--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eğitimin Ulularına(!)

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
13

Not; Bu yazının gerçek eğitim hayatımızla doğrudan bağlantısı vardır. Olay ve kişiler hayal ürünü değildir.

Bu yazıda Türk mizahına katkıda bulunmak gibi esastan bir maksadım yok.

Gene de yazıda kullandığım ironi dilin “güleriz ağlanacak halimize” kabilinden mizahımıza epeyce malzeme vereceği gerçeğini kabul ediyorum.

Eğitim bürokrasisinin ulu kişilerine ilk sorum;

Matematik ilminin tüm konuları otuz beş başlıkta ele alınıyor. Bu otuz beş konu ilköğretimden itibaren on iki yıl boyunca okullarımızda binlerce saat ders yapılarak anlatılıyor. Sonuç; Öğretemiyoruz. Peki neden? Eğer öğrencide problem varsa aynı öğrenci aynı konuları bir özel eğitim kursunda sekiz ayda nasıl öğreniyor? Aynı soruyu matematik yerine İngilizce olarak değiştirsek sonuç aynı çıkıyor. Neden? Ya da “Türk Dili ve Edebiyatı” dersi adı altında o kadar ders işlenmesine rağmen kendi konuşma ve yazı dilimizle ilgili sorun niçin giderilemiyor?

-Şeyden. Neden şey ya. Ondan şey oluyor? Kem ve küm yani.

-Hımm … Geçiyorum. Öğretimde bayağı ilerlemişiz yani.

İlerleme deyince Eğitim Bakanlığımızın önünde neden “Milli” kelimesi var? Diğer bakanlıklar Milli değil mi? Mesela Kültür gibi? Eğitim felsefesinden gelen bir soru bu.

Açalım yeni sorularla.

Eğer “mili” isek Eğitim felsefemiz neden ilerlemeci felsefedir ve neden Pragmatizm odaklıdır? Oysa “ilerlemecilik” ve “pragmatizm” Amerikan felsefesi. Hatta John Dewey isimli Amerikalı düşünürün pragmatizmi (faydacılık/çıkarcılık) yeniden inşâcılık ve ilerlemecilik fikrinin eğitme uyarlanan felsefesi olarak lisans eğitimi verdiğiniz felsefe fakültenizde bana siz söylediniz.

Eğitimi şöyle tanımlıyorsunuz; “ Eğitim, yaşantı yoluyla kalıcı davranış değişikliğidir” Bakın bunu şöyle anlasam mahsuru olur mu? “Eğitim, Amerikan kültür emperyalizmi ile kalıcı davranış değişikliği yapmaktır”

Hemen de kızıyorsunuz ama? Sallama mı dediniz pek yüce ulu?

Biraz orantısız yükleneyim o vakit. 1925 yılında ülkemize okullarımızı gezip incelemeler yapmak üzere davet edilen Prof Dr John Dewey, gerekli çalışmaları yaptıktan ve Türkiye’nin özelliklerini göz önünde bulundurduktan sonra görüş ve planlarını rapor sunarak yayınlamıştı. Bugünde hala kitaplarımızda öve öve bitiremediğiniz bu akademisyenin CIA nın beyin takımından olduğunu neden yazmazsınız? Kültürel Özgürlük Komitesi direktörü olduğunu altmışaltı ülkede finansının CIA tarafından yapıldığını Wikipedia bile yazıyor. Ne dersiniz?

Gezi olaylarının beyni filozof Gene Sharp’ı sorsam hepten çuvallayan aydın takımı gibi gardınız düşüyor. Neyse konumuz eğitim öğretim idi değil mi?

Sahi felsefe eğitimi verdiğiniz fakültelerden neden hepten ateist, septist, eksistansiyalist, fütürist tipler çıkar sayın ulu YÖK?

Yok yok sizi zorlayan bir soru değil bu. Sınavlardan aldığınız ücretleri sorsam bayağı zorlanırsınız mesela.

KPSS sınavında bir öğretmen adayı size ne kadar para yatırıyor? Sınav gideriniz ne kadar? Ortalama bir buçuk milyon öğrenciden ortalama aldığınız ücret yüz tl ise bir sınavdan topladığınız parsa fena değil. Her şeye bir sınav var her sınavda para var! Kusura bakmayın ama ölçme değerlendirme uzmanı sıfatını bana verirseniz ölçüp biçerek değerlendirmek zorunda kalıyorum.

Hukuk eğitimimiz tamamen orjinal ve bize ait olunca, yurt dışı denkliği için bir yıl yeterli diyorsunuz anlıyorum sizi. Hukuk Fakültesine girmek için Üniversite yerleştirme sınavlarında Matematik ve Türkçe Puanlar ağırlıkta. Tabi hukuk hesap kitap işi. Tarih, felsefe, sosyoloji, psikoloji coğrafya konularının ne önemi var ama değil mi? Hukuk sosyal alan değil nihayetinde! Ne edersiniz aynı tornadan geçince sayenizde öğrendik. İroni bir yana garip bir durumda olduğunuzu fark edemiyor musunuz?

“Hadi bu kadar yazdın sun bir öneri” diyorsan sayın ulu MEB! Mevcut sorunlarınızın yüzde ellisini bir kararla çözecek formülü vereyim. Uygulamazsınız ama olsun. Buraya not düşmüş oluruz.

Bir defalığına altmış beş yaş emekliliği, altmışla düşürün. Altmışından sonra öğretmen ve öğrenci için sıkıntı. Polisimizdeki meslekte yıpranmışlığ emsal alalabilirsiniz. Sonrasında oluşacak boş kadrolara KPSS sınavı yapmaksızın atama yapabilir, genç nüfusa alan açmış olursunuz.

Aşamalı olarak Okul aile birliğini sistematize ederek seçimle okul velilerinden oluşturun. Öğretmen atamalarını Bakanlık denetim ve teftişine açık olarak okul aile birliği yapsın. E bu çok mu basit geldi. Bakın hangi sorunları çözersiniz bir kaçını yazayım.

1- Hiçbir veli çocuğuna yetersiz olacak birini öğretmen olarak atamaz.Bu durumda öğretmen adayı her alanda gayret sarf etmek zorunda kalacak.

2- Merkezi atama sistemi biter, eş durumu, tayin, terfi bekleme vb iş yükü biter.

3-Hiçbir aile uzaktaki bir okula çocuğunu yazdırmaz. Eve yakın denetleyebildiği bir okula gönderir. Okul servislerinde çocuklar perişan olmaz.

4-Meslek Lisesi, Anadolu Lisesi Fen Lisesi ayrımı zamanla kaybolur. Her okul en iyi öğretmenle sözleşme imzalamak isteyecektir. Böylelikle sınav baskısı, öğrencilerin psikolojik travmaları asgariye çekilmiş olur.

5- Okul ihtiyaçları veliler tarafından gönüllü olarak çözüme kavuşturulur. Bağış vs adı altında zorlamalar ortadan kalkar.

6- Güvenlik üst düzeye çıkacağından öğrenci disiplinel hale gelir. Alkol uyuşturucu gibi alışkanlıklar bu zeminde yer bulamaz.

7- Her önüne gelenin amirlik tasladığı öğretmenin saygınlığı artar.

Bu maddeler yeterli sanırım dahası var onu da siz yazarsınız ulularım. Ders ve içerikler ile ilgili düşünceler başka bir yazıya kısmet olursa.

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Sahin

17 Eylül 2020 01:26

Egitimi elestirmisiniz elestirmek ayni zamanda katki vermek uyarmaktir bu dogru bukadar bilginize ragmen isinize geldigi gibi yorumlamisiniz asil canalici noktayi es gecmisiniz Neden köyenstütülerine hic deginmediniz Bu okullardan mezun olanlar Türkiyenin aydinlik yüzleriydi sadece ögretmen degil insanlik icin ne gerekiyorsa köylümüze ögretirlerdi yeri gelir doktor olur hemsire olur tarim ögretir sanayi ögretir hukuk ögretir saymakla bitmez iktidarlarin köylünün aydinlanmasi islerine gelmedi cünki egitimsiz kültürsüz bilgilisiz toplumu idare etmek kolaydi bilmislerle ugrasmak zordu bilmislere yaftada hazirdi koministi bunlar nedense ülkemizde aydin esittir komunist cahil halki kandirmak kolay vatandaslarda aydinlara koministler moskafaya tempsu tutuyor iktidarlar amerikan buyruguna girmis nato üyesi oluyorlar koreye asker gönderiyorlar marsal yardimi hikayelerle babasinin cifligi gibi türkiyeyi kullaniyorlar petrol aramalar askeri üsler acmak nekadar amerikan vari isler varsa ülke buna alistira alistira resmen peskes cekiliyor bizdeki enbüyük problemlerin sebebi amerika degilmi kürte sorunu suriye irak icimizdeki cebellesmeler darbeler hep kimin ürünü neyse sadede gelelim eger köyenstütüleri kaparilmasaydi o okullardan mezun olan ögretmenlerin ögrencileri ülkemizi cennet gibi yaparlardi Menderesler Demireller Özallar Cillerler Evrenler bunlardan sonrada gelenler Avcunu yalardi meydan bos kalmazdi egitimde sanayide tarimda örnek ülke olurduk insanlar layik olduklar gibi yönetilirler .

KPSS cevap

16 Eylül 2020 20:04

Yazar dediğiniz gibi yaznamıs .Dikkat ederseniz Kamu Personel Secme Sınavı kisaltilmisi KPSS yazmıs. Hatali yorum sizinkisi ozkan bey. Biirde bu yazıdan bunu anladiysaniz ooo ne denir ki?

Ögretmen

16 Eylül 2020 19:05

Hüseyin Bey, bütün yazılarınızı takip ederim. Ne yazık ki bu yazınızın tezlerini doğru bulmuyorum, bulamıyorum. Bir konuda haklısınız:" Eğitim politikamız geçmişten kaynaklı manda anlayışından kurtulmalı." Bunun için de bir önerim var: " Osmanlı eğitim Arşivi açılsın. Bu halkın töresi,gelenek ve görenekleri hayat felsefesi vs dikkate alınsın, yönetmelikler ve kanunlar ve yazarlar eğitim kadrosunu hırpalayacagina destek olsun(meslekteki çürükler hariç). Aslan yavrusuna koyun değil aslan olduğunu hatırlatan bir müfredat hazırlansın. Bu milletin çocuklarına hiçbir zaman uymayan Batı pedagojisi yerine yerli ve milli bir bedagoji hazirlansin bakın bakalım neler olacak? İnanın, iki bilemediniz üç sene içinde ilim ve irfanla donatılmış bir neslin ayak sesleri duyulacaktır.  

Özhan Kaymaz

16 Eylül 2020 16:09

Çokça yapılan bir hatayı eğitime dair bir yazıda görünce şaşırdım. Küçük, ehemmiyetsiz gibi görünen ama eğitimciden beklenmeyen bir husus: Şayet, Kamu Personeli Seçme Sınavı Sınavı doğruysa KPSS Sınavı ifadesi de doğrudur.

Sabri

16 Eylül 2020 12:39

Çok önemli bir nokta, maalesef eğtim meselesi ülkemizde çözülemeyen kangren. Teşekkür ederim.

hüseyin

16 Eylül 2020 11:44

Türkiye’de ekonomik kriz gün geçtikçe derinleşirken, sosyal medyada ekonominin kahreden gerçeğini gösteren bir paylaşım geldi.Twitter’da “Set” kullanıcı isimli bir vatandaş, 14 yıllık evlilik yüzüğünü faturalar ve geçim sıkıntısı nedeniyle sattığını açıkladı.Allah, kimseyi böyle durumlara düşürmesin diye not düşen vatandaş, paylaşımında; “Bu yüzük 14 senelikti ve bugün sattım malum faturalar geçim derken ALLAH kimseyi böyle durumlara düşürmesin” ifadelerini kullandı.

Şahika

16 Eylül 2020 11:44

Buna milli ifsad etme dense daha iyi olur bence..

Murat

16 Eylül 2020 11:14

Eğitim şart...!!!

Salih

16 Eylül 2020 10:01

Milli Aile, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olursa belki süresiz nafaka ve 6284 rezilliği kalkar.Milli iyidir,faydalıdır yani.Birde;bayan milli güreşci ol,dünyanı kazan...

NE ÖNEMİ VARKİİİ

16 Eylül 2020 09:53

Elbette söyleyecek çok sözüm var. Amma desem öldürürler/ demesem ölürüm/ işe muallimlerden başlamak lazım. Muallim yetiştirme mekteplerinde değişim dönüşüm şart. Türk maarifinin önündeki en büyük engel muallimlerdir. Kendi rahatları bozulmasın diye her türlü değişim ve dönüşüme karşıdırlar ve sayı olarakta siyaseti etkilemektedirler.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle