• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
TÜM YAZILARI
27 Şubat 2020

Erenlerin masalı

“Bu masalda adı geçen kahramanların gerçek yaşamla ilgisi yoktur. Tamamen(!) hayal ürünüdür.”

Pirelerin berberlik yaptığı fi tarihinde, kırmızı halka ekvatorun şimaline doğru olan bölge yedi bölge diye anılır ve her bölgeye de iklim denilirmiş. Corc Dabılyu Puşt namlı evanjelist vahşinin, ab-ı hayat gibi aziz siyah elmas petrolü, “şeytanın uşaklarının” hizmetine sunmak için, iklimlerin dışında kalan “zulumat” denilen bölgeye sanal dillere destan seferler düzenlediği, halefi Trompo’nun bu seferleri devam ettirdiği Jale ninenin tıngır mıngır salladığı beşiğin gıcırtısı eşliğinde Tanju dedenin dilinden anlatılır imiş.

Erbab-ı Siyaset, Ehl-i Hikmet ve Ezcümle Hükemadan rivayet odur ki;

İbn-i Batuta, Marco Polo, Evliya Çelebi Batlamyus’un hendese ilminden istifade ile arzı dolaşa dursunlar, İslambolda kimselerin tanımadığı kendinden başka kimsesi olmayan yetmiş fersah uzakta, heft köyünden gurbete duçar olmuş, açıkhava fakültesi kaldırım mühendisliği ana film dalından mezun “İslam Vatanseversilistresavar” namında garip gurebadan bir çelebi yaşar imiş.

Evvel zaman içinde kalbur saman dışında, yedi hipermarket süprüntüsünün hemen yanı başında göğe ulaşmanın azminde gökdelen plaza isimli binanın ardındaki “Zümrüdü Anka Mehdi Efendi’den haber alamayınca, avare olup, az gidip uz gidip dere tepe düz gidip, sonunda bir arpa boyu yol kat edemeyen Ehl-i Cühela, Ehli Şamata, yılbaşı gecesi Nimet Abla’nın milli piyangosundan çıkacak talih kuşunun başlarına baharat kokular serpeceği ümidi ile gün geçirirken, Bizim İslam Vatanseversilistresavar kaldırım vazifesi icabı ile İslambol’un yedi tepesini dolaşıp harabü-l perişan vaziyette yedi renkli farklı bankanın yedi maskeli sahiplerinin kendisinin dolaşmasına neden olanlar olduğunu keşf edemeden yedinci bankın üzerine kendini bırakmış idi.

Şirket-i Hayriye vapurlarının ara ara çıkardıkları sesler martıların sesleri ile karışınca, bir senfoni oluşmuş, bu doğal senkronik musiki eşliğinde bankın üstünde uykuya varmış idi. Sarayburnu’nda Gülhane’ye sırtını vermiş şekilde uyuyan bizim İslam Vatanseversilistresavar’ın metafizik âleme uçan halıyla varması ile de rüya âlemi de başlamış idi. Train marka İsveç malı köstekli saatin akrep ile yelkovanının aynı zamanı gösterdikleri vakit için, Ahmet Cevdet Paşa’mız ile Grek’li Heredot Efendi, tarihi vesikalarında takvimin 21.asra dair olduğunda mutabıklar.

Biz dönelim fukara İslam Vatanseversilistresavar’a;

Bizimkisi Rüya âleminde kendini derin ve sığ ormanın arasına gizlenmiş, rakımlı tepede yedi pencereli yedi sarnıcı olan yedi bacalı köşkün içinde bulmuş. Koridor boyu yedi kapı, her kapının başında ben diyeyim üç metre siz deyin beş metre boyunda beyaz giysilerinden ölüm dökülen ulemadan yedi zat var imiş. Kapılar kapalı ve kilitli imiş. Azametli kapıların ardındaki duvarda yedi güzel prensesin tabloları asılı imiş. Kilitli kapıların açılabilmesi için İslam Vatanseversilistreavar’ın ayın on dördünde ay ışığı ısısı ile Cudi Dağı’nın tepesin çıkıp Mele-i Ceziri’nin mağarasında ikamet eden Cigerxun namlı yiğidin marifeti ile önce kardan aşure yapması gerekiyormuş. Kardeşlik aşuresinin suyunu tablolardaki prenseslere, yedi altın sarısı kaşıkla içirince ancak hakikat kapıları da ardına kadar açılabilecekmiş. Sonrasında prenseslerin dile gelip büyülü sözcüğü söylemesi gerekiyormuş ki barış ve huzurun kapısı açılabilsin. Ve her kapının kilidi dönebilsin. Böylelikle Mezopotamya’ya barış ve huzur gelebilsin. Kilitlerin yerini de öğrenmiş yedi ulemadan.

Her biri kendi dilince söylemiş kilidin yerini:

Birinci kapıda duran Rabbani isimli derviş; “mektuplara nakşedilmiş sıla-i rahimde saklı” demiş.

İkinci kapıdaki Celaleddin Rumi isimli derviş, “hu deyip bir daha bu sözden dönmeden  zikr halinde dönerken, sağ elin verdiğini sol elin görmeyecek şekle geldiğinde göreceğin masivanın ardında duruyor” demiş.

Üçüncü kapıda ki Hazreci; “İnsanlardan bir kısım var ki onlara ‘emr-i bi'l-mâruf ve nehy-i ani'l- münker’i hatırlattığında ulaşabileceğini söylemiş. Bu kısım kimseleri tanıması içinde bir ipucu vermiş çelebimize. ‘Nımıjavan dü rek’at bu. Gofenda van hella hella!( namazları iki rekâttı. Halayları ALLAH ALLAHHH…)’

Dördüncü kapıdaki Yunus isimli derviş; “kendini tanıdığın günkü ilim ile bulursun” demiş.

Beşinci kapıda bekleyen İbn-i Arabi adlı derviş; “kendi miracında can, mal, fikir, inanç ve neseb emniyetinin saklı olduğu sandıkta, yedi renk yedi kat beze sarılı” demiş.

Beşinci kapıda Şah Veliyullah Dıhlevi isimli derviş; Yezidin sarayında hakkı haykıran Zeynebi haykırışı anlayan fukahayı işaret etmiş.

Altıncı kapıda bekleşen Maverdi isimli derviş; “Mülkün temelinde duran adalet duvarının tuğlasında saklı” demiş.

Yedinci kapıda duran Geylani isimli zattan sır odasını öğrenmiş. Bu odayı bulmak zor, lakin bulunca da anahtara gerek kalmıyormuş. Dilsiz, sağır ve körlerin birbirini ağırladığı oda da olanları çözmek için kalp gözüne ihtiyaç varmış.

Prenseslere gelince; onların adlarını da öğrenmiş ulemadan.

Birinci resimdeki Hind prensesi “Furek”miş.

İkinci resimdeki Çin prensesi “Yağma Naz” imiş.

Üçüncü resimdeki Saklep prensesi “Nesrin Nuş” imiş.

Dördüncü resimdeki Mağrip prensesi “Azer Yun” imiş.

Beşinci resimdeki Harzemşah prensesi “Hoş Peri” imiş.

Altıncı resimdeki Rum prensesi “Hüma” imiş.

Yedinci resimdeki de Kisra güzeli “Dürs” imiş.

Geylani, İslam Vatanseversilistresavar’ın tutmuş elinden koridorun sonunda yedi kümbetin başında duran heybetli yedi adamın olduğu salona götürüp bırakmış. Hiçbir şey söylemeden de sır olup kayboluvermiş.

Buradaki ulemadan öğrenmiş yedi kümbete yedi yıldız konacağını.Yedi güne denk gelen yedi vadi aşılarak, yedi farklı renge bürünüp yediler meclisine varacağını uzun uzun dinlemiş ulemadan.

Birinci kümbet kara kümbet Keyvan’a (Zuhal, Satrün) aitmiş.

İkinci kümbet sarı kümbet Güneş’e aitmiş.

Üçüncü beyaz kümbet Zühre’ye (Venüs) aitmiş.

Dördüncü mavi kümbet Utarit’e (Merkür) aitmiş.

Beşinci Kümbet Yeşil’e (Ay) aitmiş.

Altıncı kümbet Kırmızı’ya (Merih) aitmiş.

Yedinci kümbet Kızıl Kahve Rengine ( Mars) aitmiş.

Kümbetlerin başında duran yedi azametli ulemadan İbrahim Hakkı, bir cetvel verip tembih etmiş: “unutma ki Mars’ın sokaklarını Tillo’nun sokaklarından iyi bilirim.”

Farabi, mucidi olduğu çalgı aletlerinden kanunu vermiş ve tembihlemiş; “Kâinatın sahibi kâinata sessiz bir senfoni yüklemiştir. Bunun “es”i yoktur. Bitiş notasını okumak İsrafil’e kalmıştır. Senin hayat notanda son nota Azrail’in okumasına bırakılmıştır.”

Gazali, bir kalem uzatmış ve uyarmış: Unutma ki kalpleri keşfetmek, insanı anlamak istiyorsan sana kalemle öğretenin emaneti kaleme hak ettiği değeri vereceksin. “

Sühreverdi, “Nehcül Belağa” denilen bir derleme kitap vermiş ve demiş ki; “ Bu kitabın sözlerinin sahibi der ki ‘ilim bir noktadır. Cahiller çoğaltır.’ Sizin dönem cahilliğin altın çağıdır.”

Piri Reis, bir harita vermiş ve tembihini yapmış: “seni yaradan, sana yol haritası bir kitap bir de elçi gönderdi. Hayatın kullanma kılavuzu harita o kitaptadır.”

Biruni, kulağına fısıldayıp bir hadisi hatırlatmış: “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hainlere güvenilecek. İnsanlardan şahitlik etmeleri istenmediği halde şahitlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler”

İbn Haldun, ‘Mukaddime’sini hediye etmiş ve tembihlemiş: “Unutma ki gerçek ilim sahipleri Kâbe gibidir. Uzak toplumlar tavafa gelir. Kendi toplumu, kıymetinden habersiz kalır.”

Simurg olduğunu anlar ve yedi vadi aşarsa, İskender’in ulaşamadığı “ab-ı hayata” ulaşabilecekken fakirin rüyası yarıda kesilir misali, zabıtadan yediği tekmeyle rüyadan uyanmış İslam Vatanseversilistersavar. Zabıtanın “Ulan bura otel mi?” hakaretleri kulağında, rüyanın müşkülatı zihninde Sultanahmet’e doğru yola revan olmuş…

Gökten düşmeyen üç elmadan kime ne kısmet düştü ise…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Cihat

Ben bu yazıyı okuyunca beynim antraman yaptı. Teşekkür ederim.
  • Yanıtla

Fekat Lakin Ama

Yazıyı şu saate okudum, sindirmek için bir kere daha okuyacağım. Mizahi ve müthiş entelektüel teşekkürler. Zaten dil çözülemediği için yorum yazılamamış...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı