Erkam’ın izinde
Erkam’ın izinde
HÜSEYİN ÖZTÜRK
“Zaman bir başka zaman, dünya ‘Dünya’ değildi… Zulmün önünde dallar yaprak döktü, eğildi.” Rıfkı Kaymaz.
Rıfkı Kaymaz’ı rahmetle analım. Şair ve yazar olarak önemli hizmetlerde bulunmuş bir gönül insanıydı. 2010 yılında rahmete yürümüştü.
Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız kitap, modernite çarkları arasında sıkışan dünya ve ahiret yolculuğumuzda, muhakeme ve muhasebeye davet eden; “yolculuk nereye” sorusunu sorduran bir roman.
Beyan Yayınlarından çıkan eseri kaleme alan isim ise gazeteci yazar Erbay Kücet.
Erbay Kücet, velut bir yazardır, mesleğinin yanı sıra siyasetçi ve bürokrat idi. MSP, Refah ve Ak Parti’de, siyaseti ve bürokrasiyi hep iki adım geriden izledi ve siyasi tarihin görünmeyenlerin, bilinmeyenlerini yaşadı.
Esas o günleri yazması lazım ama yüreğinin sesine kulak vermiş olmalı ki, “kendimize dönelim” diye bir ikaz ve hatırlatma babından, “Erkam’ın İzinde” kitabıyla, musallaya gelmeden nefislerimizi kantara çekelim istemiş.
………………..
Bu manada sözü, eserin müellifi Erbay Kücet’e bırakalım:
“Safa Tepesi’nin gölgesinde, sessiz bir devrimin ilk soluğu, Erkam’ın evinde yankılanan ayetlerle can buldu. O evin duvarları arasında okunan her ayet, dışarıda sessizce bekleyen nice kalpleri diriltti.
Çünkü o evde Peygamber (s.a.v.) vardı. İçeriye girenler sadece ayakkabılarını değil, korkularını da dışarıda bırakırlardı. Kalpler birer birer fethediliyordu.
Bir evden öte, bir sığınak, bir mektep ve bir yuva olan mübarek mesken, Mekke’nin ortasında suskun bir çığlık gibi duruyordu.
Aslında her insanın içinde, sadece hakikatin sesine açık bir “Erkam’ın Evi” vardır. O kapıdan içeri girmek cesaret ister… Ama içeri giren, bir daha eskisi gibi çıkamaz.
Romanın merkezine aldığım; “Erkam bin Ebil Erkam”, İslam’ın ilk günlerinde, evini Resûlullah’a (s.a.s) açarak davanın sessiz ama güçlü bir taşıyıcısı olmuştu.
Ne var ki tarihî kaynaklarda onun hayatına dair detaylar sınırlıdır. Bu sebeple, hem onun şahsiyeti üzerinden hem de yaşadığı dönemin ruhunu yansıtmak adına bazı olayları tarihten ilhamla ve kurgunun imkânlarıyla yeniden şekillendirmeye gayret ettim.
Eserde yer alan birçok olay ve diyalog, kaynaklarda doğrudan yer almamakla birlikte, dönemin şartları gözetilerek yaşanmış olması muhtemel sahnelere dönüştürülmüştür.
Bazı bölümler ise tamamen yazar hayalinin mahsulü olarak canlandırılmıştır. Bu yönüyle eser, ilmî bir çalışma değil; kalbiyle hakikatin izini süren bir çalışmadır.
Bu tercihin, tarihî şahsiyetlerin haiz olduğu yüceliğe gölge düşürmek gibi bir gayesi asla yoktur. Aksine, onların izini sürerken duyduğum derin muhabbet ve hürmet, satır aralarında hissedilmesi umulan en temel duygudur”.
………………
Ezcümle:
Evet, gönüllerde kurulan her ev, sahibini “er ya da geç” bir hakikate çağırır.
Eser hakkında: Beyan Yayınları; 0212-512 76 97 www.beyanyayinlari.com