Bayramdır bayram ola
Bayramdır bayram ola
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Bilmek istersen seni
Cân içinde ara cânı.
Geç cânından bul ânı
Sen seni bil seni. Hacı Bayram Hz.leri
Bayramdır, bayram gibi olması ve geçmesi niyetiyle bayramımız mübarek olsun.
Hacı Bayram Hz.lerinin dörtlüğü elbet çok şey anlatmaktadır. Lakin biz yine de günün mana ve önemine binaen, erenler diyarından selam iletelim. Arifler derler ki:
*
İnsan iki kefeli terazi gibi olmalıdır. Dil insanın terazisidir, âlim ve cahili ayırır.
Gıybet, dedikodu, insanı halktan da Hak’tan da uzak eder.
Dostlarının affedilebilecek hatalarına katlanamayanlar, hastalandıklarında yalnız kalırlar. Dost, insanın gözü gibidir. Göremediğiniz anda göz olurlar.
Hikmetin başı insanlarla iyi geçinmektir. İnsanın rıfk (iyi huyluluk) ve cömertliği, düşmanına bile kendisini sevdirir. Bu sebeple mümin emin ve güvenilen kişidir.
Ailesiyle, arkadaşlarıyla iyi geçinen insanların gönüllerindeki sükûnet süsleridir. Dünyalıklarıyla övünmezler, yardımlaşmada cömert, sırlarında cimri olurlar.
Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz. Zenginlikle böbürlenilmemelidir. Hatta ailesine karşı da övünülmemelidir. Övünülen mala karşı kıskançlık, düşmanlık hissi doğar.
Heves ve öfke anında asla herhangi bir iş tutulmamalıdır, her iki halde de sabır küpü olunmalıdır. Öfke ve heves aklın değil, akılsızlığın göstergesidir.
*
Bundan sonrası da yöneticilere gelsin:
Devlet işlerinde vazife görenler, başkalarının hakkına çok kolay ulaşabilirler. Bu sebeple kendilerinin değil, devletin gücü üzerinde otururlar.
Dolasıyla yaptıkları her iş kayıt altına alınmalıdır. Yolsuzluk, hırsızlık, gasp ve bilumum karanlık işler, kayıtsızlık sebebiyle doğan hırs ve tamahın eseridir.
Vazife verilecek kimselerin emanet ehli ve liyakat sahibi olup olmadığına özenle bakılmalıdır. Hatır ve gönül için ehil olmayanlara vazife vermek, devlete ve millete karşı ihanet olur.
Herkes liyakatine göre değerlendirilmelidir. Kişide aranması gereken şey mal-mülk, şan-şöhret cinsiyet değil, ahlaklı ve hünerli olmasıdır.
Soyu sopu belli olan kimseler varken, ne idüğü belirsizlere devlet vazifesi verilmemelidir. Devletin bekası için ehil olmayanlara iş buyrulmamalıdır. Bu dengeyi gözeten devlet adamı iyi bir yöneticidir.
Bugünden ve yarından umut kesilmemelidir. Nasip ve kısmet, genelde insanın umduğu yerden değil, ummadığı yerden gelebilir.
Bu sebeple tatlı dilli olmaya bakmalı. Tabii ne kadar tatlı söylenirse söylensin, yeri gelmedikçe söylenmemeli, yerinde söylenmeyen söz, tatlı ve güzel de olsa çirkin görünür.
İnsanlar için kuyu kazan, günü geldiğinde kuyuya kendi düşer. Bize söz getiren, bizden de söz götürecektir. Dil, kişinin mizanıdır. Mizanı bozmamak lazımdır.
*
Ezcümle:
İnsan iki hâl üzeredir: Sevinç ve keder!
İster kederli, ister sevinçli olalım. Kederimizi ve sevincimizi öyle kimselerle paylaşalım ki, üzüldüğümüz zaman o da üzülsün, sevindiğimiz zaman o da sevinsin.
Hayırlı Bayramlar.