• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
06 Haziran 2019

Donuk yüzler donuk sözler

“Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan”.

Sanırım bu sözleri en bilge insanımızdan en ümmi insanımıza kadar herkes bilir ve yeri geldikçe hepimiz karşımızdakine nasihat babından söyleriz.

Lakin gelin görün ki, söz bize tesir etmediği için karşımızdakine de asla fayda etmez. 

Muhataplarımızın söylediklerimize inanması için, ifadelerimizin üzerimizde neşvünema bulduğunun görülmesi gerekir.

Bu yüzden değil midir ki, ortalık nasihat deryasından geçilmediği halde kimsenin pek aldırış ettiği yoktur ve hepimiz bildiğimizi okuruz.

Neyse bayramlaşmalardaki donuk yüzlere, donuk sözlere geçelim.

……………..

Donuk yüzler, donuk sözler. Ya da sahte yüzler, sahte sözler. Bu beden dillerinin ve sözlerin hiç olmaması ve yaşanmaması gereken günler, bayram günleri değil midir?

Donuk sözler, donuk yüzler; bayramlaşma ziyaretlerinde herkesin rahatlıkla görebildiği fakat kimsenin sesini çıkarmadığı, “bana ne” tarzı insan halleridir.

Bu halin belki pek çok sebebi olabilir. Yalnız en büyük nedenlerden birisi hatta yanına yaklaşılmayacak gerekçelerden birisi, miras anlaşmazlığı yüzünden, akrabaların birbirlerine karşı fark ettirmediklerini sandıkları durum fotoğraflarıdır.

Bütün bir ülkemizde bayramların gücünün yetmediği anlaşmazlıkların başında, miras yüzünden meydana gelen kavgaların, dargınlıkların, küslüklerin bir türlü barış ve anlayışla sonuçlanamaması gelmektedir.

Herhangi bir araştırma yapıldı mı bilmiyorum ama adliyelerdeki miras davalarının sayısını aşan başka davalar olduğunu sanmıyorum.

Binlerce dönüm arazi ve benzeri gayrimenkuller, mirasçıların daha çoğuna sahip olma hırsı yüzünden heba olup gitmektedir.

Mirasa ortak olanlar da hep kendilerine yonttukları için bunun böyle olduğunu bilir ama yine de orta yol bulamazlar.

İşte miras hususu, bayramların dini ve milli muhtevasının üzerinde kara bulut gibi gezer ve zorunlu katlanışlarla, zorunlu ziyaretlerle, zorunlu muhataplıklarla geçip gider.

Yine işin garip taraflarından birisi de Ramazan ayı boyunca iftar ve sahur programlarında veya diğer dini-milli muhtevalı programlarda, miras paylaşımına değinildiğini de pek görmeyiz.

Yani kimsenin üzerini açamadığı, bir şey söylemeye cesaret edemediği kara kutudur. Belki niye bu konuya değindiğim akla gelebilir.

Hamdolsun miras paylaşımı gibi bir derdim yok. Bu ve diğer bayramlarda yaptığım gözlemlerin toplamı bugüne denk geldi.

Nasıl bir dünyaya abanış ve sahiplenmekse, ne dinin ne de milli örf, adet ve geleneklerin gücü yetmiyor maalesef. Hayati İnanç hocanın ifadesiyle;

“Yerden uzaklaştık. Yerden uzaklaşınca kendimizi unuttuk. Kabristanları hayatın içerisinden çıkarttık. Gündelik hayat içerisinde kabristanı görmeden yaşıyoruz”.

………………..

Ezcümle Üstad Necip Fazıl’dan.

Ruhuma bir kefen bezi yeter de

Yetmez aç nefsime sırma ve ipek.

Çare yok, yüzünden düştüğüm derde,

Yesem de “toprakla karışık kepek…”

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı