Kafkas İslam Ordusu

06 Mayıs 2019 Pazartesi

“Dinimiz bir, dilimiz bir, 

Ayımız bir, ilimiz bir, 

Eşqimiz bir, yolumuz bir 

Azerbaycan-Türkiye”. Bahtiyar Vahapzade (1925-2009)

Bu haftaki eserimiz, yitik bir neslin belgelerle ve şahitlerle anlatıldığı bir kitap.

Yüz yıllık geçmişi bugüne getiren ve şu andan tezi yok, “ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, bize ne oluyor” gibi soruların sorulmasını sağlayan muhteşem bir eser.

“Bir kimlik-kişilik, bir vatan-millet, bir din ve devlet” isteyen ve bunlara sahip çıkarak bağımsızlığını koruyacağına inanan her millet için vazgeçilmez güçtür.

Dünya tarihi göstermekte ki, dün de bugün de Haçlı Batılılar tarafından sömürülen ve iç kargaşalıklardan kurtulamayan devletler, bu güce olan inançlarını kaybeden toplumlardır.

Bizim tarihimizin her safhası, Haç ve Hilal kavgasıyla geçtiği için bu hakikati en iyi biz biliriz. Lakin bilmek yetmez! Anlamak, idrak etmek ve sahiplenmek gerekmektedir.

Ve bu kitapta anlatılan; “vatan, millet ve din müdafaasına” dair insan havsalasını aşan hadiseleri okumamız lazımdır.

………………….

Mihrabad Yayınları’nda çıkan eserin yazarı, TRT Kazakistan Temsilcisi Doç. Dr. Abdulhamit Avşar.

Abdulhamit Avşar, Selçuklu ve Osmanlı tarihimizin bilinmeyenleri yahut unutulanlarını anlatan çok kıymetli belgesellere imza atmış bir belgeselcimizdir.

Bu kitabını da yine tam bir belgesel niteliğinde yazmış. TRT kendisine çektirir mi bilemeyiz ama Azerbaycan ve Türkiye ortaklığında mutlaka çekilmesi şarttır.

Abdülhamit Avşar’ın kitabı yitik neslin şahitleriyle dolu! Nice kahramanlarımızın izini sürmüş, akrabalarını bulmuş, kiminin el yazısıyla hatıralarına ulaşmış ve ortaya şahitli bir tarih çıkarmış. Sözü uzatmadan sahibine bırakalım:

………………….

“Unutulan yitik bir neslin öyküsüdür bu. Onlar, 1918 yılının ilk yarısında kimi gönüllü, kimi farklı cephelerden toplanıp, Azerbaycanlı kardeşlerinin yardımlarına koşmuşlardı.

Mondros’tan sonra Kafkas İslam Ordusu adı verilen bu ordu geri çekilirken, Osmanlı Genelkurmayının talimatıyla, Azerbaycan Halk Cumhuriyetine destek olmak üzere geride kaldılar. Sonra zaman değişti. Azerbaycan, Sovyet işgaline düştü. Osmanlı Türk askerleri de ülkenin dört bir yanına dağıldılar.

İkinci Dünya Savaşı günlerinde ise Stalin’in emriyle önce Azerbaycan içinde kurulan toplama kamplarına konuldular.

Ardından, kimi yalnız başına kimi tüm aile fertleriyle birlikte günler süren trajik bir yolculukla Sibirya’nın kuş uçmaz kervan geçmez taygalarına sürgün edildiler.

Birçoğu oralarda hayatlarını kaybetti, mezarları bile olmadı. Hayatta kalabilenler ise 1954’te Stalin öldükten sonra geri dönüş yapabildiler.

Geri döndüler ama yine sakıncalı Türk olarak damgalanmaya devam ettiler, ta ki kardeş Azerbaycan yeniden bağımsızlığını elde edene kadar.

……………..

Ezcümle:

Kitapta 100 yıl önce başlayan bu hayatların kahramanlarını, en yakınlarının tanıklıklarıyla ve çoğunu Azeri şivesiyle okuyacaksınız.

Hiç kaybolmamış bir vatan özleminin de buram buram koktuğunu göreceksiniz.

Eser hakkında; Mihrabad Yayınları: 0212-514 28 28

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MehmetMehmet1 ay önce
    Allah birsürü günahını affetsin
  • RiverRiver1 ay önce
    Sovyet Rusya yaptığı zulümlerin sonucunu buldu ve dağıldı gitti
  • ahmetahmet1 ay önce
    Türkün Türkten başka dostu yoktur.KIBRISI TANIYAN BİR ÜLKE GÖSTERİN BANA

Günün Özeti