Kaç kahvehane kaç dönüm toprak

17 Nisan 2019 Çarşamba

Başlıktaki sorunun farklı cevapları var. Bazı araştırmalara göre ülkemiz genelindeki kahvehane sayısının 500 bin ila 700 bin civarında olduğu belirtilmektedir.

Bunun karşılığında “kaç kütüphane bulunmaktadır” diye sorulursa; mevzuumuz, kütüphane ile kahvehaneleri karşılaştırmak olmadığından bu hususa şimdilik değinmeyelim.

Yalnız illa da merak edenler olursa kesin olmayan bir rakam verelim. 700 bin kahvehaneye karşılık açık olabilen kütüphane 1183’tür. Geçelim.

Yine çeşitli araştırmalara göre büyük illerimizdeki kahvehane sayısına bakalım.

İstanbul’da 34 binin üzerindeymiş. Kayıtsızlarla birlikte 40 bine ulaştığı söylenmekte. Ankara’da 21 bin denilse de kayıtsızlarla birlikte 24 bin civarındaymış. Diyarbakır’da 3 bin, İzmir’de ise 7 bin kahvehane bulunmaktaymış.

Yalnız İzmir’i, Ankara ve İstanbul gibi değerlendirmemek lazım geldiği söylenmekte!

Kahvehaneler, orta ve dar gelirli kimselerin, “vakit öldürerek eğlenme” tarzı mekânları olarak tarif edilirken, İzmir’de varlıklı, orta gelirli ve dar gelirli kesimlerin “eğlence ve vakit öldürecek” çok farklı mekânları bulunduğundan, kahvehane sayısının az olduğu söylenmekte. Geçelim.

Dünkü yazıyı okuyanlar hatırlayacaklardır.

Toprağın bereketinden ve binlerce dönüm arazinin ekilip biçilemediğinden söz etmiş, büyük bir nimetin, insanların nefisleri ve hırsları yüzünden heba olup gittiğini söylemiştim.

Aynı konuya bugün farklı bir pencereden daha bakalım diye kahvehanelerden dem vuralım istedim.

Ülke genelindeki kayıtlı kahvehane sayısının 700 bin civarında olduğu söylense de kayıt dışı kahvehanelerle birlikte bu rakamın 1 milyonu aşacağı malumdur.

İsterseniz meselenin daha iyi anlaşılması adına, meramımızı İstanbul üzerinden anlatmaya gayret edelim.

İstanbul’daki 34 bin kahvehanede vakit öldüren insanlarımızın büyük ekseriyetinin mutlaka Anadolu ile bağlantısı var ve görülmektedir.

Ve yine ekseriyetinin tarlası, bağı, bahçesi de bulunmaktadır. “Toprak yatar Türk bakar” hesabı büyük kısmı heba olup gitmektedir.

Tek tek bu şahısları bulup:

- “Haydi kardeşim, hem İstanbul’da yaşa hem de mevsimine göre memleketine gidip; tarlanı, bağını, bahçeni ek, dik, memleketimize ve kendine hizmet et denilmez.

Denildiği zaman bir yığın mazeret işitir, söylediğinize de söyleyeceğinize de pişman olarak, “tövbeler olsun bir daha laf etmem” diyerek pes edersiniz.

Peki, kim çözüm bulabilir, kim ne yapabilir?

Bu meseleyi ancak devlet-hükümet çözebilir. Büyükşehirlerde barınıp da memleketindeki toprağıyla ilgilenmek isteyen aileleri tespit ederek, teknik imkânlar sunulabilir, köylere sosyal tesisler yapabilir, kooperatifler kurulabilir, ekim biçim işlerinde ziraat müdürlükleri yardım edebilir ve toprağın işlenmesi sağlanabilir v.s.

Ezcümle:

Bizim cumhurumuzun ekseriyeti, “Toprakçı Ve Vatancıdır”. Bu damarımız devlet-millet bütünleşmesi içerisinde harekete geçirilebilirse, yerli ve milli kalkınma adına yapamayacağımız şey yoktur.

Yani işlenmeyen topraklarımıza, “vatanım ve toprağım” inancıyla sahip çıkabilirsek, kalkınmanın yeni bir boyutuna şahitlik edebiliriz.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Ali rızaAli rıza1 ay önce
    Hocam doğru diyorsunuz bir yaraya parmak bastınız , kimse çalışmak istemiyor güzel bir masam güzel bir evim güzel bir maaşım olsun istiyor ve her şey ocuz olsun istiyor , eğer suriyeli işçi olmasaydı tomatesin kilosu yirmi lirayı bulurdu , amma eğitim sistemi istedi ki herkes cennete gitsin yani cennet garantili bir eğitim sistemi ki veliler oylarıyla bu sistemi onayladılar tastik ettiler enetice bu olunca neden şikayet ediyorlar veya ediyorsunuz sizinde bu neticeye katkınız az değil misal v karanın yazısını okuyun , kuru fasulyayı ithal ediyoruz , o neyden bahs ediyor, bir halk değişmek istemedikten sonra allah onu değiştirmez bir gün hakikatıidrak edeceğiz , inşallah fazla geç kalmayız,
  • H.D.H.D.1 ay önce
    Karşımda ki 4 yıl önce yapılan lisenin 800 talebesi var her yıl okumadığı için 130 öğrencisini okuldan kovuyorlar. Geri kalanlarda okusa yine iyi maalesef onlarda okumuyor. BU ÜLKENİN EN ÖNEMLİ SORUNU MİLLİ EĞİTİMDİR.
  • hamidohamido1 ay önce
    Yarımasır önce ülke nüfusunun % de 80 i köy % de 20 i şehirde iken ebem dedem yaşındakiler çok sık tekrarlardı. Zaman gelecek köyler bomboş olacak şehir dolacak. Sonra şehirler boşalacak köyler dolacak. 1. si tamam sıra 2. aşamada. Oda çok uzak görünmüyor.köye dönüpyerleşen ileride kazançlı çıkacak.
  • hamidohamido1 ay önce
    50 sene önce köyümde 10 bin büyük küçük baş hayvan vardı. şimdi ise 50 tane inek bile kalmamış. 8 bin nüfusu var deniyor. lakin köydeki nüfus 120 kişiyi bulmuyor. İşaret ettiğiniz gibi tasarım ve organizasyona ihtiyaç var. Her yer boş boz bekliyor.
  • hamidohamido1 ay önce
    Ahh hocam ah sen bu gün memleketin en önemli ve en derin iki yarasına dokundun. Eğitim ve toprak. Düz ,bayır kırsal dağ taş her yer bom boz duruyor.Kendi haline biten otları bile değerlendiril miyor. Ve bu durum Gayretullah a dokunmuş olacak ki O da bizi bu faiz ve pahalılık ile cezalandırıyor.
  • MUSTAFAMUSTAFA1 ay önce
    Bu Ülkede bir inat uğruna eğitimi mah vettiler,Sonuç olarak da ahlaksız,saygısız ve tembel bir toplum oluşturmayı başardılar.Yirmi yaşından sonra mı bu gençler tarıma teşvik edilecek.Sözde tarıma dayalı bir toplumuz ama tarım da çalışacak insan yok ve işçilik pahalı.
  • AbdullahAbdullah1 ay önce
    Allaha şükür benim tarlama imar geldi de toprak işinden kurtuldum. Müteahhit 4 daire verdi, kirasıyla geçiniyorum şimdi. Tarla sürmekle uğraşmak zorunda kalmadım. Tarlalara imar gelmesi çok iyi.
  • erol özyurterol özyurt1 ay önce
    bu fikrinizi savunmaktan saçlarıma ak düştü. köy'e göçü en gelleye en büyük neden miras kanunudur.bir araya gelip paylaşamayan insanımız varlık içinde yokluk çekmektedir.At binenin,Kılıç kuşananın,TOPRAK işleyenin'dir düsturu ile hareker edilen kanun düzenlemesi yapılmalı.Saygılarımla
  • mertmert1 ay önce
    İzmirde yıllar önce bir kitap cafe projesi vardı arsalar binalar personeller ayrıldı. Sonra ne oldu birtanesi evime ikiyüz metre mesafede oldugu için biliyorum kapısı hem kilitli hem zincirli açıldıktan altı ay bir yıl sonrasından itibaren. Bu olay otobüslerde ve posta kutuları ònüne bırakılan kitapçı ve dergilerde şaşalı şaşalı bol resimli icraat olarak yansıtılıyordu. Yani kitap kafeye ne gelen ne giden vardı. Sebep bilgisayar cep telefonu olup olmaması veya herkesin kendisinde bunlardanda olması
  • Hakikat Hakikat 1 ay önce
    Hocam bizim burda köylüler bile yumurtayı şehirden alıyor. Artık gerisini siz döşünün. Tarım politikaları ve insanların okullar sayesinde tembelleştirilmesiinin ürünü bunlar.Tarımsal ürün yok, TEMBELLİK ürünleri bol bol var.

Günün Özeti