• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
21 Ağustos 2020

Herkesin haklı olduğu bir dünya

Herkesin haklı olduğu bir dünya olabilir mi? Elbet olamaz! Zaten bugün dünyanın böylesine savrulma sebebi, herkesin kendini haklı görmesi değil midir?

İnsan terazisi kişinin kendisidir. Kendi terazimizle tartıya çıkmıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, öncelikle kendimize karşı yalancıyız ve hakikatimizden kaçıyoruz.

Bu sebeple ne kendi ne de başka terazilerle tartılmaya cesaret edemiyoruz. Hal böyle olunca neler yapmıyoruz ki, bazılarını sayalım: 

Sakin oturmayı bilmiyoruz. Çenemizi kapatamıyoruz. Kendimizi vazgeçilmez sayıyoruz. Sınırsız sorumsuz her şeyi istiyoruz. Üretmeden tüketmek istiyoruz.

Doğruya “doğru” diyemiyoruz. Haklıya “haklısın”, suçluya “suçlusun” diyemiyoruz. Hırsıza “hırsızsın”, arsıza “arsızsın”, namussuza “namussuzsun” diyemiyoruz.

Namusun, arın, edebin lafını edemiyoruz. Kimseye, “kaşının altında gözün var” diyemiyoruz. Saldırganlara “saldırgansın” diyemiyoruz.

İşlenen bunca cinayetlerin iç yüzünü konuşamıyoruz. Cinayetlerde hep tek tarafı suçluyoruz da diğer tarafa ima yoluyla dahi bir şey söyleyemiyoruz.

Daha nicelerini saymak mümkün lakin laf çoğaldıkça mesele büyüyor ve dağılıyor, meram anlatılmıyor.

Gerçi meramın da derdin de meselenin de encamı her insanın bakış açısına göre değişiyor ve ortak bir noktada buluşulamıyor. Bu vaziyet problemli bir ruh halidir.

Sosyal medyada bir sürü aklı evvel, hiç üstüne vazife olmayan işlere; “savcılık, hâkimlik, gardiyanlık” yaparak, bulanık suda balık avlatıyorlar.

Maalesef koca koca insanlar da bulanık suda balık avlamaya çalışarak hem kendi değerlerini düşürüyor hem bulundukları mevkilere, makamlara yazık ediyorlar.

Ve şerrin hayra, hayrın şerre tercih edildiği bir zamanı yaşıyoruz. Neyse bu kadar dertlenmeden sonra iyiliklere yelken açalım.

Kendimizle hesaplaşamazsak, başkalarıyla hesabımız bitmez ve sürekli onlarla uğraşır dururuz. Onlar duymaz, bilmez, görmez ama biz onlarla kendimizi yorduğumuz gibi bizi dinleyenleri de yorar ve ruhi bir bezginlik meydana getiririz.

Kendi sınırlarımızı bilmek mecburiyetindeyiz. Bunu bilmezsek, başkalarının sınırlarında dolaşır, kendi dünyamızın sınırlarını ihlal ettiğimiz gibi diğer insanların sınırlarını da ihlal ederiz. Bilgelerimiz derler ki:

“Her kim kendi evinin içini arı duru ve düzgün tutabilirse, çevresindeki olumsuzlukları yok eder ve onlara bulaşmaz, kendisinden emin olur”.

Kendimizden, ailemizden emin olmamız için önce evden başlayarak aile birliğimizi inanç manzumelerimize ait değerlerle örmeliyiz.

Elimizde olanlarla mutlu olmayı, sahip olmadığımız şeylere de kafa yormamalıyız.

Yeri gelmişken Şeyh Edebalı Hz.lerinin sözlerine uğrak vuralım:

-Kibirliyle dost olma! Çünkü hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez, üzülürsün.

-Ukala ile dost olma! Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur üzülürsün.

-Namertle dost olma! Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez üzülürsün.

Ezcümle Mevlana’dan:

“Günün adamı olmaya çabalama, hakikatin adamı olmaya uğraş. Çünkü gün değişir, hakikat değişmez”.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23