--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ne Kadar Toprağımız Var ki

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
5

Dünyada kendi kendisine yetebilecek (Biz bize yeteriz) nadir ülkelerden olduğumuzu, bu toprakları sahiplenen her insan evladı bilir.

Peki, bu durum topraklarımızın yeterli olduğuna mı delalettir? Hayır! Tarım açısından mevcut topraklarımız kendi kendimizi beslemeye yeterli değildir.

Peki, o zaman nasıl bir yetmedir bu? İnananlar için söylemeliyim.

Bizim topraklarımız bereketlidir. Bereketinin önemli kısmı da hilal için fethedilmiş topraklar olmasındandır.

Bu sebeple kendi kendimize yeteriz. Lakin artık topraklarımızın bereketi kaçmak üzeredir. İnsanoğlunun dünya tamahına hırsı, doyumsuzluğu ve tatminsizliği, sadece toprağın değil, insana dair her şeyin bereketini kovmaktadır.

İnsana lazım olan her şeyin kökeni topraktır. Bu hakikati bilmemek yahut bilmezden gelmek, bereketsizliğe sebep olmaktadır.

Toprak ile insan bir bütündür. Toprak olmadan insanoğlunun hayatını devam ettirmesi imkânsızdır. Dirimiz de ölümüz de toprağa muhtaçtır.

Peki, bunun için mi toprağa böylesine ihanet ediyoruz? El-cevap:

İnsanoğlunun keşfettiği, icat ettiği teknolojinin her türlü gelişimine rağmen henüz ağırlığının bile ne kadar olduğu tespit edilemeyen Covid-19 mikrobu, tüm dünyayı alt üste etti ve insanoğlunun ne kadar aciz olduğunu gösterdi.

Ne paramızın ne silahımızın ne zenginliğimizin ne fakirliğimizin ne binbir türlü imtiyazımızın ne yalnızlığımızın ne çokluğumuzun, velhasıl kimsenin gücünün yetmediği görülmeyen bir mikrop; “Ey İnsanoğlu işte bu kadarsın” dedi.

Bir kere daha anlaşıldı ki, insanoğlunun hayatiyetinin devam edebilmesi için ölüsünün de dirisinin de toprağa ihtiyacı vardır.

Böylece tarımın gerekliliği bir kere daha ortaya çıkmıştır. İnsanoğluna sadece toprak değil, toprağa muhtaç diğer canlı varlıklar da hizmet etmektedir.

Şimdi bu çerçeveden bakıldığında, ülkemiz genelinde ekilmeyen veya miras anlaşmazlıkları sebebiyle atıl durumda bekleyen topraklarımızın tarıma açılması ve tarım yapılması kaçınılmaz hakikat olarak ortadadır.

Yalnız acı bir gerçek daha var ki, esas niyetim onu hatırlatmaktı. Buğday ekeceğimiz toprakların üzerine dev beton binalar dikilmekte ve halen de devam edilmekte.

İnsanlar da toplumlar da aradıklarını kaybettikleri yerde bulmaya çalışırlar. Topraklarımızı heba ettikçe, kayıplarımızı yine buralarda arayacağımız bilinmelidir.

Anadolu’nun toprağı başka coğrafyaların topraklarına benzemez. Burada kaybettiğimiz bereketi başka yerde bulamayız. Buldurmazlar da.

Elbet ülkemizin pek çok meselesi vardır. Birinci önceliğimiz terörün son bulmasıdır. İkinci meselemiz, terör sebebiyle ekilemeyen topraklarımızla birlikte atıl durumdaki arazilerin işlemesini sağlamaktır.

Ezcümle:

İnsanoğlunun icat ettiği her şeyin bir süresi ve sonu vardır. İnsan gibi icat ettikleri de ebedi değildir.

Yalnız toprak kıyamete dek kaimdir. O güne kadar tüm canlılara ve insanoğluna hizmet edecektir.

İnsanlığın devamı için ikram edilen toprağın bir emanet olduğunu bilerek sahip çıkarsak, bizim kârımızadır. Sahip çıkmazsak helakimize sebep olacaktır.

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Toprakyilmaz

10 Temmuz 2020 20:55

MüslümanKorkakOlmaz

Toprak

10 Temmuz 2020 20:52

 GözünüToprakDoyursunTalancilari

Şahika

7 Temmuz 2020 13:35

Israfın önüne geçilsin,aileleri israf yıktığı gibi devletleride israf yıkar."Saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir."Buyrulmuştur Kur'an'da.

Necmittin kara

7 Temmuz 2020 10:58

Miras yolu ile gecen araziler hizlica taksim edilsin,mahkemelere muracaat beklenmesin.ekim yapmayanlara imkanı olmayanlara yollar gösterilsin.

Necmittin kara

7 Temmuz 2020 10:55

Goksunda bile ova elden gidiyor,k.maraş goksunda ova elden gidiyor..daglik alana şehri kaydirin..

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle