya da uluslararası kurumlar içindeki ayrıcalıklı konumunun tartışmaya açılması, bugüne kadar alışılmış bir durum değildir ve küresel güç dengelerinde ciddi bir kırılma ihtimalini barındırmaktadır.
Ancak burada altı çizilmesi gereken kritik bir gerçek vardır; ABD’nin uluslararası alanda karşı karşıya kaldığı yalnızlaşmanın ve meşruiyet erozyonunun derinliğini göstermesi bakımından önemlidir.
İran bağlamında Ortadoğu’da istenilen düzeyde ilerleme sağlanamaması ve İran’a karşı zafer elde edilememesine öfkelenen Başkan Trump vesuç ortağıkatil Netanyahu bir cinnet hali yaşamaktadır.
Uluslararası hukuk ve ülkelerin egemenlik haklarını yok sayan pervasız tehditleri, bu cinnet halinin en bariz örnekleridir.
Gelinen noktada, ABD ve Siyonist İsrail’inortak askeri gücüne rağmen, diplomatik zeminde giderek daralan bir hareket alanına sıkıştıkları görülmektedir.
Uluslararası sistemde kurucu rol üstlenmiş ABD’nin, bugün aynı sistem tarafından sorgulanır hâle gelmesi, yalnızca bir dış politika krizi değil; aynı zamanda küresel düzenin geleceğine dair daha büyük bir kırılmanın habercisidir.
*
İspanya’nın çıkışı Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür” uyarısını doğruluyor.
İspanya’nın savaş karşıtı politikaları çerçevesinde ABD’ye hava sahasını kapatma kararı ile en son olarak ABD’nin BM-GK’deki veto hakkının alınması önerisi, uluslararası kamuoyunda dikkat çeken ve sembolik değeri yüksek bir adım olarak öne çıkmaktadır.
Bu çıkış aynı zamanda, barış, uluslararası hukuk ve demokratik değerler adına yalnızca diplomatik bir öneri değil; aynı zamanda küresel yönetişim krizine yönelik dikkat çekici bir itirazdır.
Ayrıca, İspanya’nın bu önerisi adaletsiz BM yapısına yönelik uluslararası sistemde uzun süredir dile getirilen eleştiri ve tartışmaları yeniden alevlendirmiştir.
Bu bağlamda, Başkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır Birleşmiş Milletler Genel Kurulu başta olmak üzere, uluslararası platformlarda dile getirdiği “Dünya beşten büyüktür” eleştirisinin ne denli haklı bir zemine oturduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Zira Sayın Erdoğan’ın haklı eleştirileri aynı zamanda uluslararası sistemin meşruiyet krizine, karar alma mekanizmalarındaki tıkanıklığa ve çifte standartlara karşı yükselen daha geniş bir rahatsızlığın ifadesidir. Bugün gelinen noktada, savaşlar, insani krizler ve uluslararası hukuk ihlalleri karşısında etkisiz kalan bir BM yapısının sorgulanması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Eğer, Birleşmiş Milletler’in veto mekanizması ve temsil adaleti gibi temel sorunlar ele alınmazsa, kurumun küresel barış ve güvenliği sağlama iddiasını tamamen kaybedeceği gibi bu durum, uluslararası sistemde alternatif arayışları da beraberinde getireceği kuvvetle muhtemeldir.
Ancak bu konuda asıl soru ise şudur; Bu tartışma somut reformlara dönüşecek mi, yoksa bir kez daha güçlü devletlerin çıkar duvarına mı çarpacaktır?
Bekleyelim görelim…