• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Rusların Silistre kuşatması ve bozguna uğramaları 15 Mayıs 1854

13 Mayıs 2023
A


Halit Kanak İletişim:

“VATAN YAHUT SİLİSTRE”

Eflak ve Boğdan’ın Ruslar tarafından işgâl edilmesinden sonra Osmanlı ana topraklarının başladığı Tuna Nehri’nin alt kısmı doğal sınır olmuştu. Saldırgan Rusların nerede duracağı belli olmayacağından Tuna kıyıları çok iyi bir şekilde korunmalıydı.

Bunun için Serasker Ömer Lütfü Paşa, başta Vidin olmak üzere Tuna kıyılarında savunma tedbirleri aldı. Rus Çarı’nın 5 Mart 1854 tarihinde çok güvendiği Knyaz İvan Paskeviç’i Tuna’daki ordunun başkomutanı olarak atamasıyla Ruslar harekete geçtiler ve 23 Mart 1854 tarihinde Tuna Nehri'ni üç koldan atladılar. 

Hedeflerinde en zayıf nokta ve en kolay yutulur lokma olarak gördükleri Silistre vardı. Ruslar yavaş hareket etmekle birlikte, büyük bir orduyu nehrin karşı kıyısına başarıyla geçirerek Türk topraklarında ilerleyişlerini sürdürerek Silistre önlerine geldiler.

Silistre’nin bu orduya karşı uzun süre dayanması mümkün gözükmüyordu. Bu nedenle Ruslar Silistre’nin düşüşünün kesin olacağını söylüyorlar, sadece kaç gün dayanabileceği konusunda değişik tahminler yapıyorlardı. Oreneral Lüders gibi Silistre’nin 14 gün içerisinde düşeceğine inananlar vardı.

Silistre Kalesi, çeşitli toprak tabyalarla da çevrelenerek savunma tedbirleri alınmıştı. Güneyde Mecidiye, Arap ve Yılanlı tabyaları güçlendirilmişti. Kuşatmanın başlangıcında ilk savunma hattı olan Arap Tabyası’nda Miralay Mustafa Bey komutasında 3 Mısır taburu ve 6 top bulunuyordu. Başıbozuklar ile birlikte yaklaşık 3.000 kişiye ulaşan bu kuvvet Rus’ları bekliyordu.

Ruslar, Başkomutanları Mareşal Paskeviç ile Tuna üzerinde bir Türk Kalesi olan Silistre’yi 85.000 askerle muhasaraya başladıklarında tarihler 15 Mayıs 1854’ü gösteriyordu. Silistre önlerindeki Rus ordusu 77 tabur, 68 süvari bölüğü, 2700 Kazak ve 266 toptan oluşuyordu. Ve aynı gün Rus topları Musa Hulusi Paşa’nın 8.000 askerle savunduğu Silistre’yi dövmeye başladı.

Silistre’de sadece altı piyade taburu vardı. Musa Hulusi Paşa bu askeri yeterli bulmuş, sadece bir miktar süvari ve topçu istemişti. Bu talep karşısında Silistre’deki Osmanlı kuvvetleri sayısında artış gözlemlendi. Çünkü Ömer Lütfi Paşa, Silistre’deki taburların eksiklerini tamamlamak için iki tabur asker ve 800 başıbozuk süvari daha göndermişti.

Bu minval üzerine çarpışmalar sürmekte fakat üç hafta geçmesine rağmen Mareşal Paskeviç neticeye gidememişti. Türk birlikleri Arap Tabya'dan Rus hatlarına hücum ediyor, düşmanın hendek ve lağım faaliyetlerine engel olmaya çalışıyordu.

Muhasaranın 25. gününde, Silistre’yi bir an önce düşürmek isteyen Mareşal Paskeviç olanca gücüyle yüklendi. Çarpışmalar göğüs göğüse devam ederken, Musa Paşa’nın yiğitleri aynı şiddetle cevap vermiş ve bu çarpışmalarda Rus Başkomutan ağır şekilde yaralanmıştı. 

Çar Nikola; Rusya’ya dönmek zorunda kalan Başkomutan Mareşal Paskeviç’in yerine Prens Gorçakof’u cepheye sürdü. Prens Gorçakof, yanında Orgeneral Schilder ve Orgenal Luders olduğu halde Silistre’ye gelir gelmez kendisini göstermek ve Türklere iyi bir ders vermek için 13 Haziran’da büyük bir taarruz başlattı.

Gerçekten boğaz boğaza saatlerce süren çarpışmalar yaşandı. Musa Paşa emrindeki bir avuç askerle bu taarruzu da başarıyla püskürttü. Yetmedi karşı taarruzla Ruslara çok ağır zayiatlar verdirmeyi başardı. Prens Gorçakof’un yaralandığı yetmediği gibi, Orgeneral Schilder ölmüş, diğer Orgeneral Luders de çok ağır biçimde yaralanmıştı.

Musa Paşa iki gün sonra beklenmedik bir şekilde yeniden saldırıya geçtiğinde ise iyice yılgınlığa düşen Ruslar verdikleri 15 bin ölü, 25 bin yaralı ile ordusunun yarısı devre dışı kalmış vaziyette hızlıca kuşatmayı kaldırarak geri çekildiler. 

Ancak başarılarından dolayı Mareşal rütbesiyle taltif edilen Musa Paşa bu son taarruzunda bir düşman güllesiyle şehid olmuş, yerine yardımcısı Rıfat Paşa geçmişti.

Fakat Rusların bu kuşatmada 41 gün içerisinde 9 generalleri ölmüş çok ağır olmak üzere üç mareşalleri de yaralanmıştı. Bu zafer yıllarca dilden dile konuşulduğu gibi vatan şâiri Namık Kemal tarafından “Vatan Yahut Silistre” adlı piyesiyle ebedileştirilmiştir.. Mekânları cennet olsun inşaallah..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Uğur

O sene 15 Mayıs'taki ilk geri püskürtmeden sonra Silistre muharebesi haziran ortalarına kadar sürmüş. Keza elbette yine aynısı olacak. Uluslararası ve mahalli Zilletçilerin bu sefer propaganda ve eziyet yoluyla olan taarruzları, yaygara ve yalan ve diğer saldırıları haziran ortalarına dek sürecek. Ama Allah dilerse yine arka taraflarını dönüp kaçacaklar.

Uğur

Allah dilerse ondan 169 sene sonra, bu 15 Mayıs'ta da küffarı ve münafıkları seçim sandıklarında geri püskürtmüş olacağız. İlginçtir ki düşman yine şimdiki Batı Ukrayna'da konuşlandı, fakat o bu sefer NATO'dur. O zamanki düşman şimdiki Batı Ukrayna'dan gelerek muharebe için mart başlarında harekete geçmiş ve kendilerine çok güvendikleri hâlde 15 Mayıs'ta yenilmişler. Şimdiki düşman olan NATO köpekleri de propaganda muharebesi için, depremin etkisini de kendilerinden yana sanarak yine büyük bir özgüvenle, YİNE MART BAŞLARINDA harekete geçtiler! Cidden onların taarruza geçişini sosyal medyada mart başlarında bir anda fark ettim! Bu seneki cihadımızın son iki günü hayırlı olsun, Allah yine fatih ve muzaffer kılsın, utandırmasın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23