--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dünyaya Geldim Gitmeye

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

Bu haftaki eserimiz Turkuvaz Kitaptan. “Dünyaya Geldim Gitmeye” isimli eserde iki güzide isim yer almakta.

Gönülleriyle dilleri arasında hiçbir engelleri olmayan ve gönüllerinde ne varsa dillerinde olan Prof. Dr. Sadettin Ökten ile Prof. Dr. Kemal Sayar.

Kitap “Erkam Radyoda” yaptıkları sohbetlerinden oluşmakta. Dinleyenleri ve okuyanları, gönül sadalarından akan muhabbet yüklü ilimleriyle kucaklamaktalar.

Eser, “gönül” gibi ucu bucağı, sınırı sonu olmayan ve insana Cenab-ı Hakk’ın bedelsiz ikram ettiği hem bu dünyasını hem ahiretini kurtaracak bir hikmetle başlıyor.

Gerçekten de “gönül” öyle bir umman ki, her şeyin bir sınırı var, bedenimizin, bilgimizin, duyularımızın, hayatımızın, dünyanın bile…

Peki, gönlümüzün bir sınırı var mı? Sevgimizin, muhabbetimizin, hüznümüzün, şevkimizin sınırı var mı? Bu sorunun cevabını Sadettin Ökten hocamızdan alalım:

“Sonlu insan varlığı, gönül kelimesi üzerinden bir büyük ummana açılıyor ki o ummanın haddi hududu, kenarı kıyısı mevcut değildir”.

Evet, böyle bir mükâfatla mükâfatlandırılan insanoğlunun her iki dünyası için elindeki en büyük hazinesi gönüldür.

Galiba bütün mesele, belli bir müddet için bu dünyaya gönderilen bizlerin, buradaki müddetimiz bitip de ebedi âleme tezkere alırken, tezkeremizin altındaki mührün “gönül” imzalı olması, kurtuluşa erdiğimizin belgesi olsa gerektir.

Sözü ehline bırakalım ve kitap hakkında Prof. Dr. Kemal Sayar hocayı okuyalım:

“Kitabın dokusunu kıymetli Sadettin Ökten hocamla yaptığımız radyo konuşmaları oluşturuyor.

Erkam Radyoda ‘Gönül Sadası’ programında gerçekleştirdiğimiz bu konuşmalar, benim için hep gönül ziyafeti olageldi.

Elimde kalem sürekli notlar alıyor ve hocanın eşsiz belleğinden süzülen hikmet taneciklerini hem ruhuma hem de önümdeki kâğıt parçasına geçirmeye gayret ediyordum.

Bu kitabın duygusal tonunu, hocanın geçmiş ve bugün arasında kurduğu rabıtadan neşet eden umut ve iyimserlik oluşturuyor.

Onun bilge insanlardan süzdüğü ve aktarırken kendi benliğini daima geri çekerek; ‘Biz büyüklerimizden böyle işittik’ diyerek naklettiği kelâm-ı lâtif bizi etkin bir iyimserlik halinde bulunmaya davet ediyor.

Bu halet-i ruhiyede yılgınlık ve yeise yer yok, insan elindeki imkânları Rıza-i İlahi’ye ulaşmak ve daha soylu bir hayat sürmek için seferber etmek zorundadır.

Bir ödev ahlakı ve bir sorumluluk bilinciyle yaşamak ve üzerinde yaşadığımız mübarek toprağın ve altında nefes alıp verdiğimiz mübarek gökyüzünün bize yüklediği emanet şuurunun farkında olmaktır.

Böylece insan, anlamdan boşaltılmış bir kâinatı yeniden ışıklandırabilir ve kozmik yalnızlığından kurtularak, ‘Allah bes, bâki heves’ (Allah yeter, başkası gelip geçici hevestir) dediği bir birlik düşüncesine ulaşabilir”.

Ezcümle:

“Gönül ve Sada” kelimeleri, medeniyetimizin kurucu kavramlarıdır ve bize mahsustur. Bu iki deryanın arasına yerleştirilen hayatlar, iki dünyayı da mükemmelleştirir. 

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle