Güreş meydanının altında şehitler
Güreş meydanının altında şehitler
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Mezarlıklarımız bu toprakların kıyamete kadar şahitlik tapusudur. Memleketimizin neresine ve hangi noktasına gidersek gidelim, bu tapulara rastlarız.
En büyük şahitlerimiz de şehitlerimizdir. Bin yıldır vatan edindiğimiz vatanımızın bekçileridirler. Emanetlerine sahip çıkmak için 5 N bir K formülüyle soralım.
Yüzyılladır vatanımızın, devletimizin ve milletimizin istiklali için şehit olan kahramanlarımız; “Ne? Nerede? Ne zaman? Neden (Niçin)? Nasıl ve Kim” adına şehit oldular ve olmaktadırlar.
Bu soruya ancak ve ancak, üzerinde yaşadığımız topraklara; canıyla, imanıyla bağlı olan ve bu uğurda mücadele eden kimseler cevap verebilir.
Yazının başlığı, Edirne’den ama oraya geçmeden önce yine Edirne’den bir iki örnekle başlığımıza dönelim.
•
Sadece Edirne’de değil, Bursa başta olmak üzere özellikle CHP’li belediyelerin olduğu tarihi il ve ilçelerdeki tüm mezarlıklar tahribat altında.
Bu illerden birisi de Edirne’dir. 15’inci yüzyıldan kalan Osmanlı Mezarlığındaki mezar taşları kırılıp tahrip edilmiş.
Mezar taşları temel ve dolgu malzemesi olarak kullanılmış. Bu hususta Trakya Üniversitesi hocalarından Prof. Dr. Engin Beksaç, 2 Temmuz 2021 yılında bir haber kanalına verdiği bilgilerde şunları söylüyor:
“Müslüman, Hristiyan, Musevi bütün mezarlıklardan toplanan mezar taşlarının dolgularda, temellerde kullanıldığını, yakınlara kadar yolların altında kaldırımlarda görüldüğünü gayet iyi biliyorum.
Osmanlı Devleti’ne 88 yıl başkentlik yapan Edirne’nin Yeniimaret Mahallesindeki Osmanlı Mezarlığındaki mezar taşları yıllar içerisinde tahrip edildi.
Ecdat yadigârı eserlere sahip çıkılmaması üzücü! Bölgenin kaderine terk edilmiş olması yürek burkmakta ve taşlar koruma altına alınmalı. Bu bölge yaklaşık olarak 400-500 yıllık bir kabristan alanı.
Maalesef Edirne’de çok sık rastladığımız bir görüntüye burada da rastlıyoruz. Osmanlı mezarlarında sürekli karşılaşıyoruz ve önemli bir tahribat var. Üzücü olan, ecdada sahip çıktığını söyleyenlerin, sahip çıkmaması bizi üzüyor”.
•
Evet, Engin Beksaç hocaya katılmamak mümkün değil. Geçtiğimiz hafta Edirne’deydik. Yıldırım mahallesinde bulunan Yıldırım Bayezid Camii’ne uğradık.
Caminin hemen yanı başında etrafı telle çevrilmiş küçük bir bahçemsi alan içerisinde tarihi mezar taşları vardı ve içinde kazlar yüzüyor, tavuklar eşiniyordu. Manzarayı görünce donup kaldık.
“Bu şehrin hiç mi sahibi yok” sorusunu muallakta bırakıp, Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı alanının çevresinde gezerken bir dostumuz:
-“Mezar taşlarının haline üzülüyorsunuz ama şu an üzerinde bulunduğumuz güreş meydanının altında da şehitlerin olduğu yıllardır söylenir durur” dedi.
Doğru olabilir. Çünkü alanın hemen yanında Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığının ihya ve imar ettiği Edirne Sarayı’nda yapılan kazılarda insan kemikleri çıkmış ve koruma altına alınmış.
Güreş stadyum alanı da zaten geçmişte sarayın bahçesi imiş! Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına devredilirse şehitlik olarak düzenlenebilir.
Ezcümle:
Şehitlerimizin hakkını ödemek ve sahiplenmek, her Müslümanın boynuna borçtur.