--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Adam dediğin Ekim’de belli olur

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
8

Ekim yalnızlık ayı lakin çay yalnızlığı sevmezmiş. Senin çayın da beni ister mi yanında Dayı? Dedim. Közü karıştırdığı antika maşayı yere bıraktı. Hafif çeyrek yürüyüşüyle uyumlu başını kaldırdı. Ünlem işareti halini almış kaşı düştü. “Her kırışığı sorulacak bir hesabı, her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatan” bilge yüzünde bir acı tebessüm belirdi sonra:

-Çay deyince, demlik ve bardaktan ötesini görenlere, selâm olsun. Acaba diyorum, çay tadını senden mi alıyor yeğen? Ekim yağmur gibi bir bereket, çay umut getirir. Hoş geldin.

-Ben pek umutlu gelmedim ama. Gök ekini biçmiş ekim gibiyim.

-Ekim yalnızlık dedin ya yeğen. Yalnızlık ilk gelene bileti keser. Ben çayı doldurayım güzelim ince belli İstanbuli bardağa. Ben çay dökeyim sen içini. Sen konuş ki bileyim fikrini Yeğen.

-Çözemedim bazılarını Dayı. Uzaktan mı adamlar, adamlıktan mı uzaklar? İnsan adam olmayınca, adamlık insana zor gelir! Çıktım sokağa selam verecek adam kalmamış, gittim mekâna güdülecek dava kalmamış, kulak verdim ortama boş teneke kıyl-u kâl, delikanlı laf, söz, ilim kalmamış, girdim meclise baktım çakallardan oturacak yer kalmamış, oturdum düşündüm sabaha kadar. Birkaç dostla birkaç itten gayrı nem kalmış? Fakirlerin çoğu "adalet" istemiyor. Zengin olmak istiyor. Adalet diye çığırtanlar yalnızca hükmü verecek elin kendisinde olmasını istiyor. Çıkamadım işin içinden Dayı. Kalktım sana geldim.

-Eylül sonbaharın hüznünü getirir bize ama Ekim öyle değildir yeğen! Ekim hüzünden sıyrılış, sakinliğe, dinginliğe doğru yol alıştır. “ İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur “ der İbn-i Haldun. Eylül ve Ekim adam olanların evrensel alışkanlığıdır.

İnsan sosyal bir varlıktır diye bir şeyler söylüyor sosyologlar. Oysa hayat tek kişilik müsameredir dünyada. Çıkar rolünü oynar vakti gelince de göçüp gidersin. Hesap günü sana yardım edecek hiç kimse yoktur. Gelirken dünyaya sen ağlarsın, diğerleri sevinç naraları atar. Hak vaki olup göçtüğünde diğerlerini ağlatırsın. Doğarken bir beze sararlar seni. Giderken bir bezle uğurlarlar seni. Diğer insanlar senin hesabını kolaylaştırmak için vesiledir.

İnsanlık, adamlık dediğin; Merhamet, adalet hakkaniyet gibi ahlaki erdemler toplum olunca test edilebilir. Bu yüzden Adamlık toplum olunca öğrenilecek bir şeydir yeğen. Kumaşının kalitesi senin dışındakilere olan yaklaşımında ortaya çıkar. Ve diğerleri ile olan münasebetin senin bu dünyadaki imtihanındır.

Bu dünyada bireyci olamazsın aman bireysin. Yapıp ettiklerin diğerlerini de ilgilendirir. Onun için insan toplumsaldır. Bu ikisi arasında şeytan mengeneye alır insanı. Kimi vardır sadece kendine yontan bir bireyci olur. Sadece kendine var olduğunu sanır, imtihanı kaybeder. Kimisi vardır toplum zindanında mapus yatar. Bireysel tüm cüzlerini partisine, kulübüne, cemaatine, tarikatına, örgütüne, ideolojisine, STK sına kiraya verir, toplumsal yapıda erir gider.

İlmin erdem ve fazileti ile donanmış bir birey, bireyci olamayınca herhangi bir yapı üzerinden suiistimal yaparak cennet vaat etmez. Alıcısının az olacağını bile bile cehennem gibi sözlerle uyarıcı olur. Farzı mahal, bir münevver bir cemaat gibi dünyalık vaat edecek güce sahip olamaz. Olmaz. Cemaat kalıpları da münevveri avam sınıfına bir türlü sokamaz. O nedenle cemaattekiler münevveri kabullenemez. Ve münevver dediğin bizim coğrafyada; toplumsal SSK’sı olmayan, güvenliksiz, korunaksız ve barınaksız kimsedir. Münevver dilerse geleneksel yapıların ilke denilen saplantılı ‘avam’ salonunda oturur SSK kartını kapar, dünyada keyfine bakabilir ama bunu bildiği için yapmaz. Yaptığı gün münevver olmaktan çıkar. Yani yeğenim adam olmaktan çıkar.

Bugün birçok yapıda öğrenmeye susamak, düşünmek, aramak ve araştırmak suç olarak telakki edilir. Bu suçu bile bile işleyen insan sayısı azdır.

Önüne konulanla yetinmeyen basiretli bir aklı kimse dizginleyemez. Taşlanmayı ve dışlanmayı göze alabilen, kınayıcının kınamasından korkmayan cesaret, adamlık damarıdır işte. Bugün kabul etmeseler de inkâr etseler de cemaat, tarikat, STK, kulüp, vb. toplumsal oluşumların çatısına sığınanların çoğunluğu dünyalık kazançlar peşindeler. Aidiyet kimlik kartı, hamili kart yakınımdır hükmündedir. Eğer toplum zindanı şubelerinden birine dâhil olmayanları bir makamda göremiyorsan şaşırmayasın. Ekim gibi yalnızlığa tercihi şuurlu bir tercih saymak gerek.

Düşün Yeğen toplum zindanın vaizleri bizi hassas yerlerimizden vurup görünür olan ibadetlere teşvik ederken neden derinleşmemizi, sorular sormamızı ve hakikati arayan bir yolcu olmamızı istemezler dersin yeğen? Düşün…

Son olarak bendeki cevabını versem de bir soru sana yeğen. Üzerinde düşün iyice.

Siyah ve beyaz renklerin asaleti nedendir bilir misin yeğen?

Kendilerini göstermek için gökkuşağına ihtiyaçları yoktur da ondan. Renkten renge girmek bukalemun karakteridir. Reklamlar ondan renklidir.
Siyahın gökkuşağına ihtiyacı yok, gece tamamen onun asaletidir.

Beyaz aydınlıktır, katışıksızdır. Zulasında yedek ilah gibi renkler taşımaz. Asaleti ondandır.

Ekim dediğin, gazel döker toprağa ki toprak beslensin. Ekim dediğin, yağmurla toprağı besler ki yarınlara fideler yetişsin. Rüzgârın ıslığı, sur ıslığına benzer ki sana öteleri hatırlatsın. Sıkıntın adamlığınadır. Müsterih olasın. Hay de, bir çay daha iç demlisinden.


- Eyvallah … Berhudar olasın Dayı.

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Abdullah

9 Ekim 2020 22:36

Damla deryaya düşünce, Ben deryayım derse yalan değil, doğrudur. Rabbim gerçek deryayı bulanlardan eylesin. Şimdikilerin bir kuyruğu siyasette, Bir kuyruğu, şöhrette, Bir kuyruğu da parada maalesef.

Alī

9 Ekim 2020 21:15

Son harfine kadar okudum makalemeli köse yazınizı. Artık çaylarda "ilac kokuyor"mahpustayız mirim. Karıstirıyoruz sadece

Eyup Sayik France

9 Ekim 2020 13:47

Fransadan Cennet Vatana selâm. Manayı anlayıp kendini bulanlar ne erdemli ve vakur insanlardır. Ne mutlu yâşamanin manasını bilenlere. Kaleminize sağlık. Evet doğduğumdan taaa 40 yaşına kadar ne kadar aciziz onu daha derinden anlıyorum. Allah milletimizi kendini bilenlerden eylesin kıymetli kardeşlerim. Hak eden içsin şimdi bir bardak Gümüşhane çayı. Hepinize hürmetler değerli okuyucular.

Metin YILDIRIM

9 Ekim 2020 12:01

Üstad güzel bir makale olmuş. Çayı demlemenin ve içmenin de bir usulü var iken bizler maalesef bu usulü kaybettik. Hikmetten ve gelenekten yoksun bir hayat tarzı hepimizi kuşattı. Bu kuşatmayı yarmak için sizin düşünce ve tespitlerinizi önemsiyorum.

Mahmut ÖZDOĞAN

9 Ekim 2020 10:58

Eline ,kalemine ,yüreğine sağlık Hüseyin ACARLAR.Allah razı olsun.

Sabri

9 Ekim 2020 10:41

İnce bir çizgiyle anlatım çok güzel olmuş. Teşekkür ederim.

O GÜNLER GERİDE KALDI ŞAKİRRR ARTIK BENİMDE MİNÜBÜSÜM VAR

9 Ekim 2020 08:39

Ekimleri sevmem. Aksine nisan yağmurlarında ıslanmayı severim bir uyanıştır nisan. Dağlarda eriyip gelen kar sularından demlenmiş çayın yerini ne tutabilirki.

NE ÖNEMİİİ VARKİ

9 Ekim 2020 08:36

Ahlaktan sıyrılmış toplum ayazda kalmış bekçi jopu gibidir. Bu nedenledir ki kimse adalet istemiyor. Hedonist bir toplumdan ne bekleyebiliriz. Tecavüzcü chp hdpkk kapatılsın. TTB lağv edilsin

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle