Yarım Elma Gönül Alma

16 Mayıs 2019 Perşembe

Biz millet olarak gönül medeniyetinin erleriyiz.

Atalarımızın 24 milyon metrekareye ulaştırdığı toprakların çok büyük ekseriyeti, gönül medeniyetinin mefhumlarıyla kazanılmıştır.

Tabii insanın bugüne bakarak; “Bunlar geçmişte kaldı, şimdi nerede gönül medeniyetinin erleri diyesi geliyor ama o kadar da kendimize haksızlık etmeyelim.

R. Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında 17 yıldır süre gelen hükümetler; tüm arızalara, engellere, ihanetlere rağmen bir gönül seferberliği içerisinde gelmiştir.

-“İyi dedin hoş dedin, R. Tayyip Erdoğan’ın bir gönül adamı olduğundan şüphemiz yok ama bu olanlar neyin nesi peki? İstanbul Ankara niye kaybedildi? Gönül medeniyetinin erlerine ne oldu da bu sonuç çıktı”?

“Eşme derdimi, çare olacaksın gel beri”. Derdi eşelemek kolay da çare olmak zordur böyle zamanlarda. En iyisi biz sözü İstanbul seçimi üzerine getirelim.

Hırsızlıklar, gasplar, karanlık oyunlar sonucu milletin iradesine vurulan prangalar, Yüksek Seçim Kurulu’nun oy çokluğuyla verdiği kararla, milletin hakkı millete geri teslim edilmiş ve seçim iptal edilmiştir.

…………………

Şimdi sıra Ak Parti, MHP, BBP ile yüreğinde, mayasında, inancında, dini-milli değer yargıları taşıyan ve taşıdıkları yargılarla amel eden güzide insanlarımıza düşmektedir.

“Yarım elma, gönül alma” prensibi gereğince Fatih’in emaneti, İslam’ın emaneti, Peygamberimizin emaneti İstanbul’u, Haçlı Batılıların desteklediği siyasi kesimlere heba ettirmemek lazımdır.

İstanbul seçimleri gönül medeniyeti insanlarımızın çalışmalarıyla kazanılacaktır. Yalnız burada büyük vazife, Ak Parti adayıBinali Bey’in başkanlığında oluşturulan Ak Parti teşkilatlarına düşmektedir.

31 Mart seçimleri öncesi gibi rehavete düşmeden, yelkenleri yere indirerek, her insanı; “Bir gönül yıktın ise değil, bir gönül yaptın ise” düsturunca kucaklayarak çalışmak gerekir.

…………………

Şeytanlar birtakım odalardan, medya araçlarından sürek avcıları gibi yerli ve milli düşünce adamlarının ağızlarından çıkacak, kalemlerinden çıkacak sözleri cımbızlayıp, cımbızlayıp, şeytanlıklarının şartlarını yerine getirdikleri için geçmişe dair çok fazla eleştiride bulunup, şeytanlara fırsat vermek istemem.

Bu sebeple, Cumhur İttifakı adına çalışacak Ak Partili ve MHP’li yetkili ve görevli arkadaşlarımızın, “ita amiri gibi değil, bir hizmetçi gibi” hareket etmeleri, milletimiz tarafından verilmiş bir görevdir.

Allah’ın izniyle, disiplinli bir şekilde çalışılırsa, İstanbul emanetinin ehil ellere geçmemesi için hiçbir sebep yoktur. Yeter ki, emanete sahip çıkalım. 

Şer cephesinin akıl almaz şekilde gözlerinden kin, sözlerinden küfür akmasının nedeni, suçluluk psikolojisinden başka bir şey değildir.

Bunları destekleyen yerli ve yabancı kesimlere bakıldığında, kimlerin kimlerle hemhal olduğu ortadadır! Dolayısıyla bunlarla uğraşarak vakit öldürülmemelidir.

……………….

Ezcümle:

Hiçbir dava lideri, sadık arkadaşlara sahip olmadan davasında muvaffak olamamıştır. Hülasa dostları çoğaltmalı, düşmanları azaltmalıdır.

Gönlümüzdeki mazeretleri kaldıramazsak, kapının eşiği bile engel olarak gözükür.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • aysanaysan5 gün önce
    Muhabbet bir SüleymandırGönül taht-ı revân olmuş.' (M. Lütfi)Gönül; insanoğlunun, en önemli, en ciddî yanı; onun mânevî varlığının ifâdesi, his ve inançlarının kaynağı ve insan derinliklerine açılan yolların hem sona kadar uzayıp gideni, hem de ilk menzilidir. Gönül yolunda yürüyenler karanlık bilmez; gönlüyle kanatlananlar bir şeye takılıp kalmaz. Bütün insanî değerler gönül yamaçlarında boy atıp gelişmiştir. İman, aşk, ruhânî zevkler bütünüyle gönül bahçesinin meyveleridir.Gönül dünyâsında çölleşmiş insanların; duygu, düşünce, muhakeme ve ilim anlayışında da kuruyup gitmeleri mukadder ve kaçınılmazdır. Mantık, gönlün vesâyesine girip onun kapıkulu olduğu çağlarda, bütün buudlarıyla en ihtişamlı günlerini yaşamış ve sayılmayacak kadar ölümsüz eserler miras bırakmıştır. Bu dönemlerde ruh maddeye hâkim olmuş, onu özünde eritmiş.. dünyâ ukbâ ile içiçe girip onunla bütünleşmiş.. bayırlarımız, ötelerin panayır yerleri haline gelmiş.. veralara ait değerler buralarda fiyat ve pazar bulmuş; buralara ait nesneler de öbür âlemin mizân ve ölçülerinde takdirler üstü değerlere ulaşmıştı. Bu dönemlerde, şeker kamıştan ayrılmış, tomurcuk çiçeğe gebe kalmış.. toprak ötelerden gelen ışıklarla gül rengine boyanmış.. yeryüzünün lâlesi, zambağı, papatyası, menekşesi sînelerden kopup gelen meltemlerle raksetmeye başlamış ve her bucakta ukbâ derinliklerinin büyüleri duyulur olmuştu... Zihinlerin gevezeleştiği, muhâkemelerin cerbezeye yelken açtığı vicdanın dilinin koparılıp, ruhun çarmıha gerildiği.. daha doğrusu, gönüle ait nağmelerin duyulmaz olduğu günden beri, yeryüzü bir baştan bir başa mezaristana döndü; içinde oturup kalktığımız binalar birer tabut haline geldi.. hayat, önü - sonu mezar bu tabut içinde ümitsizce bir kısım canhıraşâne kıpırdanışlar, ruh da bu sis - duman içinde hasret ve sevdayı birarada yaşayan bir tali'siz oldu.İşte, böyle bir atmosfer için zurnade her biri birer yol kesiciden ibaret olan, bedenî duygu ve cismanî düşünceler, yıllarca geçeceğimiz yollarda pusular kurarak, vicdana kapalı ruhları avlayıp durdu ve onlara çeşit çeşit öldürücü Azaplar sunarak, onları hezeyan yığınları haline getirdiler. Mukayese ve muhâkemelere kapalı, düşünmez, anlamaz, tartıp-değerlendirme bilmez hezeyan yığınları...Bu itibarladır ki, şimdilerde, her zamankinden daha ziyade gönül hikâyeleri dinlemeye muhtaç olduğumuzun idraki içindeyiz ve onlarda Hazreti Mesih'in soluklarının dirilticiliğini görüyoruz. Dünyâ varolduğu günden bu yana, her zaman semâlar ötesi âlemlerde pervâz edip yol alan tali'liler, hep bu, tenini aşmış, beden kaydından kurtulmuş.. melekler gibi kanatlı ruhânîler gibi buudlu ve sürekli gönlünün derinliklerinde yaşayan ruh insanları arasından çıkmıştır. İki cihanın dizginlerini elinde tutan bu gönül erleri, herkesin kapı kapı dilencilik yaptığı dönemlerde, Cennet servetlerinin sergilendiği tepelerde dolaşmış; istiğna soluklamış, istiğna ile gerilmiş ve istiğna ile kanatlanmışlardır. Ne dünyânın tozu-toprağı onların ufkunu karartmış, ne de Cennetlerin rengârenk imrendiriciliği başlarını döndürebilmiştir. Her işlerinde dostun dostluğunu peyleyerek en kazançlı ticarete talip olmuş ve gönlün varoluş hikmetine, mukabelelerin en insancısıyla mukabelede bulunmuşlardır. Daha ilk hamlede seslerine ötelerin soluklarını katarak aşklarını terennüm eden bu insanlar, ikinci hamlede nefeslerini galaksilerin kol gezdiği âlemlere yükseltmişlerdir.Gönül; Hakk'ın inâyetiyle, insanlık özünün birleşmesinden doğmuştur. Bu itibarladır ki, üzerinde Sultan mühürü bulunan kalb, hem ruhânî hem de cismânî âlemlerle iç içedir. İnsanın derinlik ve iç-dış güzelliği onun gönül hayatının ayrı ayrı buudlarıdır. Hatta dış yüzündeki parlaklık ve göz alıcılık bile tamamen, onun kalbî hayatıyla alâkalıdır. Kalbin sözü dimağa ulaşınca beynin çerağı tutuşur ve insan benliği güneşin taç tabakası gibi aydınlanır. Ruh, yüzünü tam gönül hâtifine çevirdiği bu esnada, duygular, sırlı, sihirli bir mızrap yemiş gibi ses vermeye başlar.. derken, vicdan sevinç ve saygıyla semâa kalkar.. benlik dörtbir yandan aşk ateşiyle sarıldığını hisseder.. gözler, birer tulumbacı gibi en cömertçe hislerle bu yangının üzerine yürür ve göz pınarları çeşmeler gibi çağlar gider.İradenin elden gidip, insanın kendinden geçtiği anlarda, duygular muvakkat bir muvazenesizliğe girip yollarını şaşırsalar da, gönül iki büklüm çevkâne dönmüş boynuyla hep O'nun huzurunda ve daha bir derin, daha bir başkadır. İnsan, gönül dünyâsında seyahat ederken, ne şaşkınlığa düşer ne de takılıp yollarda kalır.. gönül eri, atının ürküp geriye durduğu ve ayağının takılıp bir yerde kaldığı her menzilde, aşk, Hızır gibi onun imdadına yetişir.. atının dizginlerini tutar ve onu tereddütlerin meydana getirdiği boşluklardan berk u burak gibi geçirir.İnsandaki iç ve dış duygular birer nefer, kalb ise bir kumandandır; onlar birer pervane, gönül ise pırıl pırıl bir meşaledir. O hep en yüksek yerde durup emirler vermeli, sair latîfeler de onu dinlemelidirler. O hep kutup yıldızı gibi "Hû" deyip kendi etrafında dönmeli, insânî duygular da onun çevresinde tavaf edip yüz yere sürmelidirler.Biz hepimiz gönül evinin misafirleriyiz O evde kendi sultanlığını vicdanlarımıza duyurana gönüllerimiz fedâ olsun- canlarımızı gönül sultanına kurban etmeye azmetmiş, O'nun kararını bekliyoruz. O, gönül penceresinden tenlerimize hayat üflediği günden beri, mekiğimizi, hep hasret ve vuslat gergileri arasında işletip durduk ve aşkımızın kaneviçesini örmeye çalıştık. Bir aralık, ruhumuz, dosttan gelen ılık esintileri duyunca şevk u sevinçten tir tir titremeye başladı.. derken, edeple başlarımızı önümüze eğerek halvet kapısının aralanacağı ânı beklemeye koyulduk.Hasret ve aşk türküleriyle yürüdüğümüz bu yolda, gönül, tenezzülen bize rehber oldu.. biz de, ölünceye dek bu kutlu rehberin arkasından ayrılmayacağımıza söz verdik. Çileli ve ızdıraplı olmasına rağmen söz verdik...
  • AliAli5 gün önce
    İnsanları şerli şersiz sınıflandırması yapan siz mübarek ay da af ve helallik dileyin.Ama size sorsak sadece ıslah ediciyim dersiniz

Günün Özeti