--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul Sözleşmesi

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
19

İstanbul Sözleşmesiyle bugüne kadar pek ilgilenmedim. Çünkü Avrupa’dan gelen ve gelecek olan her şeye karşı endişeyle bakarım.

İstanbul Sözleşmesi de Avrupa kaynaklı olduğu için şüphelendim ve “Avrupa kendi pisliğini bizim üzerimize de bulaştırmak istiyor” diye öteledim.

Avrupa’daki kadına şiddetin ve eşitsizliğin seviyesi bizi fersah fersah geçer. Avrupa kendini medeni görüp, bizi bedevi görmektedir ve bu görüşünden vazgeçmemektedir.

Bizdeki dini ve milli değerlere bağlı insani kıymetlerin zerresi Avrupa’da yoktur ve bu yüzden Avrupa’da ailenin adı dahi anılmamaktadır.

İnsanın zoruna giden şu ki, böyle metne imza koyan yetkililer, keşke Avrupa’da kadını, şiddeti ve eşitsizliği bir araştırıp, öyle imzalasalardı.

Şiddetin kaynağına bakmaya kimse yeltenmiyor. Çünkü yeltendiklerinde karşılarına hiç de hoş olmayan tablolar çıkacaktır.

Şiddet, çok yönlü bir olgu olup, kadın-erkek ayrımı yapmadan insanlık tarihi boyunca var olmuştur. En çok örnekleri de Avrupa’da görülebilir.

Ancak insanlık son yüzyılda kadının moderniteye ve kapitalizme köle edildiği bu zamana kadar yoğun şiddete maruz kalmamıştır.

Amerika ve Avrupa, üçüncü dünya ülkelerini (özellikle halkı Müslüman ülkeleri) yeraltı ve üstü zenginlikleriyle beraber, insanlarını da sömürerek kadını da erkeği de sınırsız ve sorumsuzca tüketimin kölesi yapmaktadır ve kadına şiddetten söz etmeye hakları yoktur. 

Sözleşme metninde ısrarla “aile içi şiddetten” söz edilmektedir. Avrupa’da “aile mi” kaldı. Veya bizdeki “aile mefhumu” ile Avrupa’daki “aile” aynı mıdır?

Avrupa’daki “aile kavramı” ile bizdeki “aile mefhumu” arasında asla bir benzerlik yoktur, olamaz da. Bu çok açık görülmüyor mu?

Avrupa bizim üzerimizden kendi pisliğini temizlemeye çalışıyor. İstanbul Sözleşmesinde yazılan eşitsizliklerin ve şiddetin bütünü Avrupa’da bizden daha yaygındır.

Bizdeki şiddet ve eşitsizlik diye adlandırılan hadiselerin iç yüzleri açıklanmadan veya bilerek, isteyerek, gizli tutularak bir şiddet sarmalında boğulduğumuzu öne süren iç-dış batılılar, kendi pisliklerini temizlemeye kalkmaktadırlar.

İstanbul Sözleşmesini imzalayan bizdeki yetkililer veya sahip çıkan sivil toplum örgütleri, keşke önce bizdeki aile ve şiddet meselesinin iç yüzünü araştırıp sonra sahiplenseler.

Kapitalizmin çarkları arasında köleleşmiş ruhların ve bunu mutluluk diye lanse edenlerin asıl niyeti; kadın ve şiddet başlıkları üzerinden sömürgeciliklerini garanti altına almaktır ve kabullenemedikleri gerçek şudur:

Kadının ve erkeğin kendilerine mahsus yaratılış fıtratları vardır. Kadını ve erkeği fıtratlarının dışına çıkardığınız ve parçaladığınız zaman, insanlığı da parçalamış olursunuz.

Maalesef kadın bütün dünyada kapitalizme köle edilerek şiddete maruz kalmaktadır. Önce bu meselenin halledilmesi ve fıtratların korunması lazımdır.

Batıda aile göçmüştür. Bizi de kendilerine benzetmek istemektedirler.

Ezcümle;

Bir aile babası ve aile toplumunun reisi olarak, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bu meseleyi halledeceğine kesin gözüyle bakılmaktadır. 

 

Yorumlar

(19)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yusuf

7 Ağustos 2020 02:51

...En azından imzalamadan önce bir okusaydı.

yılmaz

7 Ağustos 2020 01:39

Cinsiyetleri yapı bozuma uğratmak? O halde söz konusu olan cinslerarası bir eşitliğe erişmek midir yoksa başka bir şey mi? Bizi ilgilendiren yeni ve “eşitlik” öngören kadın ve erkek rolleri değil, “cinsiyet” simgesinin önemini yapı bozuma uğratmak, çözündürmek ve hatta kaybolup gitmesini sağlamaktır. Bu, her şeyin renksiz bir eriyik içerisinde kaybolması gerektiği veya “hegemonial erkeklik”in ve onun karşıtı olarak “kadınlık”in yerine yeni bir “insan olma” normunun ikame edilmesi gerektiği anlamına gelmez; fakat kendini tanımlamanın değişik formlarının ileriye dönük olarak “cinsiyet”ten bağımsızlaştırılması ve böylelikle kendini tanımlamanın değişik formlarının hem erkek hem de kadın için mümkün kılınması anlamına gelir. Böylelikle “gender” kategorisinin nihayet kaybolup gitmesi, “yapı bozuma uğraması” sağlanacaktır; biyolojik cinsiyetin önemi, “saç rengi” yahut “ayakkabı numarası” kategorilerinin önem derecesine indirgenecek ve bu sayede kadın ve erkek için daha çok özgürlük alanı açılacaktır. Imke Kreusel, Andreas Speck

Şahika

6 Ağustos 2020 22:03

Batmış,batasıca batının pisliklerini bu mazlum ve masum millet dayatanların sonuda batmaktır...

Vatandaş sabri

6 Ağustos 2020 19:20

Dolar 7,25 TL çeyrek altın 837 TL sen hala İstanbul sözleşmesi dersin!

Hüseyin

6 Ağustos 2020 18:32

Yazınızın başında diyosunuzya İstanbul sözleşmesiyle bugüne kadar hiç ilgilenmedim Peki şimdi ne olduda ilgini çekti 

Hoca

6 Ağustos 2020 15:57

Batıda aile yıpranmıştır doğrudur. Ancak bizde de dört dörtlüktür demek yanlış bence.Baksana miyase isimli bir yorumcu kadını dövmek dinimizde helal diyor.Bu kafadan ne olur.Bizde uç fikrin bir sınırı yok. Bizim sorunumuz millet olamamak.Ümmette çakılıp kalıyoruz.Icimize işlemiş. İlla bir şeye biryerlere biat edeceğiz. Adam şeriat istiyor.Mesele memleketin islamı kurallara göre yönetilmesi degilki.Erkek egemenliği olan ve herşeyin erkekte bittiği bir yasam şekli istiyor.Sokakta saçı açık olanı dovebilecegi,hiç-bir kadının çalışmadığı bir düzen. Bugün aynısı olan ülkeler var. Git bir hafta yaşayamazsın.Ha orda fuhuş ve kokusmusluk yokmu.Bizdekinin on katı. Öyle bir toplum istemiyorum diyebilirsin.Bu düzenden memnun değilsin,Arabistan gibi bir düzende istemiyorsun.Avrupanin tamamı bozuk onuda istemiyorsun.Peki kardeşim sen nasıl bir ülke istiyorsun.

sayın hüseyın bey haklısınız

6 Ağustos 2020 14:34

avrupada ailemi kaldıki.eşitsilik haksızlık keşken okumadan immzalanmasaydı.diyor,sun okumuştur.kaz gelecek yerden ördem esirgenmrzmiş. bizde aile varsa şitdete bakilmaz kanun var.şitdet adaletsizliikde vardır.

Ali

6 Ağustos 2020 14:18

Burdaki batının yaşam tarzin meraklı vatandaş çok da hayransan git bir Avrupalı ile evlen sonrada kimden olduğu belli olmayan çocuklarına babalık yap miden kaldırıyor sa tabii orda çok iyi aile Hayatı olduğuna inanıyorum ya hele bir dene bak ne ler goreceksin

MAKSUT VARSAK

6 Ağustos 2020 13:48

Kadın karşıtı olunca geleneksel aile yapısı mı oluyor?  

Düşünür

6 Ağustos 2020 12:47

Bakın biz c.h.p liler gibi bagnaz ve yobaz degiliz.Yanlışa yanlış deriz daha iyisini bulursak anında parti degiştiririz.Sizin anlamadıgınız bu.Her yaptıgı dogrudur hatasızdır diyende yok.Şu var Daha iyisi yokkken daha kötüsünü mahaleye muhtar bakkalı ancak yönetecek çapdız kemale oy verecek kadar aklımızı yitirmedik.Anlayın artık.En kötü akparti en en iyi c.h.p den çok çok daha iyidir.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle