THY - Orta Avrupa Eylül

Bir cımbızlama hikâyesi

14 Mart 2018 Çarşamba

Memleket ve millet hesabına yapılan bütün hayırlı işlerde hangi medya grubunun köstek olduğunu, kimlerin “cımbızlama cambazlığı” yaptığını bilmek zor değildir.

İnsanların konuştuklarını cımbızlayarak, şer çevrelere omuz verip, fitne-fesat üretmek, elbet insani bir meziyet değildir.

Geçen hafta güzide iki hocamızı dinleme fırsatı bulmuştum. Her ikisi de mütefekkir, münevver, düşünür, kelam ve kalem erbabı, ilminin ve sözlerinin hakkını veren, ilim ve söz namusuna karşı son derece dikkatli olan iki isimdi.

Eski Diyanet İşleri Başkanlarımızdan Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamız ile Prof. Dr. Mustafa Said Yazıcıoğlu hocamızdı.

Yine her ikisini de Mavera Eğitim Sağlık Vakfı’nın Çarşamba ve Cuma konferanslarında dinledim.

Mehmet Görmez ve Said Yazıcıoğlu hocamızı, başkanlıkları döneminde fırsat buldukça takip edenlerden olduğum için ne yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını, karınca kaderince bilenlerdenimdir.

Şimdi anlatacağım cımbızlama hikâyesinin hem o günlerdeki şahidiyim hem de Said hocamızdan bir kere daha dinledim. Yerim yettiğince anlatayım.

Said Yazıcıoğlu hocamız başkanlığa gelince haliyle gazeteler sırasıyla röportajlar yaparlar. Cımbızlama cambazlığının profesyonellerinin önde gelen kartel gazetelerinden bir gazeteci/yazar da röportaj yapar ve sorulardan birisi şudur:

Soru: “Türkiye laik bir ülke midir”?

Cevap: “Türkiye Batılı anlamda laik bir ülke değildir”.

Görüldüğü gibi soru net, cevap net. Peki, bu cevap ertesi gün gazetenin sürmanşetinde nasıl çıkar? Şöyle çıkar:

-“Diyanet İşleri Başkanı Yazıcıoğlu:“Türkiye laik değildir”.

Devrin (1987) Cumhurbaşkanı Özal,Başbakanı da Yıldırım Akbulut’tur. Malum medyanın şerrinden korkan bir kısım bakanlar, bürokratlar, muhterem Yazıcıoğlu’nu arayıp; sözlerinin yanlış anlaşıldığı anlamına gelen cevaplar vermesi için baskı kurarlar.

Said Bey arayanlara hitaben şöyle der:

-“Yanlış söyleyen ben değilim. Yanlış yazan, çarpıtan, sözlerimi cımbızlayan onlar, özür dilemesi gereken biri varsa onlardır”.

Aynı günlerde Başbakan Akbulut yurt gezisine çıktığında yolu Aydın’a düşer. Aydın Valisi de Said hocamızın ağabeyi yiğit insan merhum Recep Yazıcıoğlu’dur.

Başbakan valiliği ziyaret eder. Ziyaret sonrası valilikten çıkarken gazeteciler “Türkiye Laik Değildir” manşetini sorarlar.

Yıldırım Bey zekice bir cevap verir. Bu cevabı idrak edemeyenler, kendi zekâlarının seviyesine bakmak yerine, Akbulut’un; “Ben Ankara’dan çıkarken laikti” sözünü, gırgır malzemesi yaparlar.

Hâlbuki Sayın Akbulut şunu demek istemiştir: “Yaptığınız mesleğe saygınız olsa, haberi araştırır sonra böyle bir soru sorarsınız”. 

Neyse lafı uzatmayalım. Yine o günlerde Yazıcıoğlu hocamız, bir program daveti için köşke çıkar ve Cumhurbaşkanı Özal ile görüşür.

Daha görüşmenin ilk dakikalarında Özal, Yazıcıoğlu’na şöyle der: “Hoca bildiğinden şaşma, bunlara aldırış etme, milletim bunların ne olduğunu iyi bilir”.

Özal ve Recep Yazıcıoğlu’nun ruhuna birer Fatiha isteyerek sözü sonlandıralım.

 

 

 

YORUM YAZ