Milletimizin de devletimizin de yüzü ağardı
Milletimizin de devletimizin de yüzü ağardı
Hüseyin Öztürk
NATO toplantısının ardından çok şey yazıldı, konuşuldu, görüldü, gösterildi, hemen herkes kucağında ve dağarcığında ne varsa ortaya koydu. Bakalım zatımın kucağında ne var?
Öncelikle vatanıma, devletime, milletime, bayrağıma mensubiyet duyan ve bu mensubiyetinin mesuliyetini bilen birisi olarak, Reis’e minnet ve şükranlarımı arz ederim.
Uzun tarihi itibariyle ülkemin beş, yakın tarihi ile iki bin yıllık bir geleneği var. Bu geleneği anlamak için mensubiyet ve mesuliyet sahibi olmak gerekir. Olmayana kaval çalmalı.
Bu memleket, 70 sent için Haçlı Batılıların kapılarında nöbet tutulduğu günleri yaşadı. Devletin ekonomisini içeride düzeltecek birisi bulunamayınca, dışarıdan ithal ekonomist getirilmişti, o da birkaç ay içinde ekonomiyi bilerek ve isteyerek hercümerç etmişti.
Aynı hükümetin başındaki şahıs, milletin ve devletin hiç işi gücü kalmamış gibi gazetelere; “Başörtüsü yasağı devam etmeli” demeçleri vermekteydi.
Kimdi?
Ecevit!
Bugüne geldiğimizde, dün bize tepeden bakıp, akıl dağıtan Avrupalılar, bugün güçlü Türkiye’nin ev sahipliğinde ağırlandılar ve ülkemizin nereden nereye geldiğini gördüler.
*
Sefil bir geçmişten muhteşem bir devreye geçtik. Sefillik yıllarında sadece ekonomiden değil, toplumun bölünüp parçalanması gibi nice garabetler yaşadık.
Tekrar başörtüsüne döneceğim ama bu yara öyle kapanabilecek gibi değil. O sefillerin ellerine bugün imkân geçse, geçmişten daha beter edeceklerinden emin olunmalıdır.
Milletvekilleri başörtülü eşlerinden dolayı resmi programlara alınmıyor ve davet edilmiyordu. Dünyanın neresinde böylesine iğrenç bir durum yaşanmıştır?
Savunma sanayii başta olmak üzere dünyanın gıpta ile baktığı Türkiye, milletiyle bütünleştiği için büyümüş ve büyümektedir.
NATO toplantısı, Haçlı Avrupalılara bunu göstermiştir. İnsanlık dersi vermiştir. İnsan olmanın ve kalmanın ne demek olduğunu öğretmiştir.
“Peki, ne kadar anlamışlardır” derseniz. Ona cevabım; “Pek anladıklarını sanmam, çünkü ülkemizdeki muhalefet anlamadıysa, onlar hiç anlamamıştır”.
Milletimizin yüzü ağardı. Devletimizin gücü bütün dünyaya ilan edildi. Dünyadaki her masada varız denildi.
*
Evet, bugüne kadar neden güçlü bir Türkiye olarak dünyanın karşısına çıkamadık?
Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Ak parti hükümetleri ne yaptı da gıpta edilen bir ülke olduk? El-cevap:
Dilimizden dinimize, milli formlu kültürümüzden soframıza, dünya görüşümüzden, ahlaki değer yargılarımıza bağlı örf-adet ve geleneklerimize kadar bizi biz yapan unsurlara sahip çıkıldığından. Sahip çıkılma mücadelesi verilmesinden ve halen verilmekte olmasından.
Haçlı Batı’ya karşı asimile olmayı zafer sayan muhalefetin, ülkemizi Avrupalılara şikâyet etme onursuzluğuyla birlikte, devletimizi ve milletimizi aşağılayan çirkin siyasetlerine rağmen bugünkü başarı, millet devlet kucaklaşmasının ve sahiplenmesinin neticesidir.
*
Ezcümle:
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeli, “milli aidiyet” temellidir. Mensubiyet ve mesuliyet disiplinidir. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bu disiplinin sahibi ve temsilcisidir.