• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI

İsrail örgütleri etkisizleştirdi, sıra devletlerde

30 Eylül 2024
A


İbrahim Karataş İletişim: [email protected]

 

İsrail sonunda Hizbullah’ın 30 yıllık lideri Hasan Nasrullah’ı da öldürdü. İsrail böylelikle Hamas lideri İsmail Heniyye’den sonra Hizbullah’ın liderini de öldürmüş oldu. Heniyye’nin aksine Nasrullah’ın ölümü İslam aleminde karışık duygulara neden oldu. Nasrullah’ın İsrail gibi İslam düşmanı bir terör devleti tarafından öldürülmesi Müslümanların zoruna gidiyor. Çünkü katil İsrail Müslüman bir örgüt liderini öldürmekle övünüyor. Müslümanlarsa haklı olarak bu cinayeti inanç bağlamında gururlarına yediremiyorlar. 

Ancak Hasan Nasrullah’ın başını çektiği Hizbullah ve İran’ın Şiilik adına Suriye’de yüz binlerce insanı sırf Sünni diye öldürmesi Müslümanlar arasında haklı bir nefrete neden oldu. 

Başta Suriyeliler olmak üzere Müslüman dünyanın çoğunluğu bir zalimin başka bir zalimin eliyle de olsa öldürülmesini onaylıyor. Haklılar da çünkü düşünün ki Hasan Nasrullah’ı Suriyeli muhalifler bir suikastla öldürmüş olsun. 

Bu durumda, Şii blok İdlib gibi şehirlerde taş üstünde taş bırakmayacak ve çok sayıda masum öldürecekti. Ancak öldüren İsrail olunca ne Hizbullah’tan ne de İran’dan ses çıkmadı. 

Müslüman dünyanın (bilhassa Sünnilerin) düşüncelerini bir yana bırakıp konuya bir de savaş stratejisi açısından bakalım. 

El Arabi El Cedid gazetesinde yazan Suriye asıllı düşünür Mervan Kabalan’a göre Hizbullah tarafsız durmasının bedelini ödüyor. Kabalan, Nasrullah öldürülmeden önce yazdığı makalesinde Hizbullah’ın 7 Ekim’deki Hamas saldırısından sonra İsrail’e savaş açması gerektiğini yazmıştı. Çünkü o dönemde İsrail, ordusunu Batı Yaka, Gazze ve Lübnan sınırı arasında bölmüştü. Şayet Hizbullah da savaşa girseydi sadece Gazze’ye yoğunlaşmayacak ve Hizbullah’la da savaşmak zorunda kalacaktı. İki cephede savaşmakta zorlanacak İsrail belki de bir noktadan sonra pes edecekti. 

Ama Hizbullah savaşmak yerine savaşır gibi yapıp boş araziye ve denize füze fırlatarak İsrail’in kendi üzerine gelmesini istemedi. İsrail Hizbullah’ın korktuğunu ve saldırmayacağını anlayınca sadece Gazze’ye yoğunlaştı ve orada hem soykırım yaptı (ve yapmaya devam ediyor) hem de Hamas’ı nerdeyse çökertti. Arada Tahran’da İsmail Heniyye’yi şehit ederek İran’a gözdağı verip sonra Hizbullah’a döndü. Böylelikle iki örgütle birlikte savaşmak yerine her biriyle sırasıyla savaşarak etkilerini kırdı. 

Sonuç olarak Hizbullah İsrail’i memnun etmek istemesine rağmen bu terör devletine yaranamadı ve belki de kendi sonunu getirdi. Halbuki savaşa girseydi Hamas’la birlikte İsrail’e unutamayacakları bir ders verebilirlerdi. Kısaca tarafsız kalmak akıbeti değiştirmedi. 

Zaten bitaraflar, bananeciler, sahte kahramanlar hiçbir zaman mağdurlardan farklı bir akıbete uğramamışlardır.

İki örgüt sırasıyla etkisiz hale getirildiklerine göre (dediğimiz gibi birlikte hareket etselerdi şimdi kahraman olmuşlardı) sırada hiçbir şey olmamış gibi davranan bölge ülkeleri var. İsrail muhtemelen Lübnan, Suriye, İran ve Yemen’i hedef alacak. Ayrıca Şii grubun dışında ses çıkaran iki ülke olan Katar ve Türkiye’ye de bulaşma riski var. 

Katar’ı Katarlılara bırakalım ama Türkiye için bir şeyler söylemek lazım. 

Türkiye’nin İsrail’le karşı karşıya gelme ihtimali her zamankinden fazla. İsrail hem silahlar hem de istihbarat bağlamında iyi durumda. Özellikle istihbaratı çok kuvvetli ve Hizbullah ile İran’ı bu sayede dize getirdi. MOSSAD’ın Türkiye’deki networku ne kadar çökertildi bilinmez ama daima tetikte olmak lazım. Hatta bir adım önde olmak lazım. Daha açık konuşmak gerekirse istihbaratımız her ihtimal şimdiden savaş hali almalı. 

Savunma sanayimiz ise her ne üretecekse bir an önce üretmeli. İsrail bu cesareti özellikle nükleer silahlardan aldığına göre ne yapılması gerektiği malum. 

Öte yandan, ordumuz da savaş senaryoları üzerine çalışmalı. 

Mesele çok ciddi. Şayet bir savaş çıkar da tedbirsizlikten dolayı bu ülkeye bombalar düşerse (hele de atom bombaları) sorumluluk sorumluluğunu yerine getirmeyenlerde olacaktır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Sünni Saddam Hüseyin 1988 senesinde Halepçe şehrinde kimyasal bomba ile 10000 Sünni Kürd'ü katledince niye sustuk? Esad'ı devirmek isteyen ABD olduğu için hepimiz silahlanıp Suriye'ye koşarsak tabiki ABD karşıtı olan Hizbullah ve Esad direnecektir.

Okur

İran, Suriye, Lübnan, Yemen gibi ülkeler üzerinden son on dört yıldır Şii ve Alevi düşmanlığı yaparken Türkiye'deki Alevi ve Şiileri uyandırdığımızı rahatsız ettiğimizi unutmamalıyız. Suriye'deki Sünnileri ABD istekleri doğrultusunda Alevi Esad'a karşı destekledigimiz gibi Şii düşmanlığı yaparak Türkiye'deki Alevi ve Şii'leri uyandırdığımızı unutmayalım. Suriye'de Şii'ler Sünnileri katledilmişse Yemen'de de Şii'ler Sünni Arap ülkelerince katledilmiştir. sunni Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hıristiyan ABD ve İngiltere'nin destegi ile Yemen'de Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn gibi ülkeler Şii Yemenli Arapları katletmiştir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23