• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Pekin Zirvesi: Yeni bir Yalta mı?

16 Mayıs 2026
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Pekin Zirvesi: Yeni bir Yalta mı?
MEHMET KOÇAK

Pekin’deki Trump-Şi görüşmesi, yalnızca iki liderin buluşması değil; küresel güç dengelerinin yeniden tartışmaya açıldığı kritik bir dönemeçtir. Diğer yandan zirvenin gündeminde ticaret, İran savaşı, Tayvan, teknoloji rekabeti ve küresel enerji güvenliği gibi birçok ihtilaflı konularının yer alması, bu görüşmenin sıradan bir diplomatik temas olmadığını göstermektedir.

Dünyanın en güçlü iki lideri, Rusya’nın, Avrupa’nın ve hatta Birleşmiş Milletler’in (BM) yokluğunda, dünyanın meselelerini ve kaderini masaya yatırmaları “2. Yalta” görüşünü doğrular niteliktedir.

Ancak,1945 Yalta’sında dünya iki büyük güç alanına ayrılırken, bugün Pekin’de konuşulan tablo çok daha karmaşık bir güç paylaşımını akla getirmektedir. Artık sahnede yalnızca ABD ve Rusya yoktur; Çin de küresel düzenin asli kurucu aktörü olma yolunda hızla ilerlediği hatta ikinci büyük güç konumuna yükseldiği ise bir diğer gerçektir.

Trump’ın Venezuela’yı ABD’nin etki alanı içinde görmesi, Çin’in ise Tayvan konusundaki sert tutumunu zirve öncesi ve zirvede yeniden vurgulaması, “nüfuz alanları” siyasetinin geri döndüğü yönündeki kaygıları güçlendirmektedir. 


*

Şi’den Trump’a uyarı…


Tayvan’ı kendi “toprağı” olarak tanımlayan Çin; Washington’un Tayvan’a silah satışlarını durdurmasına karşı, Çin’in de İran’a silah sevkıyatını durdurması konusunda dengeli bir anlaşmaya varılmış oldu.

Ancak Trump, İran konusunda destek beklerken, Şi’nin, Trump’a, “İran’la nükleer meselesi dahil tüm başlıklarda anlaşmaya varılmalı, ancak bu tehdit, saldırılar ve dayatma zorbalığıyla olmamalı” şeklinde nasihatinde bulunması dikkat çekti.

Şi, Trump’a, “Tayvan konusundaki yanlış politikalar çatışmaya dönüşebilir” şeklindeki ifadesi ise uyarı niteliğindeydi.

Diğer önemli bir ayrıntı ise şudur: Çin’in ABD’ye gerçek anlamda rakip olduğu bir noktaya yükseldiğini bu zirve vesilesiyle artık herkes görmüş oldu. Trump, sağlıklı yeni ilişkiler için çok istekli ancak, Şi Cinping’in, İran savaşı nedeniyle zayıflayan Trump karşısında, kendinden emin ancak temkinli ve şartlı bir iyimserlik tavrı sergiledi.


Zirvede ticaret anlaşmaları yapıldığı ve iki liderin yeni uzlaşmalara vardığı iddia edilse de bu anlaşmalara ilişkin henüz bir ayrıntı yok.

Şimdi bir diğer önemli soru şu: ABD, Çin ve Rusya arasında gerçekten bir büyük güç uzlaşısı mümkün müdür? Teorik olarak mümkündür; fakat pratikte son derece kırılgandır. Nitekim, bu üç gücün çıkarları bazı noktalarda kesişse de, birbirlerine duydukları güvensizlik derindir.


*

Yalta’dan Pekin’e

Bugünkü dünya 1945’in dünyası değildir. O gün savaş sonrası yorgun bir dünya iki kutuplu bir düzene sürüklenmişti. Bugün ise enerji yolları, teknoloji, yapay zekâ, nadir toprak elementleri, deniz ticaret hatları ve bölgesel savaşlar üzerinden çok katmanlı bir rekabet yaşanmaktadır. Bu nedenle “İkinci Yalta” benzetmesi güçlüdür; fakat eksiktir. Çünkü, yeni düzen yalnızca haritaların değil, ekonomilerin, tedarik zincirlerinin ve dijital egemenliğin de paylaşılması anlamına gelmektedir.

Bu nedenle Pekin zirvesi, dünyaya barış getirecek yeni bir uzlaşıdan çok; büyük güçlerin kendi nüfuz alanlarını tahkim etmeye çalıştığı yeni bir pazarlık döneminin başlangıcı olarak okunmalıdır.


Kısacası, Trump görkemli bir törenle karşılandı, ancak çözülmesi gereken zorlu başlıklar konusunda Trump beklediğini alamadı.

Şu bir gerçek: Dünya, yeni bir Yalta’ya değil; daha tehlikeli, daha karmaşık ve daha belirsiz bir güç paylaşımı dönemine doğru sürüklenmektedir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23