• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Sûltân Alparslan ve Malazgirt Zaferi (26 Ağustos 1071)

26 Ağustos 2023
A


Halit Kanak İletişim:

“Aylardan ağustos, günlerden cuma

 Gün doğmadan evvel İklim-i Rûm’a

 Bozkurt’lar ordusu geçti hücuma…

 Yeni bir şevk ile gürledi gökler 

 Yâ Allah, Bismillah Allah-u Ekber…” 

  • Sultân Alparslan, 1063 yılında amcası Tuğrul Bey'in yerine büyük Türk Hakanlığının tahtına oturduğunda, Türkler Toros yamaçlarında ve Fırat kıyılarında at koşturuyorlardı. Sultân Alparslan, babası Çağrı Bey ve amcası Tuğrul Bey’den aldığı hedef doğrultusunda 1064'te geldiği Anadolu sınırında kardeşi Melik Yakuti'ye verdiği ilk emir Van ve Kale’sini fethetmek olmuştu. Emir derhal yerine getirildi.

1066'da ise Türk Kumandanlarından Gümüştekin, akın yaptığı Nizip ve Adıyaman taraflarında karşılaştığı Bizans Ordusunu fena şekilde bozarak Bizanslı General Aruantanos’u esir aldı.

Bir yıl sonra 1067'de büyük Türk Generali Bekçioğlu Afşin Bey, Malatya'da yine çok üstün Bizans Ordusunu yenip ardından Kayseri’yi aldı. Yetmedi Torosları aşıp Çukurova ve Kilikya'yı yağmaladı, Halep önlerine geldi. Diğer taraftan Sultân Alparslan kuzeye yaptığı seferde 1068 yılında Tiflis’i fethetti. Bu fetihle Gürcülerin bir kısmı Müslüman oldu.

Bu akınlar üzerine Bizans İmparatoru büyük bir orduyla Anadolu'ya geçti. Güyâ bu akınların önüne geçecekti. Fakat umduğu gibi olmadı. Kayseri yakınlarına geldiğinde Afşin Bey'in Niksar'ı aldığını öğrendi. Sivas'a, oradan Maraş'a geldi. Gönderdiği öncü kuvvet İnal Bey tarafından bozulunca Haleb'e yöneldi buraları haraca bağladı.

İmparatorun güneyde olduğunu duyan Afşin Bey kuzeyden Anadolu’yu bir baştan bir başa çiğneyerek Sakarya kıyılarına kadar geldi. Pozantı'da bu durumu öğrenen İmparator çok kızdı. (Afşin Bey bu sarkmaları iki kere daha yapacak Ege, Konya ve Denizli'ye kadar inecekti.) Türk Akıncılarını bulmak için Anadolu'yu taramasına rağmen kimseyi bulamadı, İstanbul'a döndü. 

1069 ve 1070'de durum değişmedi akınlar devam etti. Sultân Alparslan amcası Tuğrul Bey'in alamadığı Malazgirt Kalesi’ni fethetti, Diyarbakır'a geldi, Vezir Nizâmülmülk'ü Meyyâfârikî'ne (Silvan) gönderdi. Sonra Haleb'e geldi Arap mirdâsi hânedânından Haleb'i aldı sonra Fırat ve Dicle üzerinden Ahlat'taki üssüne döndü.

Bu gelişmeler karşısında çare arayan Bizans, güçlü ve dirayetli bir komutan olan Romen Diyojen’i tahta geçirdi. Türkleri Anadolu'dan atsın diye tahta geçirilen kudretli asker Romen Diyojen, Roma İmparatoru sıfatıyla Türk Ordusunu imha etmek ve merkezleri konumundaki Rey, İsfahân, Hemedan'ı alarak, işi kökünden halletmek için 13 Mart 1071'de yaklaşık 200 bin kişilik muazzam ordusuyla yola çıktı. 

Dönüşte Irak, Suriye ve Mısır’ı almak planlarını da yapmıştı. Hatta buraları yönetecek valilerin atamasını yola çıkmadan yapmıştı.

İmparator'un hedefinde Türklerin eline geçen Bizans'ın doğudaki en güçlü kalesi Malazgirt vardı. Malazgirt'e doğru yola koyuldu. Ordunun ağırlıklarını on binlerce hayvanın yanı sıra beş bin araba taşıyordu. Devrin en gelişmiş pek çok silahın yanında 1.400 kişinin kullandığı büyük bir mancınık da vardı.

Kusursuz şekilde donatılmış 200 bin kişilik ordunun İstanbul'dan hareket ettiği haberini alan Sultân Alparslan, o sıralar bulunduğu Halep'ten harekete geçmeden önce, düşmanın karşılanması için yapılan hazırlıklar hakkında ordu komutanlarından son durum bilgisi aldı. Kendisine verilen bilgiler, Anadolu'da Bizans'ın önemli askerî üsleri ve lojistik depolarının tahrip edildiği, Bizans Ordusu bozulursa Anadolu kapılarının ardına kadar açılacağı yönünde idi. Bu bilgiler ışığında İmparatoru karşılamak üzere doğuya hareket etti.

Romen Diyojen ise Sultân Alparslan'ın Halep'ten ayrıldığını duyunca geldiği Sivas'ta önce harp meclisini topladı, durum değerlendirilmesi yapıldı. İmparator, Türkleri çok iyi tanıyan generaller Josef Trakhaniotes ile Nikeforos Bryennios'dan raporlarını aldı.

General Bryennios, öncü birliklerin başında güya Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği altın haç'ı taşıyordu. Hafif süvariden oluşan öncü Türk Tümeniyle karşılaşılınca vuruşma kaçınılmaz oldu. Bizans öncü kuvvetleri bozguna uğradı. General Bryennios yaralı olarak İmparatorun yanına zor düştü. Türk öncü tümeninin ele geçirdiği altın haç Sûltân Alparslan'a gönderildi.

Sûltân Alparslan bu arada, İmparatordan önce Malazgirt Kalesine ulaşmak için zorunlu yürüyüş emretmiş bu da özellikle Fırat'tan geçerken önemli zayiatlara yol açmıştı. Sonunda Malazgirt Ovasına ulaşıldı. Bizans ordusu da fazla gecikmedi.

İki ordu karşı karşıya geldiğinde; Yıl 1071, aylardan ağustos, günlerden cuma idi. Malazgirt Ovasında yaklaşık 200 bin kişilik Bizans Ordusu, 50 bin kişilik Selçuklu Ordusu karşısında çok kalabalık gözüküyordu.

Sultân Alparslan ordusunun başında cuma namazını edâ ettikten sonra secdeye kapandı namaz duâsını secdede yaptı.

"Yâ Rabbi. Seni kendime vekil yapıyor, âzâmetin karşısında yüzümü yere sürüyor, uğrunda cihâd ediyorum. Ey Allah'ım. Niyetim senin rızânı kazanmaktır bana yardım et."

Sonra üzerinde kefen niyetine giydiği beyaz elbisesi olduğu halde beyaz atına bindi. Bir nefer gibi dövüşeceğini göstermek için ok ve yayını bıraktı, yakın dövüş silahı olan kılıç ve gürzünü eline aldı. Askerlerine döndü şöyle seslendi.

"Yiğitlerim… Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. Ben nefsimi Âlemlerin Rabbine adadım. Benim için şehâdet de, muzzaffer olmak da bir saadettir. Allah celle celâlühü zaferi nâsib ederse istikbâl bizimdir."

Bu sözlerden sonra yüzünü Malazgirt Ovasında bekleyen Bizans ordusuna çevirdi, atını sürdü. Onunla birlikte inanmış ve adanmış bütün ordu ardından yürüdü.

Türk Ordusunda; Kutalmışoğlu Süleyman Şah, kardeşi Mansur ve yine Sultân Alparslan'ın kardeşi Yakuti Bey, Artuk Bey, Afşin Bey'in yanı sıra Sav Tigin, Ahmed Şâh, İnal Bey, Gümüş Tekin, Mengücek Bey, Dilmaçoğlu Mehmed Bey, Aslantaş Bey, Danişmend Bey, Tavtavoğlu Bey, Saltuk Bey, Uvakoğlu Atsız ve kardeşi Çavlı Bey, Tarankoğlu Bey gibi gözü kara yiğit komutanlar vardı ve herkes ne yapacağını çok iyi biliyordu.

Bizans Ordusunda merkezde İmparator, sol cenahta Aleates, sağ cenahta Nikeforos Bryennios, ihtiyatta Prens Andronikos vardı. 200 bin kişilik orduda Bizanslıların dışında Franklar, İskandinavlar, Almanlar, Normanlar, Slavlar, Gürcüler, Ermeniler, beşbin civarında ise Müslüman olmayan Peçenek ve Uz Türkleri vardı.

Vakit öğleyi geçeli iki saat olmuştu iki ordu birbirlerine iyice yaklaştılar. Vuruşma başlamaya ramak kalmıştı ki Peçenek ve Uz'lar birden saf değiştirip, Bizans'ın muhteşem gücünü bırakıp (her dönem gücün yanında yer almaya çalışanlara duyurulur) kan kardeşlerinin tarafına geçtiler. Sayıları az da olsa bu durum Bizans Ordusunun mâneviyatını kırmaya yetti.

Vuruşma, Türk Atlılarının müthiş şekilde ok taarruzuyla başladı, düşman pek çok zâyiat verdi ancak Bizans safları bozulmadı. Bunun üzerine Sultân Alparslan hızla geri çekilme emretti. Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Türklerin saldırı kâbiliyetini yitirdiğini sanarak kaçarcasına geri çekilen Türk Ordusuna beklemeden saldırı emri verdi.

Bir müddet sonra Selçuklu Hükümdarı Alparslan'dan beklenen işâret geldi. Bu "Bozkır çevirme hareketi" işâretiydi. Bu işâretle Türk Ordusu hilâl şeklinde yayıldı. Bizans Ordusu hilâlin içinde kalmış ve pusuda bekleyen ihtiyat kuvvetlerinin âni hücumuyla şaşkına dönmüş, vakit geçtikçe de yavaş yavaş erimeye başlamıştı. Akşama doğru Türk kılıcından kurtulanlar topluluklar halinde teslim oluyordu. Çılgınca dövüşen İmparator Romen Diyojen bütün mâiyetiyle birlikte yaralı olarak esir alındı. Yapılan anlaşmadan sonra (Urfa ve Antakya Türklere verilecek ayrıca ağır savaş tazminatı ödenecekti) İstanbul'a gönderildi.

Bu zafer karşısında Sultân Alparslan'a başta Halife olmak üzere yüzlerce tebriknâme gönderilmiş, kâsidelerle övülmüştür.

Komutanlardan Sav Tigin savaştan önce elçi olarak gönderildiği ve Bizans İmparatoru'nun "Sultânınıza söyleyin anlaşma şartlarını Rey'de yapacağım, ordumu İsfahân'da kışlatacağım, atlarımı Hemedan'da sulayacağım" demesi üzerine İmparatora şu cevabı vermişti. "Atlarınızın Hemedan'da kışlayacağından eminim, ama sizin nerede kışlayacağınızı bilemem" demişti. Öyle de oldu.

1071'i takip eden yıllar büyük bir fetih hareketini beraberinde getirmiştir. Sultân Alparslan zamanında Hicâz bölgesi Türk Hâkânlığına bağlandı. Mekke ve Medine Şii Fâtımi'lerden temizlendi, yeniden Abbasi Halifesi ile Türk Hâkânı adına hutbe okunmaya başladı, Hac yolu emniyete alındı. Şii Fâtımilere büyük darbe vuruldu, sindirildi. Selahaddin Eyyûbi yaklaşık yüz yıl sonra bunun faydasını görecek Fâtımileri ortadan kaldıracaktı.

Sultân Alparslan, 1072'de şehid edildiğinde 43 yaşını 9 ay 6 gün geçmişti. İslâm Hâlifesi ilk defa bütün dünya Müslümanlarına başsağlığı dileyen resmi bir beyannâme yayınladı. İkinci Büyük Türk Hâkân'ı olarak saltanatı 9 yıl 1 ay 18 gün sürmüştür. Seferiye Hâtun ile evliydi yerine 17 yaşında büyük oğlu Sultân Melikşâh geçmiştir.

Yıllar yılları kovaladıktan sonra Sultân Alparslan'ın kaybettirilen kabri zaman içerisinde tamamen unutturulmuş, günümüze kadar bulunamamıştır. Ancak büyük Türk Hâkânının kabrini bulma çalışmaları günümüzde de devam etmektedir. 

42 ülkede faaliyet gösteren Türk Dünyası Dayanışma ve Yardımlaşma Derneğimizin Genel Başkan Yardımcısı ve değerli akademisyenlerinden Fethi Ahmet Yüksel Hocam bu arama ekibinin bizzat içerisinde konuyu yakından takip etmekte, gerekli izinleri beklemektedir. 

Anadolu’nun Fethi ve Malazgirt Zaferi’nin 952. yılı etkinlikleri için geldiğimiz Sultân Alparslan’ın harekât merkezi Kubbet’ül İslâm Ahlat’tan, başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, TİKA’mızın yetkililerine sesleniyorum. Ceddimiz Sultân Alparslan'ın kabrini bulma çalışmaları için kardeş ülke Türkmenistan’ımızdan gerekli izinlerin alınması ve birbirinden kıymetli arkeolog, jeolog, zoolog ve sanat tarihçi hocalarımızın özellikle Merv yakınlarındaki Macan Cuma Mescidi avlusunda yeniden çalışmalara başlaması için hassasiyet göstermelerini hem bir Türk Dünyası sevdalısı, hem de STK Başkanı olarak istiyor ve arzu ediyoruz inşallah…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

kani

yok sayin yazar o islere bakmiyor osmanli ve selcuklu yaziyor

Yakın mı uzak mı?

İnşâallâh bir gün, yakın tarihimizi de kadîminki kadar açık ve seçik yazıp okuyabiliriz.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23