--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Not defterimden

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
15

 

Benim, kalbe dökülen damlaları kaydettiğim sayısı oldukça çok not defterim var. Bazen bu not defterlerimi karıştırdığım, düşünce mecramda hatıra tazelediğim oluyor. Bir yerde eksik kalmış bir düşüncenin bir başka yerde ihtiyarım dışında tamamlandığını; birbirine zıt gibi görünen iki ayrı düşüncenin, hakikatin birden fazla olabileceğini kanıtlayan keyfiyetini bu tür hatıra tazelemelerinde görünce memnun oluyorum. Size de tavsiyem, mutlaka yanınızda yeni zuhur eden düşüncelerinizi kaydedeceğiniz bir defteriniz bulunsun. Düşüncelerinizi unutmadan oraya kaydedin. Aynı düşüncede merhale kat edildiğinde geri dönüş olmuyor. O zaman da oluşumu da başlı başına bir mucize olan düşünce kaybolup gidiyor. Bu gün o damlalardan üçünü sizinle de paylaşmak niyetindeyim: 

İnsanın Terbiyesi

Cenab-ı Hakk’ın çeşit çeşit tecellisi vardır: Külli, cüzi; umumi, hususi; asli, zılli… İnsan bu tecellilerin durumuna göre şekillenir, istidat ve kabiliyetleri bu tecellilerin keyfiyetine göre bir hal alır.

Fakat mesela, külli, umumi veya cüzi, hususi tecelliler dahi kendi aralarında farklı farklıdır. Bu sebepledir ki her insan ayrı bir âlemdir, yani her insan ayrı bir karaktere sahiptir. İnsan karakterleri hakkında genellemeler yaparak kategorik ayırımlara gitmek yanlıştır. 

Öyleyse her karakter ayrı bir terbiyeye tabi tutulmalıdır. Hâlbuki beşeri terbiyede her ferdi ayrı ayrı terbiye edebilecek bir usul, bir metot yoktur, olamaz da. Yapılan genellemelerle de her fert kendi istidat ve kabiliyetinin hususiyetine göre terbiye edilemez.

Bu konuda tek çare, Kur’an-ı Kerim’in ve hadisi şeriflerin terbiyesine dönmektir. Âlem alametten gelir. Alamet karakter demektir. Rabbul alemin, bütün ayrı ayrı karakterleri kendi hususiyetleri içinde terbiye eden, demektir.

Demek ki, bu terbiye ancak vahiy yoluyla gerçekleşir. Beşeri metotlar, geri ve eksik kalmaya mahkûmdur. Bilmem ki burada talim ile terbiyenin arasındaki farkı hatırlatmaya gerek var mı? Maarif bu iki kavrama mukabildi. Eğitim, bu iki anlamı taşımada mecalsiz kalıyor.    

İnsanın Sabit Hakikati

Her insanın bir sabit hakikati vardır. İnsan bu sabit hakikatiyle diğer varlıklardan ve özellikle de kendine en yakın varlık olan hayvanlardan ayrılır. “Sonra onu başka bir yaradılışa tabi tuttuk” (Müminun, 14) ayeti bu hakikate işaret eder.

İnsanın sabit hakikati, onu o yapan maddi- manevi bütün mahiyetinin istinat noktasıdır. İnsan bu dayanak noktasından mahrum kalırsa, diğer hayvanlardan bir farkı kalmaz, sürekli güdülen bir varlık olur.

Sabit hakikatine istinat ettiği zaman ise insanın maddi-manevi mahiyeti hem bire bin değer kazanır hem de halife, sultan haline gelir.

İnsanın hakikati, Ademiyetidir. Âdem’in hakikati ise onda tecelli eden bütün esma-i hüsnadır. İnsanda tecelli eden bütün ilahi isimler tek bir İsimde toplanır ve bu isim o insanın galip ismi olur. Galip isim insanın karakterini oluşturan, onu tecellisiyle doğrudan sevk ve idare eden isimdir. Hakiki mürşitler, her insanın galip ismini keşfeder; ve bu isme uygun şekilde o insanı ayrı bir terbiyeye yönlendirirler…

Dıhk-ı Şeytan Tasallutu

Şeytanın gülerek yaptığı tasallut demektir. Nitekim bizim “Şeytanın Gülen Yüzü” isimli kitabımızın böyle isimlendirilme sebebi şeytanın bu tasallutu ile irtibatlıdır.

Şeytanın, güle oynaya hiç zorlanmadan yaptığı en sinsi, en gizli tasallutuna bu ad verilir. Şöyle ki: Şeytan avını avlamayı zamana yayar. Yavaş yavaş kişiye yaklaşır, ona hiç hissettirmeden bazı telkinlerde bulunur. Sağdan gelir, soldan gelir, kişiyi ikna eder, vehim ve vesveseyi de kullanarak kişiyi mağlup eder. Onun manevi yanını zaafa uğratır, sonra da bütün bütün maneviyattan koparır. Daha sonra da en savunmasız bir anında hücum ederek bütün istediklerini bir bir işletir.

Şeytanın bu tasallutu umumidir, en geniş tabanlı çalışma alanıdır. İlk başta şeytanın telkinine kendilerini kapalı hale getirmeyenler, şeytanın bu tuzağına düşerler. Son hücumda kendilerine gelseler de iş işten geçmiş olur.

 

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Cemali bey

4 Mayıs 2024 22:16

GÜCÜNÜZ VARSA KIZILCIK ŞERBETI GİBİ DİZİZİLERİN YAYINDAN KALDIRILMASI HUSUSUNDA LÜTFEN KULLANIN MİLLET EROTİK SAHNE İÇEREN BU DİZİ ILE ZEHİRLENİYOR.

Çare

5 Mayıs 2024 18:12

Bu tür yayınları siyasi otoriteyle durdurmak kalıcı çare değildir. Kalıcı çare, insanları bilinçlendirerek bu tür yayınları izlemez hale getirmektir. Alıcısı olmayan mal zayidir...

Yunusca

4 Mayıs 2024 18:51

Bir Ben vardır bende benden içeri. İnsandaki galip isim bu olsa gerek...

Bence

4 Mayıs 2024 16:18

Latif Erdoğan’ın yazdığı Şeytanın Gülen Yüzü kitabı güncellenerek tekrar tekrar yayınlanmalı ve okunmalıdır. Dıştan anlatımlarla FETÖ nün anlaşılması imkansızdır.

Kızılelma

4 Mayıs 2024 13:52

Terbiyede tasavvufi tecrübeden istifade şarttır. Heyhat ki mürşit kahtı yaşıyoruz.

Hikmet Yılmaz

4 Mayıs 2024 10:47

Fethullah Gülen fitnesini Türkiye Cumhuriyetinde ilk önce rahmetli Kamer Genç TBMM'de yırtınırcasına anlatırken sinsi eller gülerek dalga geçtiler. Latif bey o zaman niçin rahatsızlık duymamış ?..

HAKPEREST

4 Mayıs 2024 11:45

o hoo! cahil herif, l. erdogan fetullahçilarin icinde her daim, sebataistlerin ajaniymiş. aynen kamo gibi

Hikmet yılmaza

4 Mayıs 2024 12:49

Kamer genç ile Latif Erdoğan’ın fetö karşıtlığı arasında Doğu Batı arası fark var. Kamer, fetö de vehmettiği islamın düşmanıydı. Latif Erdoğan ise fetö de gördüğü islam dışı davranışların karşısında onurlu bir duruş sergiledi.

Güneş balçıkla sıvanmaz

4 Mayıs 2024 13:59

Bırakın bu bayat FETÖ hokkabazlıklarını. L. Erdoğan güneş gibidir. Üflemekle sönmez. Alem uyurken fitneyi teşhis eden adam gibi adamdır.

ADSIZ

4 Mayıs 2024 10:44

TÜRKLER NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA İSLAMDA O KADAR GÜÇLÜ OLUR ALPASLAN TÜRKEŞ

Nahit sazoglu

4 Mayıs 2024 09:52

Ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz tarım ve hayvancılıkimizi geliştirmeliyiz mesleki eğitim merkezi kurmaliyiz körfez ülkeleri ile bağlantı kurmaliyiz petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir cevrecidir yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz gizli dünya devleti BM NATO IMf dünya Bankası UNESCO İsrail'e çalışmaktadır rockfeller Rothschildler Yahudilerin lobisi siyonizmdir kökleri dışarda olan zararlı yapilar lions rotary kulüpleri mason locaları acilen İçişleri bakanlığı tarafından kapatilmali siyon protokolleri devam ediyor

Filozof

4 Mayıs 2024 08:53

Çok boyutlu, özgün bir yazı. Latif Erdoğan’ın not defterinden daha çok istifade etmek isteriz.

Muhkem iman ve muhlis bir kalp işte Latif Erdoğan

4 Mayıs 2024 08:38

Latif Erdoğan, büyük fitneyi (F.G.) herkesten önce keşfeden mühim manevi bir kaşif ve sünnet i seniyye üzerine yürüyen bir pir-i fanidir. Elhamdülillah.

Terbiye şekilleri

4 Mayıs 2024 08:24

"Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.” "Nisa/34﴿ Allah’ın, (iki cinse) birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkârdır; Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür."

Terbiye şekilleri yorumcusuna

4 Mayıs 2024 11:04

Kuran terbiyesi yüzlerce alt başlıkta toplanabilecek külli bir terbiye usulüdür. Onu tek bir ayete tahsis, bana göre şeytanca bir düşüncedir.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle