• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Demir
Hüseyin Demir
TÜM YAZILARI

Kurban insanın kendi nefsini sorgulama imtihanıdır.

25 Mayıs 2026
A


Hüseyin Demir İletişim: [email protected]

Kurban insanın kendi nefsini sorgulama imtihanıdır.

HÜSEYİN DEMİR 

Kurban Bayramı yaklaştıkça şehirlerin görüntüsü değişiyor. Marketlerde indirimler, sosyal medyada tatil planları, televizyonlarda kurban fiyatları konuşuluyor. Fakat bütün bu görüntülerin arasında asıl mesele çoğu zaman gözden kaçıyor: Kurban, sadece kesilen bir hayvan değil; insanın kendi nefsini sorgulama imtihanıdır.

Bugün modern dünya insanı sürekli tüketmeye çağırıyor. Daha fazla kazan, daha fazla harca, daha fazla sahip ol… İnsan artık “ne kadar iyi bir insanım” sorusunu değil, “ne kadar güçlü görünürüm” sorusunu soruyor. İşte Kurban Bayramı tam bu noktada insanı durduruyor ve ona şunu hatırlatıyor: Hayat sadece sahip olmak değildir. Bazen insanın değerini belirleyen şey, neyi feda edebildiğidir.

Kur’an-ı Kerim’de kurbanın özü çok açık biçimde ortaya konur: Allah’a ulaşan ne kandır ne ettir; Allah’a ulaşan insanın takvası, yani samimiyeti ve teslimiyetidir. Bu yüzden kurbanın merkezinde hayvan değil insan vardır. Asıl mesele, insanın Allah karşısındaki duruşudur.


Bugün birçok insan kurbanı sadece geleneksel bir ibadet gibi görüyor. Kimileri ise çağ dışı bir ritüel olarak değerlendiriyor. Oysa meseleye daha derinden bakıldığında kurbanın insanlık kadar eski bir hakikat olduğu görülür. Tarih boyunca insanlar kutsal olana yaklaşmak için çeşitli fedakârlıklarda bulundu. Ancak vahiy gelmeden önce bu anlayış çoğu zaman bozuldu; korku, hurafe ve zulümle iç içe geçti. İnsanlar bazen çocuklarını bile sözde kutsal güçlere kurban edecek kadar karanlık bir anlayışın içine sürüklendi.

İşte Hazreti İbrahim’in yaşadığı büyük imtihan burada insanlık tarihinin dönüm noktalarından biri hâline geldi. Çünkü o kıssa yalnızca bir baba ile oğul arasında geçen dramatik bir olay değildir. O kıssa, insanın Allah anlayışının yeniden inşa edilmesidir.


Hazreti İbrahim’in imtihanında Allah insandan kan isteyen bir güç olmadığını gösterdi. Asıl istenen şey teslimiyetti. İbrahim’in elindeki bıçak aslında insanın içindeki putlara yönelmişti: mala bağlılık, evlada bağımlılık, nefse teslimiyet, dünya tutkusu… Kurbanın gerçek anlamı burada ortaya çıkar. İnsan Allah için neyi terk edebiliyor? Asıl soru budur.

Bugün kurbanı sadece hayvan kesmek olarak görmek, bu büyük hakikati küçültmek olur. Çünkü modern çağda kurban biçim değiştirmiş durumda. İnsan artık putlara tapmıyor belki ama başka şeylere teslim oluyor. Makama, paraya, şöhrete, hazza, sosyal medya beğenilerine, gösterişe…

Bugün nice insan kariyeri uğruna ailesini kurban ediyor. Daha fazla para kazanmak için vicdanını kaybediyor. Sosyal medyada görünür olmak için şahsiyetini tüketiyor. Gençler ekranlara teslim oluyor, çocuklar merhametten uzak büyüyor, aileler aynı evin içinde birbirine yabancılaşıyor. Modern dünyanın en büyük sorunu tam da burada başlıyor: İnsan teknoloji çağında güçlendi ama ruhen küçüldü.


Kurban Bayramı işte bu yüzden sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir ahlak çağrısıdır. İnsan yeniden paylaşmayı öğrenir. Fakirin kapısını çalar. Komşusunu hatırlar. Yalnız olmadığını anlar. Çünkü İslam’da kurban sadece bireysel bir ibadet değildir; toplumsal vicdanın yeniden ayağa kaldırılmasıdır.


Eskiden bayramlar mahalleyi bir araya getirirdi. Çocuklar sevinirdi, yoksullar unutulmazdı, sofralar paylaşılırdı. Şimdi ise insanlar aynı apartmanda birbirini tanımıyor. Bayramlar tatil organizasyonuna dönüşüyor. Kurban kesiliyor ama merhamet eksiliyor. İşte asıl tehlike burada.

Çünkü kurbanın ruhu kaybolursa geriye sadece şekil kalır. Şekil ise insanı dönüştürmez.

Büyük İslam âlimleri kurbanın özünü “ihlâs” ve “takva” olarak açıklamıştır. Yani gösterişten uzak, samimi bir teslimiyet… Eğer insan kurban keserken Allah’ın verdiği nimetleri, yoksulların hakkını, ölüm gerçeğini ve kendi acziyetini düşünmüyorsa; yapılan ibadet şeklen doğru olsa bile ruhen eksik kalır.

Bugün İslam dünyasının yaşadığı krizlerin temelinde de biraz bu vardır. Bilgi var ama hikmet yok. Kalabalık var ama birlik yok. İbadet var ama ahlak zayıf. İnsanlar dini konuşuyor fakat dinin dönüştürücü ruhunu hayatına taşımakta zorlanıyor.

Oysa Kurban Bayramı insana şunu öğretir: Gerçek kulluk, Allah için fedakârlık yapabilmektir. İnsan vazgeçebildiği kadar özgürdür. Nefsinin her isteğini yerine getiren insan özgür değil, tutkularının esiridir.


Bugün dünya insanı sürekli tüketmeye çağırırken, kurban insana paylaşmayı öğretir. Dünya “hep bana” derken, kurban “kardeşini de düşün” der. Modern hayat bireyselliği büyütürken, kurban ümmet bilincini yeniden hatırlatır.


Bu yüzden Kurban Bayramı geçmişten kalan folklorik bir gelenek değil; bugünün insanı için de büyük bir ihtiyaçtır. Çünkü insan hâlâ aynı insan… Hâlâ kibriyle, korkularıyla, hırsıyla mücadele ediyor. Ve hâlâ Allah’a yaklaşabilmek için kendi nefsini aşmak zorunda.

Kurbanın en büyük mesajı da budur: İnsan, Allah’a yaklaştıkça insanlaşır. Merhamet arttıkça medeniyet kurulur. Paylaşma arttıkça toplum güçlenir. Ve insan kendi içindeki putları yıkabildiği ölçüde özgürleşir.

Selam ve dua ile.

 ...

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23