• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
05 Ağustos 2020

Çocukları kazanmak mı kazandırmak mı?

Bugünlerde pek çok ailede üniversite tercihleri üzerine yoğun ve yorgun araştırmalar, danışmalar yapılmakta.

Maalesef sistem yediden yetmişe, hangi eğitim ve kültür seviyesinde olursa olsun, her yaştan hepimizi çeşitli kalıplar altında sadece bencilce kazanmaya sevk etmekte.

Garip bir yarış içerisindeyiz. Sanki yarış hipodromundayız. Bu hali, özellikle liselere ve üniversitelere giriş imtihanlarında boğuşan gençlerimiz ve aileleri iyi bilirler.

Ayrıca bu yarıştan bir şekilde eline; “belge” almış olan ama “tecrübe, bilgi, birikim ve becerinin” geri plana atıldığı; “Devlete kapağı atayım da sonrasını kitabına uydururuz” diyen bir anlayışla, danesi alınmış karma karışık mısır püsküllerine dönmüş vaziyetteyiz.

Bir de garip bir bulaşıcı hırs daha yaygınlaşmakta.

Kariyer yapma, kariyer sahibi olma gibi kimliğine, kişiliğine, bilgisine değil, eline alacağı belgenin arkasına sığınma adına yine öğrenerek, çalışarak, çabalayarak değil, çeşitli şekillerde sahip olmak için insanların feda etmeyeceği maddi-manevi değerlerin gözetilmediği yaşanmakta.

Oysa erdem sahibi irfan ehli insanlarımızın sorduğu gibi; “İnsanımıza lazım olan kariyer yapmak mı, karakter sahibi olmak mı”?

Veya yazının başlığında olduğu gibi; “Çocuklarımızı kazanmak mı kazandırmak mı?”

-“Ne pahasına olursa olsun, çocukları kazandıralım derken, kayıplarımızın bedelini hem onların hem bizlerin ödeyeceğimizi bilmeliyiz”.

Neyse bu husus çetrefilli bir mevzu! Kıyısından köşesinden zarar vermeden ilerleyelim.

Son günlerde kimi vakit yakından kimi vakit uzaktan, “Çocuklarımızı kazanmak mı kazandırmak mı” istişarelerini izleme imkânım oldu.

Anne-babalar ile evlatlarının tercihleri öyle birbirinden uzak sahalarda seyrediyor ki, “Bu çocuk bu aileden mi, bu aile bu çocuğun ebeveyni mi” diye sormadan edemiyorsunuz.

Elbet istisnalar vardır, ebeveyn ve çocuklar arasında bütünlük arz eden durumlar vardır ama genel anlamda ebeveyn ile delikanlılar arasındaki makas bir hayli açık.

“Nasıl bu hale gelindi” sorusunun cevabı 90 yıllık bir mesele. Eğitim ile aile sistemi arasındaki kopukluk ortada fakat bu kadar da olmaz denilecek bir umursamazlık hâkim.

Yazının başlığındaki soruyu önemseyenler için söyleyelim!

“Çocuklarımızı kazanmak mı istiyoruz, kazandırmak mı istiyoruz”? “İkisini de istiyoruz”. İşte bu olmuyor maalesef.

“Çocuklarımızı kazanalım, aile bütünlüğümüz devam etsin, evlatlarımız ana-babalarına hayırlı evlat olarak okusunlar, yetişsinler, çalışsınlar, helalinden kazansınlar, hakları dışında hiçbir şeye tenezzül etmesinler, yuva sahibi olsunlar” derken, bir bakıyoruz ki çocuklar avucumuzdan kayıp gitmiş.

Burada kabahati sisteme yükleyebiliriz ama biz de armut topladığımızı bilelim.

Ezcümle:

Rızkın, nasibin Allah’tan olduğuna olan imanımız gırtlaktan aşağı inmiyor ve esas sahibimize teslim olamadığımız için sistemin kollarına teslim oluyoruz.

Oysa ömrümüz müddetince koşarız, elimizdeki nasibimizdir. Vakti geldiğinde onu da bırakır geldiğimiz toprağa karışırız.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ya bırak hocam

Hiçbir gencin gelecekle ılgili umudu kalmamış sen kazanmaktan bahsediyorsun.Benim kızım bir dahi.Su an yüksek lisans yapıyor. Geleceği ne asgari ücretle bir işyerinde çalışmak. ..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı