II. Abdülhamid ve İslam Birliği

24 Haziran 2019 Pazartesi

Bu haftaki eserimiz Ötüken Yayınları’ndan. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihçisi Prof. Dr. Cezmi Eraslan’ın kaleme aldığı kitabın adı; “II. Abdülhamid ve İslam Birliği”.

“II. Abdülhamid dönemini anlamadan bugünü anlamak mümkün değil” denilir ya. Kitabı okuyunca bir kere daha kesinlikle böyle olduğu ortaya çıkacaktır.

Cennetmekân II. Abdülhamid Han son günlerinde hem Devlet-i Aliye’nin hem İslam dünyasının kayıp gittiğini görmekte ve bu yüzden hastalığı iyice artmaktadır.

Doktoruna şöyle der:

“Doktor! Öyle bir illetle hastayız ki, Allah’tan başka doktor çağırmak boşunadır”. Madde ile manayı harmanlayabilenlerin anlayacağı bir sözdür.

II. Abdülhamid hitama erdirilmek istenen devleti 33 yıl gibi uzun bir süre ayakta tutabilmişse, bunu İslam birliği üzerine yaptığı planlama ve çalışmalarla başarmıştır. 

Bu hususta sözü kitaba bırakalım.

………………..

“II. Abdülhamid’in döneminin başlangıcı, devleti mümkün olan en geniş haliyle muhafaza etmek gayretiyle Osmanlılık politikasına sahne olmuşsa da gelişen ikili ilişkiler ve değişen siyasi dengeler neticesi, İslami ağırlıklı bir politika ve bazı yardımcı politikalarla birlikte uygulamaya konulmuştu.

Bu politikaların başında da denge siyasetinin geldiğini belirtmekte fayda vardır. II. Abdülhamid’in sömürgelerdeki Müslümanlarla ilişkileri kuvvetlendirmeye çalışması, Osmanlı Devleti’ne karşı ortaya çıkan İngiliz muhalefetinin en önemli saiklerindendir.

1875-78 döneminde Hindistan Müslümanlarının Osmanlı Devleti’ne ve Halifeye gösterdikleri aşırı sevgi, bağlılık ve yardım hisleri, Müslümanların hem yardımlaşma hareketini hem birlik ve beraberlik çabasını öncelikle kendi hâkimiyetine yönelik tehdit olarak gören İngiliz idaresini oldukça rahatsız etmiştir.

Hindistan’daki yöneticiler kadar Londra’da da etkili iş çevreleri, hükümetin Pan-İslam tehlikesine karşı Osmanlı padişahı ile iyi geçinmesini istemeye başlamışlardı. Dahası Osmanlı başkenti, dünyanın her yanından gelen Müslüman prenslerin toplanma yeri olmuş, bunlar padişah tarafından hüsn-i kabul görmeye başlamıştı.

İngiliz Fransız ve Hollanda öncülüğündeki sömürgeci yayılmaya dayanabilen küçük Müslüman prenslikler de tabiyetine geçmek için Halife bildikleri Osmanlı Sultanına müracaat ediyor, yardım istiyorlardı.

…………………

II. Abdülhamid İslamcı siyasetinin dış cephesinde Halifeliğini ön planda tutmuştur. İngiltere, Fransa, Rusya ve Hollanda idaresindeki milyonlarca Müslüman onun Halifeliğine büyük saygı duymaktaydılar.

Bu ortamda II. Abdülhamid Halifeliği daha önce hiç görülmemiş yoğunlukta vurguladı. Nitekim daha 1876’da Kanun-i Esasi’yi düzenletirken hem hilafetin hem de saltanatın ağırlığını gösterir maddeler koydurmuş, ayrıca mutlak hâkimiyetini muhafaza edici hususları zikrettirmişti.

II. Abdülhamid’in Halifeliği bu şekilde kullanması gerçekten önemli ölçüde kabul gördü. II. Abdülhamid sömürge altındaki her Müslüman cemaat ile ilgilenmiş, manevi ve kültürel münasebetler tesisine çalışmıştır.

Ezcümle:

Eserde II. Abdülhamid döneminin tüm siyasi haritası kaynaklar eşliğinde anlatılmış. Dünü anlamadan bugünü anlamayacağımızın kitabı olmuş.

Eser hakkında: Ötüken Yayınları; 0212- 251 03 50

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Gül Gül 24 gün önce
    Hilafeti katleden örgüt chp.nin allah belâlarını versin inşallah
  • takiitakii24 gün önce
    ABDULHAMİT Mİ KALMIŞİLERİYE BAKMAK YOK GEÇMİŞE ESKİYE GÖÇMEK VAR İLERİYE BAKALIM BUGUN İSRAİL KONTROL EDİLEMİYOR İSRALİ NASIL KONTROL EDECEZ ÇÖZÜMMM
  • ZIR CAHILZIR CAHIL24 gün önce
    Abdulhamitin(anlattiginiz) bu yaptiklarindan dolayi da basta Ataturkolmak uzere masonlar ve illimunaticiler tarafindan kendisinin de yaptiklarinin da koku kazinmistir ve konu kapanmistir.
  • Ahmet ÖzAhmet Öz25 gün önce
    Hüseyin Bey;Kimseler çocuklarına Abdülhamid adını koymazlarken,ben kendi oğluma Abdülhamid adını koydum.Demem o ki,Abdülhamid'e olan sevgim,oğluma adını verebilecek kadar çok.Sevmek ayrı bir şey,hayatın gerçekliği ayrı bir şey.İslam birliğini kim istemez ki?Ama o birlik olmuyor,olamıyor.Mekke,Medine,Ravza-i Mutahhara,Kabe,Arafat, ve diğer kutsal yerlerin bulunduğu Suudi Arabistan yönetimi bile bize düşmanlıkta elinden geleni yapabiliyor,ABD'nin sopası olabiliyorsa eğer,siz istediğiniz kadar hilafet ve şeriat yönetimini hayata geçirmeye çalışın.Güç ve kudret,emperyal düzenin tekelinde ve İslam İslam diye bağrımıza bastığımız,ideallerimizle sevgi beslediğimiz İslam ülkeleri,İslam birliğine rıza gösteremez.İslam birliği dediğiniz oluşum,bizdeki gibi bir STK olabilir.Bugün ülkemizde STK,sendika,üniversite ve sair kurumlarımızın bir yaptırım gücü var mı?Demem o ki,hayal ettiğimiz güzellikleri yaşayabileceğimiz bir gerçeklik yok.Sultan II.Abdülhamid Han'ın sevgisi yine gönüllerimizdedir.Çare,ülkemizin Kurtuluş Savaşı sonrasındak kurucu iradeye tekrar dönmesindedir.Elimizin tersiyle yerlere atıp üstünde tepindiğimiz o laik düzen olmamış olsaydı,Cumhuriyet'in kazanımları ile kadına seçme ve seçilme hakkı tanınmamış olsaydı,keşke yunan galip gelseydi,biz o zamanlar ne durumlarda olurduk?Hz.Ömer ve Yunus Emre olmadan,İslam'ı gönüllerimizde yaşamadan,yaşatmadan İslam birliği olamaz.Kaşanelerde yaşayacaksız,Yunus gibi görüneceksin.İşte bu olmaz.Kendimizi kandırmış oluruz.
  • VatandaşVatandaş25 gün önce
    Hüseyin abi , hayırlı olsun chp kazandi İstanbul'u. Yazık yazık. Naksiyim deyip ehli sünnet deyim gidip İstanbul ve Antalya'da küfür partisini yani CHP yi desteklemek. Bela ve afetler kapıda .vesselam
  • Ayna Gözüne!Ayna Gözüne!25 gün önce
    2.nci Abdülhamit döneminde Ruslar batıda yeşilköye, doğuda sarıkamışa dayandı! Doğu 1920 yılına kadar işgal altındaydı! Diğer emperyallerin dayatmasıyla batı Bulgaristan sınırına çekildi! Bu Abdülmamit sevgisinde sülalenizmi varki yalan söylüyorsunuz?

Günün Özeti