THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Pervari’den Paris’e

16 Nisan 2018 Pazartesi

Bu haftaki kitabımız Beyan Yayınları’ndan. “Pervari’den Paris’e” isimli eserin üst başlığı; “İhsan Süreyya Sırma Kitabı”.

Hocanın talebelerinden Prof. Dr. Adnan Demircan’ın can alıcı sorularıyla meydana gelen eser, aslında Türkiye’nin yazılmayan yakın tarihi olmuş.

Özellikle 1940’lardan 2018’e kadar kayıtlara geçmemiş ve gizli kalmış ülkemiz tarihinden çeşitli hususlar, İhsan hocamızın hayatıyla belgelenmiş.

İhsan Süreyya Sırma kitabını okuyacak kimseler, kendi hayatından “mazeret” denilen tembellik ve nemelazımcılık kavramlarını tamamen çıkarabilir.

Azrail; “Haydi gidiyoruz” demedikten sonra çalışmamak ve başarmamak için gerekçe üretmenin, bahanelere sığınmanın, kendi başarısızlıklarını değişik sebeplere yüklemenin asla bir çıkar yol olmadığı görülebilir.

Doğrusu İhsan hocamızı yakından tanıdığımı zannederdim ama meğer ben de yeterince tanımıyormuşum. Kitabından can alıcı yerleri okuyunca (gerçi can alıcı olmayan yeri yok) yeniden tanıdım.

Hocamızın hayat hikâyesinden öğrenilecek ve kişinin kendisine pay çıkaracağı harikulade mücadele yöntemleri var ama en önemlilerinden birisi şu:

Külli irade ile Cüz’î irade arasındaki o hassas ve nazik bağı güçlü tutmak, iyi kurgulamak ve Külli iradeye müdahale etmeden, Cüz’î iradede sınırı aşmadan hayatına yön verebilen her insanın başaramayacağı bir husus yoktur. Geçelim.

Hani Batı’dan ayartma ve aşırma bir sürü başarı ve kişisel gelişim kitapları vardır ya, yine pek çoğu; uygulanmamış, yaşanmamış, hatta kitaplarda isimleri geçen kimselerin varlığı dahi söz konusu olmayan balon kitaplar var ya, işte İhsan hocanın hayatı, o tür uydurma eserlerin hepsini bertaraf etmiş.

Bu tür kitapların dışında yine Batılı ilim ve fikir adamlarının hayatları da “başarı hikâyesi” diye dayatılır, sonra da çok satan kitaplar” olarak lanse edilir ve toplum aldatılır ya, işte o hayatlar da İhsan hocanın kitabının yanında geri dönüşüme verilecek kâğıtlar sınıfına girmekte.

İhsan hocanın hayatının en güzel çağı Fransa’da geçer. Malum Batı’yı bir de hocadan okumakta fayda vardır. Okunduğunda yukarıdaki ifadelerimin azlığı görülecektir.

Batı kültürü ile Doğu kültürünü adam etmek isteyen güruhların bu memleketi ve milleti nasıl kıskaca alarak, dev bir milletin önüne ne büyük barajlar örüldüğü görülecektir.

Pervari’den Paris’e yolculuk ve tabii ki dönüş, döndükten sonra Türkiye’deki hayat hikâyesi, daha doğrusu inandığı değerler bütünü çerçevesinde verdiği mücadelesi ve bugünlere nasıl gelindiği, mütevazı bir anlatım gibi dursa da “gizlenen, baskılanan, görülmeyen, gösterilmeyen, yazılmayan, yazdırılmayan bir Türkiye gerçeği” olmuş.

İmkânım olsa hocamızın hayatını, iş dünyasından siyasete kadar, memleketimize ve milletimize hizmet etmek isteyen, orta öğretim ve tüm üniversitelerdeki hocalarla birlikte öğrencilere ders kitabı olarak okutmak isterim.

Eser hakkında: Beyan Yayınları; 0212- 512 76 97

 

YORUM YAZ