Süveyş Kanalı harekâtı (14 Ocak 1915)
Cemal Paşa, 6 Aralık 1914 tarihinde Şâm-ı Şerife gelerek karargâhını Şam Palas Oteline kurdu. Otelin geniş arazisine de çadırlarını yerleştirdi. Hedefinde; Hindistan, Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelecek kuvvetlerin önünü kesmek için Süveyş Kanalına hâkim olma fikri yatıyordu. (Süveyş tutulamadığı için Çanakkale’ye yüzbinlerle asker sevkettiler.)
Bu harekâtta önemli rol oynayacak Teşkilât-ı Mahsûsa’nın lideri Kuşçubaşı Eşref de aldığı emir gereği Şam-ı Şerife intikal etti. Eşref, birlikte çalışacakları 4. Orduya bağlı 8. Kolordu'nun Alman Kurmayları Werner von Falkenberg ile Friedrich Kress von Kressenstein'la yıldızları barışmayınca özel seçtiği seyyar müfrezelerle hazırlıklarını tamamlayarak harekete geçti.
Önce, arkadan darbe yememek için Sina Çölünün giriş kapısı El-Ariş’i emniyete aldı. Sonra verdiği müthiş gerilla savaşıyla İngilizleri Sina'nın iç taraflarına kadar süpürdü ve Kalatü'l-Nahl'dan, El-Kantara'ya kadar olan kısmı kontrol altına aldı.
Yetmedi Süveyş Kanalındaki gemi trafiğini tâciz etmeye başladı. Bu tâcizler yeri geldi o kadar yoğunlaştı ki gemi trafiği durmak zorunda kaldı. Cemal Paşa’nın ordusunun önü açılmıştı.
Cemal Paşa harekete geçebilirdi. Gerçekten de Cemal Paşa 14 Ocak’ta büyük bir gayretle yola çıktı ve ordusuyla arındırılmış Sinâ Çölünü 11 günde geçerek bir rekora imza attı. Çünkü Sina Çölünü ordularıyla geçen 3. Komutan olmuştu. (İlk ikisi İskender ve Yavuz Sultân Selim’di.)
Süveyş Kanalı’na ulaşıldığında İngilizlerin cehennemî tedbiriyle karşılaşıldı. Çok şiddetli çarpışmalar yaşandı. Süveyş Kanalı birkaç kez geçilmesine rağmen İngilizlerin direnişi kırılamadı. Geri çekilme yaşandı.
Ancak İngilizler de Alman saldırılarından bunalan Fransa'nın bitmek bilmeyen yardım çağrılarına burada konuşlandırmaya mecbur kaldıkları 180 bin askerden dolayı cevap veremediler. Özellikle Eşref, İngilizlerin yoğun direnişleri karşısında günlerce çarpışmış büyük yararlılıklar göstermişti.
Bununla kalmamış, Enver Paşa’nın kendisinden istediği İngilizler hakkında istihbari bilgilere ulaşmak için, geçilemez denilen İngiliz siperlerinin arasından Süveyş'in batısına geçerek İngiliz cephesinin arkasına sızmış (Uçan Şeyh lakabı kendisine burada takılmıştır), bizzat Teşkilât-ı Mahsûsa elemanları Eczacı Vedat (Yalıntürk), Arap Kâmil ve Münime teyzeyle görüşmüş raporları elden almıştır.
Bu görüşmelerden sonra üçü de tutuklanmış, Arap Kâmil dışındakiler herhangi bir bilgi alınamayınca serbest bırakılmışlar, sadece Eşref'le ilişkisi olduğunu söyleyen Arap Kâmil sorgulandıktan sonra Kahire’de oldukça lüks bir restoran olan James Restoran'da iki İngiliz generaliyle görüştürülmek üzere kelepçeli olarak götürülmüş ve kendisine Eşref Bey ile Cemal Paşa'ya rüşvet teklifinde bulunması istenmiştir.
Arap Kâmil'e, Kuşçubaşı Eşref'e götürülmek üzere yapılan teklif şuydu. Eğer Eşref, Enver Paşa'yı harpten çekilmesine razı edebilirse 2 milyon altın komisyon alacak, ayrıca Osmanlı Devletine 10 milyon altın borç verilecekti.
Enver Paşa'nın Cihân Harbinden önce bizzat Cemal Paşa'yı göndererek Fransa ile ittifak teklifi geri çevrildiği gibi, Büyükelçilikleri üzerinden İngilizlere yapılan aynı teklife cevap verme zahmetinde bulunmayan İngiltere, "Hasta Adam" çetin ceviz çıkınca rüşvetle işini yürütmeye kalkmıştı.
Eşref, şâyet Enver Paşa'yı ikna edemezse, Sinâ'daki faaliyetine son vermesi karşılığı kendisine 50 bin altın verilecekti. Arap Kâmil bir müddet düşündükten sonra İngilizlere, "Ben Eşref Bey'i iyi tanıyorum böyle bir teklifle yanına gidersem alnıma kurşunu yerim, bırakın beni Zagazig'deki evime gideyim" şeklinde yalvarsa da tutuklanmaktan kurtulamadı.
Gerçi bu İngilizlerin ilk teklifi değildi. Daha önce de Dara-Hayfa arasındaki demiryolunun kuzeyine çekilme karşılığı yüklü miktardaki rüşveti alacak subay bulamamışlar, ama bulana kadar arayışa devam etmişlerdi.
Zorlu muharebelerin yaşandığı Süveyş’te 180 bin İngiliz'in direnişi aşılamadı. İkinci kez geri gelmek, başlanılan kanal harekâtını tamamlamak üzere ordu geri çekildi.
Kanal harekâtlarını vesile ederek bölgeye gelerek Kudüs-ü Şerif’in en önemli ilim medresesi olan Selahaddin Eyyûbî Külliye-i İslâmiyyesi'ni 1915 yılında büyük bir törenle birlikte açan Enver Paşa ile Cemal Paşa'yı da bir kez daha saygıyla anıyoruz.
2 Ekim 1187 Cuma günü Kudüs'ü fetheden Selahaddin Eyyûbî St. Anne kilisesini medrese yapmıştı. Sultân Abdülaziz 1853 Kırım Harbinde sağladığı destek için III. Napolyon'a bu medreseyi hediye etmişti. Fransızlar da burayı kilise yapmışlardı. İşte Enver Paşa bu kiliseye el koyarak Selahaddin Eyyûbî anısına O'nun adına burayı medreseye çevirmiş ve bizzat açılışı kendisi yapmıştı. Ruhları şâd olsun inşaallah…







