• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
19 Haziran 2020

İnsanlığımızı teknolojiye yedirmeyelim

Gelin insanlığımızı teknolojiye yedirmeyelim. Teknoloji insanlığımıza değil, insanlığımız teknolojiye hâkim olmalı.

Covid-19 mikrobundan daha tehlikeli bir mikropla karşı karşıyayız.

Yediden yetmişe tüm dünya insanlığı isteyerek ve bilerek koşar adımlarla teknolojinin cazibesine bedenini, ruhunu, parasını, duygularını esir ediyor.

Covid-19 mikrobu vadesi dolan güçsüz bünyeleri öldürüyor, teknoloji bağımlılığı ise insani melekeleri öldürerek süründürüyor.

İnsanı, insan olmanın hasletlerine göre değil, insanı tüketim aracı olarak görüp, kapitalizmin koyduğu yasaya göre programlıyor ve mecbur bırakıyor.

Elimizdeki veya evimizdeki telefonla, bilgisayarla sadece yapmak istediğimiz işi yapıp; “Başka bir şeye bulaşmıyorum, vakit öldürmüyor, gördüklerime aldırış etmiyorum, sosyal medyayla ilgilenmiyor ve etkilenmiyorum” diyen kaç kişi vardır acaba?

Maalesef insanlığımızı, insani değerlerimizi kendi elimizle ve dilimizle bizim kumanda edemediğimiz sanal bir dünyaya hibe ediyoruz.

Bunları söylerken teknolojinin olumlu yanlarını reddediyor değiliz. Günümüzde artık işlerimizi teknolojik aletlerden yararlanarak yapmaktayız.

Burada bütün mesele, bu imkânlardan yararlanma sınırlarımızı belirleyebilmek ve neresinde ne kadar kendimize ve ailemize vakit ayırıp ayıramadığımız hususudur.

Farkında olanlar vardır ama birçoğumuz cep telefonu, bilgisayar, televizyon ve benzeri aletlerin olmadığı yerlerde oturamıyor ve kendimizi uzay boşluğunda gibi hissediyoruz.

Bizim zannettiğimiz evlerimizin, aslında teknolojinin işgali altında olduğunu, hayatımızı biz değil, teknolojideki sanal buyrukların koordine ettiğini göremiyoruz.

Mesela ellerinde ve evlerinde cep telefonu, televizyonu, bilgisayarı olan ama bunlara esir olmadan yaşanan evler var mıdır? Merak edenler için bir örnek verelim.

Beş kişilik bir aile! Anne, baba, yetişkin üç çocuk! Beşinin de cep telefonu, bilgisayarı var, haliyle televizyonları da mevcut.

Aile olmanın gereği bir karar almışlar. Herkes gündüz cep telefonuyla, bilgisayarıyla olan işlerini yapacak, akşam eve gelinince hayati bir mesele olmadan ne telefon edilecek ne gelen telefonlara bakılacak.

Bilgisayarlarla da öyle! Kimse işini ailesiyle geçirecek zamana bırakmayacak. Televizyonda tartışma programları izlenmeyecek, film yahut dizi izlemek isteyenler, hafta sonu kendilerine ayırdıkları saatlerde izleyecekler. Tabii bu karar Covid-19’dan önceymiş.

Sizce pek inanılır gibi gözükmüyor değil mi?

Örf, adet, gelenek ve bunların temelini oluşturan inanç çerçevesindeki bir ailede; “Anne, anne gibi! Baba, baba gibi! Evlatlar da evlat gibi olup, birbirlerine sahip çıkarlarsa, değil teknolojinin her türlüsü; tankla, topla gelinse böyle bir aile yıkılmaz.

Ezcümle:

Sanırım aile mefhumuna inanan her insan böyle bir özlem içerisindedir. Maalesef teknoloji bağımlılığı ruhumuzu esir almış vaziyette.

Dünyaya olan “bağımlılığımız” yüzünden, aile bağlarımız birbirine pamuk ipliğiyle bağlı. Kopacak diye kimse kimseye bir şey diyemiyor ve katlanıyor.

Hal böyle olunca da kimsenin kimseyi tanımadığı sanal dünyadan medet umuyoruz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı