--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zenginleri kalkındıran yoksullar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
8

Varlıklı çevreleri kalkındıran parası olanlar değildir. Başlarını sokacak kadar evleri, üstlerini örtecek kadar yorganları, üç öğün yiyecekleri olan kesimlerdir.

Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada böyledir. Çünkü tüketim ekonomisi, zenginlerin ortaya çıkardığı bir soygun tezgâhıdır.

Bugün dünyanın sayılı zengin kişi yahut firmalarına bakılırsa, hemen hepsinin zenginliği sömürgedendir. Elbet bu durum devletler için de geçerlidir.

Batı’da zenginliğin kaynakları, Asya ve Afrika’nın yağmalanmasıyla ortaya çıkmıştır. Batı sömürdüğü insanları daha çok sömürebilmek adına, teknoloji başta olmak üzere eğlence ve sefahat adına ne varsa sürekli buralara ihraç etmektedir.

Türkiye olarak biz de bu sefahatten, israftan yeterince nasiplenmekte ve televizyon reklamlarıyla sosyal medyayı engerek yılanı gibi saran reklamların aldatmasına kanarak, sürekli çözülme yaşamaktayız.

Ne demek istenilenin anlaşılması için basit bir soru soralım.

“Medyanın her türlüsünde, her türlü programında, insanımızı üretime sevk eden, tüketimde daha dikkatli olunmasını tavsiye eden bir tek program var mıdır”?

Şikâyeti bırakıp çözümü var mı ona bakmalı diyerek sözü çözüme doğru götürmeye çalışalım ve bakalım tüketime yol vermeden becerebilecek miyiz?

İhtiyacımız olmadığı halde Batı’nın en ileri teknolojik ürünlerini ve bu teknolojiyle pazarlanan zevk-sefa ambalajlı reklamlara aldanmadan kendi gerçeğimizle yüzleşebilirsek, çözümün ilk basamağına ayak atmış oluruz.

Teknolojik aletlere hepimizin ihtiyacı var ama lüksüne yahut “Başkasında var ben de neden olmasın” diye cüzdanını delik deşik edip aile ilişkilerini zedeleyen, bankalardan kredi çekimlerine kadar harcama hırsıyla elde edilen teknolojinin kişiye mutluluk değil azap verdiği de kabul edilmeli.

Kişinin kendisinde, ailesinde, işinde ve çevresindeki çözülme burada başlar. Öyle bir çözülme ki, çözüldü sanıldıkça kördüğüm olur.

Bunun en açık delili; eş, dost, akraba ilişkilerinde tıkanan çıkmazlardır. Hiçbir şeyden memnun olmamak, her şeyi kendisine karşı çıkan engel olarak görmek gibi garip ve anlaşılmaz ve hatta tedavisi imkânsız psikolojik direnmelerdir.

Böyle tiplerin iş, insan ve aile ilişkilerine güvenilmez. Toplum içerisinde sürekli aykırılık gösterir ve kendilerini Hint kumaşı sanırlar.

Kendisinden kopuk yaşayan kimselerin tüketim dışında idealleri yoktur. Bu hal kazanmadan harcamanın faturasıdır.

Kendini bilen, güvenen, inanan, dünya ile ahiret dengesini kurabilen, hayatını bu çerçevede koordine edebilen aklıselim sahibi insanlar, kıran kırana acımasızca işleyen tüketim çarkına çomak sokarlar.

Böylece Batılıların zenginliklerini ölçü ve sınır tanımaz bir biçimde artırmalarına engel olmuş olurlar.

Ezcümle:

Tüketim hırsı, günümüz insanına altın tepside sunulan bir zehirdir. Öyle bir zehir ki, sahip olunmak için amansız bir yarış sürmektedir.

Kişiden aileye ve topluma kadar huzur istiyorsak, vicdanımızı cüzdanımızın üzerine koymalıyız. Aksi takdirde tüketen köleler olmaya devam ederiz.

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Emin

13 Ağustos 2020 10:50

Bravo Süper Yazmisiniz AmaEksik Olmus Türkiyeninde Fakirlesmesinin Saray ve Onlarin Yalakalari oldugunu Cok iyi Bilmenize Ragmen Hic Bahsetmemeniz Düsündürücü Haksizliga Konusmayan Dilsiz Seytan Öyledegilmi Sevgili YazarSusmayalim Gercekleri Yazalim Riyakarlik Allah huzurunda Enbüyük Günahlardan Biri Degilmi Kulakulluk yapmayalim Allaha emanet olun

metet

12 Ağustos 2020 23:00

mete 'şiddetle okuma' ne len? kitabı yırta yırta mı yağni?

Fakir ve Cahil

12 Ağustos 2020 15:22

Sen gel ben cahil halkın ferasetine güveniyorum diyeni ödüllendir ve iki davarı gudemeyen birini olmadık makamlara getir.Sonra fakirlik ve cehalet masalları anlat. Milleti tüketim toplumu yap. Sonra televizyondan şikayet et.Bin çeşit şans oyunu çıkart haramdan bahset. Etme kardeşim etme.Bu millet fakir ancak saf değil.

Ömer

12 Ağustos 2020 13:35

Eksi beş derece saat gündüz 11 . Kadıköyde bir kuyruk ki sormayın . Ne var diye sordum akşama maç varmış maç kuyruğu o soğukta . Ve çoğu belki evlerine ekmek götürmekte zorlanan insanlar . Kimbilir biletler ne kadar . Belki buna on sene olmuştur ve değişen bir şey yok . Yazıyı okuyunca bu aklıma geldi . Yakınımız çok ta varlıklı değil mobilyalarını değiştiriyorlar sordum neden . Dediler ki canımız sıkıldı kullanmaktan yenilik olsun hem de taksitle aldık . Artık sözün bittiği yerdeyiz .

Seval Kara

12 Ağustos 2020 08:44

Ak Partiye toplumu tüketim bağımlısı yaptı Mı diyorsunjz el insaf, buradan hükümetimizi ekeştiremezsiniz

mete

12 Ağustos 2020 08:32

George Amstrong isimli amerikalının "Dünya yahudi para imparatorluğu rochildler" kitabını şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Hayata bakışınız değişir. Türkiye Cumhuriyet Merkez bankası bile yahudi kontrolünde. Kendi paranı basma yetkin yoksa bağımsız ülke değilsin.

Nahit sazoglu

12 Ağustos 2020 07:53

Tuketim toplumu olmamizda en buyuk etgen cak asiri sekilde reklamlari izlemekteyiz daha iyi kalkinabilmemiz icin tarim ve hayvancilikta uretim yerli ilac sanayinde uretim denizcililte uretim sanayide ve teknolejide uretim her sektorde uretim uretim uretim tuketim cilgiinligini acilen birakmaliyiz

fakir parasıyla çok işler yapılabiliyor demek ki:

12 Ağustos 2020 07:20

mesela gecekondu fıkaraları ibo' nun kanserlerine gittiler; ibo daha sonra tayyare alacak kadar durumunu düzeltti bu girdilerlen. ben bu gecekondu düşkünlerine acımıyorum, iyi oldu itoğluitlere

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle