Bir yel gibi geldi geçti Ramazan

03 Haziran 2019 Pazartesi

Bu millet tarihin her döneminde ‘ikra kapısını” açık tutmuştur. Selçuklu ve Osmanlı devletleri ‘ikra inancıyla” kurulmuştur.

Anadolu insanının irfan ehli, feraset ehli olması da bu sebepledir. Okuyana, okutana, dinleyene, anlayana, anladığıyla amel edene saygı ve sevgi duyar.

Elbet okumadan okumaya, konuşmadan konuşmaya, dinlemeden dinlemeye, anlamadan anlamaya fark vardır.

Bu yüzden her okuyanın, okutanın, dinleyenin, konuşanın, anlayanın, anladığıyla amel edenin ne okuduğu-okuttuğu önemlidir.

Allah kabul etsin! İnsanlarımız inandıklarını amel haline getirebildikleri nispette, köylerden şehirlere kadar karınca kaderince ibadetlerini yapmaya çalıştı.

Biz kullar sadece ibadetin şeklini görürüz. Allah ise hepimizin her anını görür, işitir ve kaydeder. Ramazan boyunca da bu husus mümkün mertebe işlendi.

Kimsenin kiramen kâtibi olmadığımız ve kişilerin kalplerindekini, niyetlerini sadece Allah’ın bildiğine inandığımız için birkaç kelam etmek istiyorum.

…………………..

Bu yıl Ramazan ayı boyunca oruç ve muhtevasına dair bir tek yazı yazmadım.

Çünkü yılın 11 ayı Ramazan’ın uğramadığı, uğradığı zaman da sadece belli saatlerde yayın yapıldığı televizyonlar, internet siteleri, sosyal medya kullanıcıları, Ramazan’a öyle bir sarıldılar, sahiplendiler ki, gümrükte unutulmuş ve sadece bir aylığına satışa çıkarılmış ürün pazarı gibi kim ne kaparsa tarzı programlar icra edildi.

Bazen iftar saatinde, bazen sahur saatinde sözünü ettiğim Ramazan ayı harmancısı televizyonların programlarına takıldım.

Meğer ne çok bilenimiz varmış. Böylesine çok bilenimiz var da memleketteki bu kadar kargaşa ve kardeş kardeşe karşı husumet nedir diye günlerce sordum kendime.

Ve belki doğru belki yanlış düşünüyorum ama aklımdan hep şu mülahaza geçti.

Sadece televizyon ve diğer iletişim araçlarındaki programcılar, konuşmacılar ve konuklar, işledikleri hususları kendileri amel haline getirseler memlekette çok şey değişir.

Birçok kanal ise işi magazinleştirerek anlatmaya kalktı. Sonra aklımdan su soru geçti.

 -“Şahsımın gördüklerini, bildiklerini, bütün izleyenler, dinleyenler, seyredenler görüyor ve biliyor da neden itiraz edilmiyor acaba?

Sorumun cevabını yukarıdaki ifadelerde buldum.

-Biz ikra toplumuyuz. Galiba ikra medeniyetinin üzerimize yüklediği saygı, sevgi ve sahiplenmenin, daha da özünde dini değerlerimize bağlılığın ve muhabbetin gereği sessiz kalınmakta.

………………..

Ezcümle

Eğer bir ay boyunca iftar ve sahur programı yapanlar-yaptıranlar, hakikaten Ramazan-ı Şerife ve topluma karşı kendilerini sorumlu hissetselerdi, en azından bir aylık yayın içeriklerinde değişiklik yaparlardı.

İftar ve sahur dışında hiçbir programlarında, magazin haberlerinde ve reklamlarda, dizilerde değişikliğe gidilmediği gibi aksine iftar ve sahur programlarında anlatılan hususları inkâr ve ret edercesine yayınlarını sürdürdüler. Perhiz ve lahana turşusu yani! 

Ne diyelim, kimi imanını, kimi cüzdanını doldurdu. Burada ekilenlerin hasadı, tövbesi ve dönüşü olmayan ahirette.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • GerçekGerçek1 ay önce
    Eğitim öğretim okulda başlar laik sistem değişmediği sürece böyle kuru yaprak gibi sallanır iz.
  • Yel ne olur?Yel ne olur?1 ay önce
    Ramazan ayı;fakire ve engelliler için bir KASIRGAYDI ADETA...SOSYAL DEVLET,ADALET!!!OY DERSENİZ YOOOKK...

Günün Özeti