--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dinlinin Hakkından İmanlı Gelir

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
11

Bizzat yerin, Kıyamet günü, sarsıntısıyla birlikte, insanların eylemlerine ve hatalarına şahitlik edeceğinin anlatıldığı “Deprem” (Zilzal) sûresini okurken, ayaklarımın altındaki toprağın homurdandığını hissediyorum. Roger Garaudy (1913-2012 )“Hatıralar: Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum Kitabından”

Gündemde olan, gündeme giren veya servis edilen mevzular üzerine söz ve yazıyla çeşnicilik, bana günlük hayatın meşakkati gibi gelir. Gündeme ilişkin uğraşı hem postacılık hem bir başkasının hayatıyla yaşamak gibidir. Her daim güncelliğini koruyan esaslı meseleleri perdeleyen popüler gündemler aslında çirkinliğinden ötürü her gün değişen moda gibidir. Popüler gündem, sürü gütme de sosyal psikoloji unsuru olarak hatırı sayılır düzeyde etkin olmasına rağmen bu zihinsel kontrolü çokta fark edilebilen bir şey değil.

Popüler gündemden sıyrılarak;

Allah rahmet eylesin yüzyılımızın ünlü Fransız Marxist düşünürü Roger Garaudy (Raci Garodi 1913-2012), İslam’la müşerref olma anaforunda 1975’te şunları söylüyordu;

“Ben ölümü hayatı sevdiğim aşkla seviyorum. Çünkü ikisi bir bütün eder. Ölüm -bununla, emek ve sevgiyle geçen uzun bir hayattan sonra gelen doğal ölümü kastediyorum- bir sınır, yaşamın inkârı değildir. Tersine, ölüm hayata en yüksek anlamını kazandırır. Kendi ölümüm hep idealimin kişisel bir ideal olmadığını hatırlatır. Ben ancak beni aşan bir ideale katılıyorsam insanımdır (İnsan Sözü 1975).”

Kuşkusuz Garaduy gibi bir düşünür, Sokrates'in ‘felsefe ölmeyi tercih etmektir’ ifadesinden haberdardı. Ölmek için yaşamayı göze almak esastan gündemimizken, ölüm uğramayacak gibi yaşamaklar güncel olandır.

Popüler düşünce ve yaşam biçimi olarak bu topraklarda varlığını Tanzimat’la başlatabileceğimiz bu ölümden kopma sürü psikolojisinin, Ziya Gökalp’in saçma bir tercümeyle dilimize “muasırlaşma” olarak tercüme ettiği, sonraları “çağdaşlaşma” olarak değişen esaslı haliyle de” sekülerizm”, ölümü ve dolayımı ile dini devre dışı koymaya çalışıyordu. Akabinde hayattan Tanrıyı kovup kendi tanrılığını ilan ediyordu.

Hristiyanlığın sistematik hale gelmesinin piri Aziz Pavlos’un; “ Kayzerin –kimi yerde Sezar denilir- hakkı ı Kayzere, Tanrının hakkı Tanrıya” ifadesi iki alan problematiğini oluşturup modern dönemde laikliğin üst aşaması “sekülerizme” alan açıyordu. Aşkın fikir, zarif sanatın yaşamdan çok ölüme yakın olmakla gerçekleşebileceği unutulalı beri, İslamcılar yaşamayı tercih eder oldular. İslamcılık politik bir tanımlama ama dindarlık politik bir tanımlamadan çok kadim bir kavram olarak köklüdür. Neticede İster çağdaşlaşma ister muasırlaşma ister laiklik ister sekülerizm deyin, modernleşme çabalarının günümüzdeki hasılasının kirinden nasiplenen İslamcılar yakasız gömlek yerine İtalyan Pierre Cardin yaka gömleklerine dük kravatlarını yakıştırıp, etrafta dolandıklarında değiştirdikleri sadece gömlekleri değil daha derinlerde dini psikoloji de ki algı değişikliydi..Zira İslam bir yaşam alanı olarak düaliteyi reddedip, bir manada eriterek adlandırma yapar.

Ne demek istiyorum? Dediğim şu;

Dindarım ama aynı zamanda modernim demek, hem bu çiçek hem de asfaltta yetişir demektir ki düşünce ilkelerinden mantıksal çelişmezlik ilkesine aykırı kalır. Dindarlar İslamcı olmayabilir, İslamcılarda dindar olmayabilir.

Din eğer imanla ve salih amelle varsa orda İslam’dan bahsedebiliriz. Çünkü İman sadece dil ile değil kalp iledir. Kalp ile imanın alametifarikası, iyiliği vaaz edip, kötülüğe şiddetle karşı çıkmaktır. Din imandan ayrıma tabi tutulmuşsa orda bir din vardır. Ama orada var olan İslam değil başka bir şeydir. Allah indinde din İslâm olarak tanımlanırken(İnned-dine indellahil islam) muffassal yöntemle bir başka ayet-i kerimeyle de tanımlama keskinleştirilip ayrıştırılır. ”sizin dininiz size benim dinim bana (Leküm diniküm veliyedin).”

Demek ki Allah indinde kabul görmeyen bir din var. “Kalbim temiz ben dindarım” demeniz sizin tanımlamanız. Bu söylem sizi dindar yapar. Ama Allah indindeki din vicdanlara sığmayacak kadar makro kozmosu da kapsar. Bu anlayış kişiye özel değil popüler güncelliğin size savunma refleksi olarak kazandırdığı bir tutumdur. Esaslı gündemden kaçmanın yoludur. Kaçak güreşmektir. Dinin insan olarak içinde yaşanılan varoluşsal krizle yüzleşmemizi öğütleyen yalın gerçeği ise ölümdür.
“Dinsizin hakkından imansız gelir” demek popüler söylemdir. Ama “dinlinin hakkından imanlı gelir” popülarite karşıtı bir duruşu ifade eder.

 

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Suat

18 Mayıs 2021 09:58

Dinsizin hakkından imansız gelir ama dinlinin (?) hakkından imanlı gelemez. İslam’daki ilk dönem Hz Ali savaşlarını ve hristiyanlıkta din-mezheb savaşlarını hatırlayın. Şu andaki şii saldırganlığını ve vahhabi vahşetini düşünün. Tabi yazar dinli derken her türden hayat tarzını kastediyor, onu anlıyorum. Din sahibi olmak imanlı olmayı gerektirmiyor, o da açık. Ama alıntıladığı ayette de-din’in islam olduğu da belli. Demek ki asıl sorun sûreten dindar veya dinli olan kişinin aynı zamanda ve ayrılmaz biçimde imanlı da sayılmayacağı konusudur. Yazıda da zaten o konu ele alınıyor. Evet ama biz dindarın yani henüz mümin olmamış müslümanın hakkından gelmek istemeyiz. Şüphelerine saygı duyarız. O zaman esas mesele kendini ed-din’in esas temsilcisi sayan öbekler arası münasebettir. Bu başta dediğim gibi savaş şekli ile en gergin hale de ulaşabiliyor. Kimse ayranım ekşi demez. Lafı uzatmakta beis var mı? Buna göre yeni formülasyonlar yapmak lazım: dinsizin hakkından imanlı gelir; dinlinin hakkından imanlı gelemez ( Hz. Ali ) Hüseyin beyden Allah razı olsun.

HASAN A

10 Mayıs 2021 16:51

Son yorumcuya Yazıda hiçbir entelektüel gevezelik yok Entelletüellik var. Bahsedilen sekülerizm in tasallutu. Bunun neresi gevezelik?  

kitabi yük çok ağırdır

10 Mayıs 2021 14:45

Aziz kardeşim sizin akletme ve yargı geliştirme yeteneğinizi ziyadesiyle önemsiyorum. O nedenle böylesi ucu açık entellektüel gevezeliklere dalmayın lütfen. Minnacık bir hardal tanesi de olsa sizden olsun. Bırakın Konfor, Kalantorların olsun, siz neyi tuttuysanız onunla yaka paça olun ve kendini size beyan edene kadar asla bırakmayın lütfen. 

Sabri

10 Mayıs 2021 14:41

Tanımlama çok güzel. Teşekkür ederim.

Gül

10 Mayıs 2021 12:03

İşte o kadar sizin dininiz size bizimki bize ,bizden uzak durun yeter

esgi hikayeler

10 Mayıs 2021 10:43

Herkeş bi pavlos' tur tutturmuş anlatıp geziyor; pişikoloji' deki köpekleri olan pavlos değil de mi bu?

Dinlinin Hakkından İmanlı Gelir

10 Mayıs 2021 10:40

... uymamış ama..

HASAN. A

10 Mayıs 2021 05:32

İsa' ya iman etmeleri gerekenler onun öğretilerini yeterli bulmayıp hıritiyanlığı icad ettiler. Ama ne İsa'nınkini ona ne de kayserinkini kaysere veremediler. Doğan sakat çocuğa sekülerizm ismi kondu.sekülerizm insanın kendi haddini bilmeyip tanrıyı da tasvir etmesi yani kendinden varettiği şeye ilahlık hırkası giydirmesidir.Bu hırka varoluşa ters.Dinsizin hakkından imansız gelemez. Olmayandan olmayan doğar hatta doğmaz.Müslüman toplumlar da ne zaman ki sağ kulaklarına kapitalizm sol kulaklarına komünizm okudular sekülerizm in oltasında yem oldular. Doğrusu doğruyu yaratılanda değil yaratana aramaktır. Evet dinliye imanlı gerek.

Nurtuba

10 Mayıs 2021 04:28

Çünkü Allah Gafur'dur, Rahim'dir." Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez.

Mihrali

10 Mayıs 2021 02:55

Farkında olmadan toplumun gittiği uçurumun güzel bir anlatımı. Amir khan’nın filminde dediği gibi “ bir bizi yaratan Allah var bir de bizim yarattığımız tanrılar” Rabbim yolundan ayırmasın inşallah.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle