• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
08 Haziran 2020

Korona Günlükleri/Yüzleşme Vakti

Ezel sırrını ne sen bilirsin ne ben,

Bu bilmeceyi ne sen çözebilirsin ne ben,

Perde arkasından sen, ben, deyip durmadayız,

Bir indi mi o perde ne sen kalırsın ne ben.

Bu haftaki eser, Biyografinet İletişim Ve Yayıncılıktan çıkan “Korona Günlükleri/Yüzleşme Vakti” isimli kitap. Eseri kaleme alan isim ise Adnan Ocak.

Yukarıdaki dörtlük Ömer Hayyam’a ait. Kitabın içinde de yer almaktadır. Hayyam’ın bu dörtlüğü, insanlık tarihini ve insanı özetleyen bir dörtlüktür.

Hayyam’ın dörtlüğünde, lafın azının söylenmesini ama kişilik erdemine yolculuk edenlere söylenmesi gerektiğini, aksi halde sözün israf edileceğini, sözün emanet olduğunu ve yere düşürülmemesi gerektiğini hatırlatır.

Adnan Ocak da kaleme aldığı “Korona Günlükleri/Yüzleşme Vakti’nde” sözün azını erdem yolculuğunu sürdürenlere söylemiş.

Uğrak vurduğumuz satırlarında şöyle diyor:

“Yitirdiğimizi aramak gayesiyle bulunduğumuz bu dünyada ne aradığımızı bazen unutsak da gerek yaşamın işleyişi gerek kurulu düzen bize hatırlatmalar yapmakta.

İnsanlık ara ara yitik olanı bulma maksadını aşarak buranın süsüne kapılıp hedefinden uzaklaştığında başına ne geldiyse bizim de bugünlerde başımıza gelen o sanıyorum”.

………………

Korona günlükleri, değer yargılarımızın sorgulanmasını doğruların/yanlışların ayıklanması gerekliliğini savunarak başlıyor söze ve şöyle deniliyor:

“Televizyonda canlı savaş görmüştü dünya (Amerika’nın Irak’a saldırısı-Körfez Savaşı). Burnumuzun dibinde gece gündüz insanların üzerine bombalar yağıyordu.

Bizler televizyonlarımızın başında sanki bizden çok uzak başka bir dünyada oluyormuş ya da bir film izliyormuş gibi seyrediyorduk.

Sanki dünya küçük bir köye dönmemiş gibi (öyle ya çağ küreselleşme çağıydı) ülkenin birinde insana hiç değer verilmiyormuş gibi ve oranın insanlarına insanlığı götürmek adına, “demokrasi” götürmek adına “Beyaz Adam” işe el atıyor ve bir ülkeyi devasa bir mezarlığa çeviriyordu.

Gerçi o bunu hep yaptı (Haiti’de, Vietnam’da, Afganistan’da, bilmem nerde). Dünyanın geri kalanı ise buna yalnızca seyirci kalıyor hatta alkışlayanlar oluyordu.

……………..

Yine televizyonda bir görüntü vardı. Çin’de insanlar uluorta yerlere düşüp titreyerek can veriyordu. Bu kez “demokrasi” değildi söz konusu olan.

Bu sefer bir “virüs” canları alıyordu. Yani bombalar değildi yağan. Ölümdü. Olan ölüm olduktan sonra bombayla ya da değil fark eden neydi?

Demem o ki: Mevcut dünya düzeni insanı hem pazar hem zarar olarak görüyor. Peki ya biz birbirimizi nasıl görüyoruz?

Bize düşen her varlıkla barışık ve doğal bir iletişim sürdürmektir. Arsızlığa kapılmadan, bencilliğin ağına düşmeden yaşamaktır.

İnancım odur ki her yaptığımızın bir yankısı var. Hiçbir şey tesadüf değil. Hepimiz bunu bilmekteyiz.

İnsanlığın uyanacağına dair umudumu koruyorum. Ancak her şeyin bizimle başladığını ve bizimle biteceğini de aklımdan çıkarmıyorum”.

……………….

Eser hakkında:  [email protected]kitapyurdu.com. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı